İş ahlakı dürüstlüğü gerektirir

Günlük hayatımızda iş dünyamız ile ilgili çok sayıda şikayetlerimiz olur. Yaptırdığımız işlerin sağlam ve düzgün yapılmadığını, verdiğimiz işin zamanında bitirilip teslim edilmediğimiz, tamire verdiğimiz bir aletin iyi tamir edilmediğini, aldığımız ürünlerin bozuk ve kalitesiz olduğunu, alış verişte kandırıldığımız verilen sözün yerine getirilmediğini, çeşitli kurumlarda zorluk çıkartılarak işlerimizin çözümlenmediğini aramızda konuşur ve yakınır dururuz. Peki bütün bunların nedenleri üzerinde hiç düşündük mü? Niçin böyleyiz, niçin işler tıkırında yürümüyor, niye birbirimizi strese ve sıkıntıya sokuyoruz şeklinde kafa yorup çözüm çareleri arayabildik mi?

Bütün bu soruların cevabını gene insanda ve özellikle de kendimizde aramalıyız. Acaba mesleğimizde iyi yetiştik mi? Bize verilen işi sağlam yapıp zamanında teslim ediyormuyuz. iş konusunda verdiğimiz sözde duruyormuyuz?Ticari hayatımızda ise hile-hurda karıştırmadan, başkalarını kandırmadan doğru dürüst olabiliyormuyuz? Bütün bu sorulara "EVET" diyebilmemiz için ahlaklı olmamız ve özellikle de "iyi bir iş ahlakına" sahip olmamız şarttır. Bunun için Şair:

"Ahlak iledir nizam-ı alem

Ahlak iledir Kemal-i adem" demiştir.

İnsan bir kötülük  işlediği zaman, başkalarının işlerini aksattığı ve yaptığı işi sağlam yapmadığı zaman bundan doğan zarar-ziyanın  başkaları kadar kendisine de olduğunu iyi bilmelidir. Çünkü içinde yaşadığımız  topluma kötülüklerinizle zarar veriyorsanız bilin ki bu kötülük sizi de kapsayacaktır. Ben bunu göle atılan bir taşa benzetirim. Göle düşen taş halka halka dalgalar halinde bütün gölü kenarlarına kadar etkiler. Toplumun içinde yaşayan bir kişi de halka halka bütün toplumu olumsuz etkilediği gibi kendisi de o toplumun içinde yaşadığından yaptığı kötülüğün zararını görecektir.

Atalarımız çocuklarının eğiliminde üç hususa çok dikkat ederlerdi:

1- Çocuklarının mesleğinde tam yetişmesi. Mesleğini iyi bilmesi

2- Genel ahlakın içinde iş ve meslek ahlakının çok iyi geliştirilmesi

3- Mesleğinde araştırıcılık  ruhu verilmesi (Devamlı yenilikleri öğrenmesi)

Bugün bu kuralları yerine getiren Ülkeler kalkınmışlardır. Biz ise atalarımızın önem verdiği bu hususları biraz ihmal etmiş görünmekteyiz. Çocuklarımıza iyi meslek edinme, iş ahlakı ve devamlı mesleklerinde daha ileriye gitme, yenilikleri öğrenme esaslarına özen göstermeliyiz. Aksi takdirde iş dünyamızdan şikayetlerimiz  hiç tükenmez...

Şunu da iyi bilmek gerekir ki teknolojinin küçülttüğü bugünkü dünyamızda mesleğini iyi bilen ve işini sağlam yapanlar iş pazarlarında kolayca iş bulabileceklerdir. Ticaret pazarlarında da kaliteli Ürünler alıcı bulabilecektir. Bu durumu oluşturmak da iyi bir iş ahlakı ile mümkündür.

