Seviye aranıyor!

Açık konuşmak gerekirse bir müddettir “haber alma” kanallarını takip etmek bana acı veriyor.

Özellikle sosyal medya özelinde herhangi bir haberin altındaki yorumlara bakacak olsanız, kullanılan üsluba, meselenin ele alınış biçimindeki yüzeyselliğe ve daha da önemlisi insanların birbirini nasıl “düşman” gördüklerine şahit olmak, yüreğime dokunuyor.

Hele ki konu dinle ilgili olunca…

İslam dünyasından herhangi bir gayr-ı ahlaki ve üzücü haber söz konusu olduğunda seyreyleyin “meydan muharebesini”…

Bir kesim başlıyor “bunlar hep İslam’ın eseri, dinler şöyle kötü, dine inananlar (çok afedersiniz) şöyle beyinsiz…” naraları atmaya…

Bunun karşısında İslam’ı savunmak üzere atağa geçenlerin bir kısmı ise başlıyor “Allah belanızı verecek” minvalinde tehditler ile “irşad (!)” görevini yerine getirmeye…

Ortaya çıkan tabloya baktığınızda ise gördüğünüz tek şey “en galiz küfrü kim edebilir?” yarışından başka bir şey değil…

Bu yarışın gösterdiği bir husus da var ki aslında “düşünme” ve buna bağlı olarak kendimizi “doğru ifade edebilme” yetimizi gittikçe kaybediyoruz.

Zira sözlü şiddet de dahil olmak üzere şiddetin her türlüsünün altında bir biçimde “acizlik” hissi yatar.

Sözlü şiddetin altındaki acizliğin nedenini ise genellikle kişinin savunduğu şeyi iyi bilmemesi, buna bağlı olarak meselesini izah etmekte zorlanması oluşturur.

Bildiğini ifade etmede kavram ve kelime dünyasının eksik kalması da bu acizlik ve dolayısıyla öfke halini tetikler.

Neticede sloganların, ortalama 500 kelimelik bir dille, büyük meseleleri açıklamasını bekleyen insanların beklediğini elde edememenin getirdiği acizlik duygusuna dayalı öfke krizlerine sahne olan mecraların gittikçe arttığına şahit oluyoruz…

Bunun sonucunda geldiğimiz noktanın ise tek bir tanımı var:

Seviye düşüklüğü…

Öncelikle şunu belirteyim: Ben dinle ilgili örnek verdim ancak bu her alanda görülen bir “hastalık” kanaatimce.

Ancak inansın inanmasın insanların, bu ülkenin kültür unsurları içerisinde önemli bir yer tutan dinle ilgili meselelerin ele alınışında, bahsi geçen tutumu hakim kılması, bu toplumun çözülmesi tehlikesini arttırmaktadır.

Çünkü din, sadece bir inanç meselesi olarak değil, kültürel unsur ve buna bağlı olarak ortaya çıkan değerler sistemi açısından da toplumlarda birleştirici bir rol oynar.

Eğer değerlerin içi boşaltılmazsa…

Bu boşaltmanın en önemli vasıtalarından biri de “seviyesizlik”tir ki bu durum, aynı düşünceyi bile paylaşsanız ortak bir noktaya gelme imkanınızı ortadan kaldırabilir.

Sınırlarımızın hemen yakınında yaşanan hadiseler göz önüne alındığında bu seviyesizliğin yol açacağı kargaşanın bizi nereye götüreceğini anlamak da zor olmasa gerek…

İşte o zaman inanan inanmayan tüm vatandaşlarımız için çok geç olmaz mı?

“Bir üslup meselesi bizi buraya getirir mi” demeyin!

“Söz ola kestire başı, söz ola bitire savaşı…” derken boşuna dememiş atalarımız…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Banu Gürer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Hürriyet Caddesi trafiğe kapatılmalı mı?