Reklamı Kapat

İşte mutluluğun anahtarı!

Eski çağlardan bu yana düşünürler insanlığın mutluluğu üzerine kafa yoruyorlar.

Binyıllar geçti insanın doğada var olmasının üzerinden.

Uygarlıklar kuruldu.

İnsan aklını kullanarak zihinsel ve bedensel uzantısı olan müthiş bir teknoloji üretimi yaptı.

Dünyaya sığamaz hale gelen insanlık dünyayı aşıp uzayın derinliklerine doğru yolculuk yapabilmenin yolların keşfe yöneldi.

Gelişmelerin uzak değil, yakın gelecekte bile neler getireceğini tahmin etmek neredeyse olanaksız hale geldi.

Bütün bunları başaran insan bir konuda çaresiz.

Mutluluğu yakalayamadı.

Evet, doğa karşısındaki mücadelesinde inanılmaz aşamalar kaydeden insan kendisiyle mücadelede ne ilginçtir ki hiçbir aşama kaydedemiyor.

Kendi sırrını bir türlü çözemedi.

 Dolayısıyla da mutluluk nedir, ona nasıl ulaşılır, nasıl mutlu olunur konularında ruhbilimciler binlerce soru sormaya devam ediyorlar.

YANITLAR İSE HALA NET DEĞİL

Neden mi?

Çünkü insan doğayla mücadele ettikçe, onu aşmaya çalıştıkça, icadı olan her yeni teknolojiyle onu aştıkça, ondan uzaklaştıkça aslında kendisinden de giderek uzaklaşıyor.

Ne olursa olsun insan doğanın içerisinde varlık gösteren ve doğanın bir parçası olarak gelişen bir varlıktır.

Doğadan uzaklaştıkça kendisinden de uzaklaşması bu nedenle.

Kendi yapımı olan teknolojinin güdümüne girdikçe kendi özünden uzaklaşıyor.

Kendi değerlerini, arzularını, beğenilerini, hazlarını teknolojiyle yoğurması aslında bir bakıma kendi teslimiyetini de beraberinde getiriyor.

Teknolojiden kendisine güç aktarımı yaptıkça, aslında kendi doğasında var olan potansiyel gücün azaldığının farkında değil.

Kendi yapımı olan teknolojiye taptıkça kendi hemcinsleri olan insanlara yönelik duygu aktarımı azalıyor, duygusal enerjisi tükeniyor.

Teknolojiyle sarmalanmış bir dünyada oldukça mekanik bir yaşam biçimi içerisinde yaşamaya çalışırken aslında kendisine, insandan uzak bir dünya yaratıyor.

Teknolojiyle kuşatılmış dünyasında yalnızca öteki insanlardan soyutlanmıyor, aynı zamanda da kendi insanlığından soyutlanıyor.

Yabancılaşıyor.

Kendisine yabancılaşıyor.

Öteki insanlara yabancılaşıyor.

İnsanca değerlere yabancılaşıyor.

En vahimi de insanca duygulara yabancılaşıyor.

Bu yabancılaşma, insandan yoksunlaşma ise onu inanılmaz bir yalnızlığa, dolayısıyla da mutsuzluğa götürüyor.

Kendi yapımı olan teknoloji insanın kendi kurdu oluyor, içten içe yiyip tüketiyor onu.

İçindeki duyguları, insanca düşünceleri, değerleri vb. içten içe yiyip tüketiyor.

Teknolojiye sahiplik veya sahiplik arzusu içini kasıp kavururken insana sahipliğinin yitip gittiğinin farkında bile değil ne yazık ki. İnsanca duygularla sahiplik bağı ise hızla zayıflıyor.

OYSA İNSANIN YAŞAM ENERJİSİDİR DUYGULARI

Sevgi yoksa, sevmek duygusundan soyutlanmışsa insan, yaşam enerjisini yitirmiş demektir.

Yaşam enerjisini yitiren birinin mutluluğu söz konusu bile olamaz.

Sevmek gerek, sevgiyle sarılmak, sevgiyle ısınmak.

Ama zorunluluktan değil, içinizden gelerek sevmek.

Mutluluk kendiliğinden gelir o zaman.

 Hem mutlu olmak hem de mutlu etmek mümkün o zaman.

Stres küpü insanlar görürüz çevremizde.

Ağızlarından çıkan her söz öfkeye bürünmüştür.

Yüzleri hiç gülmez. Başkalarının gülümseyişleri de onları hiç etkilemez, hatta sinirlerini bozar.

Sevgi yoksunudur bu insanlar.

Sevgiyi yeşertecek, yaşatacak enerjileri yoktur çünkü.

Mutsuzlukları da bundan.

Dolayısıyla da mutluluğun formülünü ararken çok da uzaklara gitmeye gerek yok aslında.

Mutluluğun kaynağı kendi içimizde.

Eğer memnunsak kendi varlığımızdan, memnunsak yaşamaktan mutlu olmak potansiyelimiz var demektir.

Eğer sevebiliyorsak, ta içten gelerek, üstelik de nedensizce sevebiliyorsak mutlu etme potansiyeline de sahibiz demektir.

Mutlu olabilmek ve mutlu edebilmek için sevgiden başka hiçbir formül aramaya gerek yok bence. Mutluluğun tek enerji kaynağı sevgidir.

Sevmek, öyle ya da böyle sevmek değil, nedensizce sevmek, karşılık beklemeden, çıkar gözetmeden sevebilmek.

Mutsuzluk imkansızlaşır o zaman. (Alıntı: e-psikiyatri.com- Prof. Dr. Nazife Güngör)

MUTLULUKLA İLGİLİ SÖZLER

1.Kendi içinde yolculuk yap. Günlük tut. Kalbin, gönlün, vicdanın ne diyor? Neyi öne çıkarıyor? Dünyaya bilinçli bakmanın yolu başta bu iç yolculuktan geçiyor. (Sokrates)

2.Dürüst ol, adil ol, hakça düşün. İçinden gelen sesin öne çıkardığı değerleri koru. Hayatta bir şeyleri korumak için ayakta kalmazsan, her şey seni düşürür. (Mevlana))

3.Sesi müziğe dönüştüren aşktır. Aşk olmazsa, sevgi ilişkileri yoksa, özen eksikse, hayatın kuru bir daldan farkı kalmaz. (Aziz Paul)

4. Yaptığımız her şey hayal kurarak başlar. Hayat herkes için; hayalleri gerçekleştirmek ve yapabileceğinin en iyisi, olabileceğinin en güzeli peşinde gitmektir. Bobby Kennedy'nin sözü gibi: Diğerleri dünyaya bakıyor ve "Neden?" diye soruyor. Ben bambaşka bir dünya düşünüyor ve "Neden olmasın?" diye soruyorum. (Albert Einstein)

5.Güzel hayat doya doya yaşanır. Mutluluk paylaşılır, hayatı sevme hissi coşkuyla beraber gelir. Ruhun müziğinde "Haydi bastır, göster kendini" temposu vardır. Kibir değil, coşku! (Mae West))

6.Başarı cesaret ister, başlangıçtaki cesaret sonradan inanca dönüşür. İnanç insanlığa daha iyi hizmet arzusuna dönüştüğünde, fırsatlar yelpazesi yukarı bir seviyede tekrar açılır. (Sun Tzu)

KADER VE MUTLULUK

Keder insana paslı bir zincir

Takma koluna bileğin incir

Mutluluk baldan tatlı bir incir

Bulursan onu herkese yedir...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mesut Akbulut - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?