Sosyal hayatı düzenleyen bir takım temel değerler vardır. Bunlar ahlaki, hukuki ve dini değerlerdir. Temel ahlaki değerler; din ve hukuk arasında müşterektir. Adalet, doğruluk, dürüstlük, itidal, emanet, hoşgörü, kanaat, cömertlik, çalışkanlık ve sabır gibi değerler, sosyal hayatı mümkün kılan ahlaki değerlerdir. Bu değerlere göre düzenlenip inşa edilmeyen toplum hayatında sosyal barışın sağlanması, toplumun birlik ve beraberliğinin korunması mümkün değildir. Bu sebepten din ve hukuk insanları bu ahlaki değerlere uygun olarak davranışta bulunmaya teşvik eder. Din bu teşviki, sevap ve günah kavramlarıyla manevi yolla, hukuk ise bu değerlere aykırı hareket edenlere maddi cezalar vermek suretiyle verir.

Çalışma hayatında iş ahlakı çok önemlidir. İşin noksansız ve sağlam yapılması, süresi içinde bitirilmesi, işveren ile çalışan arasında karşılıklı saygı ve güvenin olması verimliliği arttırır. Bu hususta dikkat edilmesi gereken bazı hususları şöyle sıralayabiliriz:

1- İŞÇİ VE İŞVEREN İLİŞKİLERİ SAĞLIKLI OLMALIDIR

İşveren ve işçiler çalışma hayatında el-ele, omuz-omuza vererek bir kardeşlik ruhu içinde olmalıdırlar. İşçi kendisine verilen işi hakkıyla yapmalıdır. işveren ise işçinin her türlü hak ve hukukunu korumalıdır. Ücretini zamanında tam olarak  vermelidir. Sevgili peygamberimiz bu konuda: "İşçinin ücreti işi bitirdikten sonra hemen ödenir" buyurmaktadır. Gene bir defasında "İşçinin Ücretini teri kurumadan veriniz." Emrini vererek çalışanların Ücretinin zamanında ödenmesini istemiştir. Şu durumda işçi ve işveren aralarında anlaştıkları  kuralları yerine getirmeye dikkat etmelidirler.

2- SANATKAR SANATININ HAKKINI VERMELİ VE İŞİNİ SAĞLAM YAPMALIDIR

Her çalışan işini hakkıyla yapmalı ve sanatını, ustalığını, bütün maharetini yaptığı işinde göstermelidir. Böyle olunca yapılan iş sağlam, Üretilen ürün kaliteli olur. Peygamberimiz: "İşini güzel yapan işçiyi Allah sever” buyurmuştur. Bir diğer sözünde: "Kişi çalışmakta kusur ederse Allah onu gam ve gussaya müptela .eder” buyurmuştur. Sanatının hakkını veren sanatkara da “Muhakkak ki Allah mümin sanatkar kulunu sever” buyurmuştur.

3- HELAL KAZANMAYA VE İNSAN HAKLARINA  DİKKAT EDİLMELİDİR

İşinin hakkını vermek, doğru söylemek, başkalarının hakkını yememek iş hayatında çok önemlidir. Bu konuda sevgili Peygamberimiz: "Hiçbir kimse kendi elinin emeği ile kazandığından daha hayırlı bir lokma asla yiyemez” buyurmuştur. Diğer taraftan ticaret hayatında hile yapmadan, kandırılmadan dürüstçe hareket etmek kazancına haram karıştırmamak bir ticaretçi için çok önemlidir. Haram insan karakterini bozar ve gelecek nesillerde ise olumsuz izler bırakır. Gene Peygamberimizin helal kazanmak konularında:

- "Allah Kulunu helal kazanç talebinden yorgun düşmüş görmeyi sever”

- "İnsanın yiyip içtikl'l\ıinin en helal ve bereketli olanı çalışıp kazanarak aldıklarıdır” 

- "Hiçbir kimse kendi elinin emeği ile kazandığından daha hayırlı bir lokma asla yiyemez”

- "Sizin yediklerinizin en temizi elinizle kazandıklarınızdan olandır. Muhakkak ki kardeşim Davut Peygamber de elinin kazancıyla geçinirdi".

4- TİCARETTE HİLE YAPMAMALIDIR (DOĞRU-DÜRÜST OLMAK)

Peygamberimiz ticari işlerinde dürüst olan ticaretçiyi övmüş, hile yapanları ise yermiştir:

"Doğru sözlü ve her konuda kendine güvenilen bir ticaret adamı, ahirette Peygamberler, sıddiklar ve şehitlerle birlikte beraber olacaktır" diyerek doğru ticaretçinin Allah katında yerinin ne kadar yüksek olduğunu açıkça vurgulamıştır.

