Yine bir ağaç devrildi

Geçtiğimiz çarşamba günü “insanların soluduğu havadan zehirlendiği” halde “Yürüyüş Yolu” olarak tanımlaman yerde bir çınar ağacı daha devrildi. Bu son yıllarda devrilen üçüncü çınar ağacı…

Eylül ayı içinde dört ayrı bölüm halinde yazdığım gibi bir ağacın devrilmesinde ana neden kesinlikle rüzgar veya fırtına değildir. 

Peki! nedir diyeceksiniz; Oluşturabilmiş olduğu kök sisteminin çeşitli nedenlerle küçülmesidir. Ama dikkat ediniz;  “küçülmesidir”, yani “küçük olması” değildir. Çünkü her ağaç ortama ve genetik özelliklerine bağlı olarak gelişir ve kökü ile gövde tacı arasında büyüklük bakımından bir denge oluşur. Yani gövde ve dolayısıyla taç ne kadar gelişmiş ise kök de o kadar gelişir. Kökün normal gelişimini önleyen faktörler gövde ve tacın da gelişimini azaltır.

Bu yolda, yıllarca yanlış zamanda, tek yönlü ve yoğun budamalar sonucu  adeta devrilmeye hazır şekilde eğrilmiş (hatta kıvrımlara sahip) gövdelerinde derin oyuklar oluşan, diplerinde kanal açma, duvar örme gibi işlemler sonucu kök gelişimleri engellenmiş bu ağaçların devrilmesi için kuvvetli rüzgar şart  değildir.

Devrilen ağacın bıraktığı kök boşluğunun resimlerini çektim. Kalan boşluk ile gövde ve tacının büyüklüğü arasında ilgi yok. Devrilme sırasında kopan yan kökler de yok denecek kadar az. Yani kök küçülmüş ve gövdeyi taşıyamaz duruma gelmiş. Çevrelerinde yapılan betonlaştırma işlemleri nedeniyle kök alanlarındaki toprağın su ile doygun kalması da bu ağaçların devrilme riskini en üst düzeye çıkartmış.

Belediyenin ilgili birimleri kent ağaçları üzerinde devrilme riski ile bağlantılı olarak sağlık durumlarını belirlemek için periyodik de olsa  kontroller yapmakta mıdır? Bu olay kesinlikle yapmadıklarını ortaya koymuştur. Halbuki bu yolda devrilme riski taşıyan çok sayıda çınar ağacı bulunmaktadır. Tehlike her an geçerlidir ve sadece rüzgarla bağlantılı değildir. Yani hiç rüzgar olmayan bir anda da  devrilmelerle karşılaşmak mümkündür.  Acaba devrilen ağaçların altında insanlar kalınca mı böyle bir çalışma gündeme gelecektir?

Bundan sorumlu olması gerekenlerin sığınabileceği tek liman, devrilmenin, örneğin gökten düşen bir meteor taşının ağaca isabet etmesi gibi  “öngörülemez” bir etken nedeniyle olmasıdır. Bir başka örnek vereyim; İzmit’te şimdiye kadar en şiddetli rüzgar ( 86 yıllık kayıtlara göre) 14. Mart 1973 günü 121 km/saat hızla esmiştir. Bu durumda neden olarak şiddetli rüzgar ileri sürüldüğünde “öngörülemezlik” rüzgarın  en az 122km/saat hızla esmesi halinde söz konusudur. Yani rüzgar nedeniyle devrildi diyebilmek için rüzgarın en az 122 km/saat hızla estiğini ispatlamak gereklidir.

Çünkü “öngörülemez” etken için önceden tedbir alınması hukuken de konu değildir. Ama olay, “öngörülebilen” bir neden sonucu olmuş ise ortada bir ihmal var demektir.

Bu ağacın devrilme haberini alınca Park ve Bahçeler Müdürlüğündeki teknik elemanlar ağaç kaldırılmadan önce kök durumunu, toprağın özelliklerini, gövde ve özellikle kök boğazı ve köklerdeki böcek ve mantar gibi  zararlıların varlığını incelediler değil mi? Örneğin kökünden bir parçayı ellerine  alıp kokladılar mı? Bir seferinde dünyanın en geri kalmış yeri sayılan Patagonya’da, kentte bir ağaç devrildiğinde olay yerinde 10 kadar  elemanın inceleme yaparak rapor yazdığını duymuştum da aklıma geldi!..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Güler - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Hürriyet Caddesi trafiğe kapatılmalı mı?