İstanbul seçimi aslında ne diyor?

Yenilenen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini Millet İttifakı Adayı Ekrem İmamoğlu büyük farkla kazandı. 13 bin oy farkını 800 binin üzerine çıkartan İmamoğlu, çeyrek asır sonra İstanbul’u geri almış oldu. Sonuçların İstanbul ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum. Gelelim bu tablonun nasıl ortaya çıktığına.

Üç-dört ay öncesine kadar % 17 tanınma oranına sahip olan bir kişi nasıl olur da ülkenin en popüler ismi haline gelir? Üstelik karşısında İstanbul’a yaptığı hizmetlerin yanı sıra, başbakanlık yapmış, bakanlık ve meclis başkanlığı yapmış bir isim olmasına rağmen bu başarıyı nasıl sağladı? Esasında bu başarıyı iki kısma ayırmak gerekiyor. 31 Mart öncesi, ve sonrası diye.

İstanbul seçimlerinin yenilenmesi sonrası alınan her oyun esasında İmamoğlu’na değil, mağdur edilmiş adaya verildiği bir gerçek. Aynı zarftan çıkan 4 oyun neden yalnızca birinin iptal edildiğini kamuoyuna düzgün açıklayamayan AK Parti, bu anlamda tarihi bir hata yapmış oldu. O gün İmamoğlu değil de herhangi bir kişi yine bu haksızlığa uğrasa, benzer şekilde oy alırdı. Bu da milletimizin her daim haklının ve mağdurun yanında olduğunu bir kez daha göstermiş oldu. Ak Parti açısından asıl düşündürücü olan ise, rakiple aralarındaki farkın nasıl bu kadar açıldığı... Birkaç başlıkta özetlemeye çalışalım...

AK Parti özellikle genç kesime ulaşmakta her daim zorlandı. Gençlere dokunan, onların dilinden anlayan isimler kadrolarda yer al (a) madı. Liyakatın yerine sadakat, hoşgörünün yerine bencillik, tevazunun yerine kibir görülmeye başlandı. Demokrasi kendi içinde yerini monarşiye bıraktı. Üstünlerin hukuku geçerli olmaya başladı. Mazlum ve mağdur kesim ise hakkını arayamaz oldu. Eleştiri yapan ötekileştirildi, doğruları söyleyen sistem dışına itildi. Şekil ve ambalajdan ibaret görüntü etrafı sarmaya başladı. Söylemlerin altı bir türlü doldurulamadı. Hep aynı isimler etrafında teşkilatlanma ve şımarıklık devam etti.

Defolu, bencil ve toplumun benimsemediği isimler millete dayatıldı. Cebini düşünenler halkı unuttu! Partide birilerini tanımak için gayret edenler hizmeti aklına getirmedi. Erdoğan’a yakın olayım kaygısı, tüm dertleri unutturdu. En önemlisi adalet, emniyet, eğitim gibi hayati konularda ilke ve değerlerin dışına çıkıldı. FETÖ olayında çok fazla mağduriyet oluşturuldu. Üstelik bu mağdurların çoğu AK Parti seçmeniydi! O yüzden nice aileler yerle yeksan oldu. “Benim adamım diye bana gelmeyin” diyen Erdoğan’a rağmen birileri “benim adamım aday olacak” dedi. Kriterlerin hiçbirine uyulmadı. Milletle inatlaşıldı. Ekonominin bozuk olduğunu çobanından iş insanına kadar herkes söylüyorken, “danışman” sıfatı ile yakınlık kimliği taşıyanlar pembe tablolar çizmeye çalıştı. Yarın daha da güzel olacak dedikçe işler kötüye gitmeye devam etti! Suriye meselesi, EYT meselesi, enflasyon, çapsız belediye başkanları, batık belediyeler, yapılmayan ödemeler, haksız yere meslekten uzaklaştırılanlar ve bir kesimin kendi içinde döndürüp durduğu teşkilatlanma yapısı. Üstelik AK Parti’nin kırmızı çizgim dediği, kimlik tartışmalarının yaşanması işin tuzu biberi oldu. Pontus, Rum ve Yunan gibi söylemlerle Karadeniz seçmeni kızdırıldı.

Tüm bunlar bugün vatandaşın yüksek sesle dile getirdiği eleştiriler. CHP gibi milletin değer yargılarıyla geçmişten bugüne kavgalı bir parti bile, yıllardır memlekete hizmet etmiş partiyi ve onun en önemli siyasi figürünü yenebiliyorsa, hata ve kusuru kendinde aramak gerekiyor. Bu saatten sonra Başkan Erdoğan’ın yapması gereken bana göre AK Parti’yi kapatıp yeni bir siyasi parti kurmak olacaktır. Tıpkı 2002 yılındaki gibi bu millete en iyi hizmeti hangi kadrolarla verebiliriz, ekonomiyi kiminle düzeltiriz, eğitimden sağlığa, yargıdan ulaşıma kadar kimlerle reform niteliğinde hizmet yaparız sorularına cevap arayarak yeni dönemi inşa ve imar etmesi gerekiyor. Bu süreçte hem çok daha fazla tecrübeye sahip oldu hem daha nitelikli kadro kurabilecek potansiyele sahip. Bu anlayış ve inançla adım atarsa yeniden toparlar ve hedeflerine gidebilir. Nasıl 2002 yılındaki ortamı ve halkın beklentisini okuyup ona göre kadrolar kurduysa, bugünkü beklenti ve talebi de göz önünde bulundurarak benzer bir yenileme adımı atmalı.

Halk artık kavga istemiyor, ötekileştirme siyaseti istemiyor, kamplaşmak, kavga etmek istemiyor, haksızlık istemiyor, kötü dil istemiyor! Millet, barış ve sevgi istiyor. Sanatçılarla halkın bütünleşmesini istiyor, bizden olan-olmayan diye bölünmek istemiyor. Uzlaşı istiyor, ortak akıl istiyor, münazara kültürü istiyor. Demokrasi istiyor, çok seslilik istiyor, mütevazilik istiyor. Adalet ve liyakat istiyor. Gösterişli sofralar yerine kendi sofrasına oturulmasını bekliyor. Kısacası vatandaş, “benden kopma” diyor.

Fabrika ayarlarına dönmek için seçmen İstanbul seçimleriyle son ikazını yaptı.
Bundan sonrası Erdoğan’ın yapacağı hamlelere bağlı...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Altınkaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Kocaeli'de en başarılı bulduğunuz milletvekili kim?