Bunun karşılığında aldatmayı şiddetle menetmiştir. Bir gün çarşıda dolaşırken buğday yığınında bir ıslaklığın farkına varır. Bunun sebebi olarak yağmurdan ıslanmış olabileceğini gösteren mal sahibine; ıslak tarafı herkesin görebileceği şekilde üste koyması gerektiğini söyledikten sonra "bizi aldatan bizden değildir" buyurur. Bir başka sözünde de:

"Müslümana ihanet eden, zarar veren yahut hile yapan kişi, bizden değildir" buyurmuştur. Bir başka hadiste de:

"Müslüman, diğer müslümanların elinden ve dilinden güvende oldukları kimsedir" buyurur.

5- ADALET VE HAKKANİYET ESASI GÖZETİLMELİDİR

İş çalışma hayatında adalet ve hakkaniyete uygun davranmak "Bir işin hakkını vererek yapmak" demektir. İşin nasıl yapılması gerekiyorsa öyle yapılması gerekir. Yapılan işin hakkını vermek; o işi o günün standartlarında en güzel, en kaliteli bir şekilde yapmak anlamına gelir. İşveren durumunda olanlar, o işin hakkını verme konusunda çalışanları maddi ve manevi açıdan uygun bir ortam hazırlamakla, çalışanlar da sağlanan ortamı en iyi şekilde değerlendirmekle yükümlüdürler. Bu aynı zamanda "emanet" değerinin bir gereğidir.

6- İŞGÜCÜ VE ZAMANI İYİ KULLANMALIDIR

Çalışma hayatında kişinin işgücünü ve zamanı iyi kullanması verimliliği arttırır. Esasen zamanı iyi kullanmak başarının temelini oluşturur. İnsanın bütün gücünü kullanarak verilen işi zamanında teslim etmesi gereklidir. İşi belirlenen zamanda bitirip teslim etmeyen karşı tarafın mağduriyetine meydan verir. Bu durum, işvereni de zor duruma sokar, zincirleme işler bozulur, lüzumsuz zaman kaybı olur. Her işi iyi planlamak ve gerekli metotları kullanarak zamanında bitirmek gereklidir.

İnanan kişi kendinde her işini düzgün yapma sorumluluğunu hisseder. Çünkü bilir ki yarın ilahi hesap gününde yaptığı her bozuk işin ve bununla insanlara verdiği  zararın  hesabı kendisinden sorulacaktır. “Kim zerre kadar hayır işlerse, onun karşılığında mükafat olarak onu görür, kim zerre kadar kötülük işlerse onun karşılığında ceza olarak onu görür.” Gene iyi bilir ki bu dünyada yapmış olduğu her kötü iş sadece başkalarına zarar vermekle kalmaz, kendisine de zarar verir.

Diğer taraftan Peygamberimizin "Din muameledir" sözünü göz önünde bulundurarak inancının ve ibadetlerinin gereği bütün işlerini doğru, dürüst ve hilesiz yapar. "Gerçekten kılınan namaz, insanı her türlü kötülükten men eder" ayetine göre, sağlıklı ihlaslı bir ibadetin dürüst bir iş hayatını gerektirdiği iyi bilinir.

Çocuklarımızı mesleklerinde iyi yetiştirmek,. iyi iş ahlakı verilmeli ve iş dünyasındaki yenilikleri takip edecek araştırıcı ruh vermeliyiz.

Sözlerini bir ayetle bitirmek istiyorum. "Herkesin kurtuluşu kendi çalışmasına bağlıdır". Yani iyi çalışan işini doğru dürüst ve hilesiz yapan insanlar kurtuluşa ereceklerdir.

 Eğer dünya ve ahirette mutlu olmak istiyorsak üstlendiğimiz işlerimizi dürüstçe yapmalıyız, mesleğimizin hakkını vermeliyiz, sanatımızı işlerimizde göstermeliyiz. Aksi takdirde yaptığımız işlerden başkaları, yaptırdığımız işlerden de biz memnun kalmayız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fahri Kayadibi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Kocaeli'de en başarılı bulduğunuz milletvekili kim?