Hurşit Güneş, Babacan’ın partisinde kurucu mu oluyor?

Bu, bir kulis haberi…

Önce İzmit’ten bir arkadaşım, sonra Ankara’dan bir gazeteci dostum aradı bu bilgiyi verdi.

“Haberin olsun, Hurşit Güneş Ali Babacan’ın partisinde kurucular arasında…”

İzmit’ten arayan, devamını da getirdi:

“Hurşit Güneş’in şehrimizdeki en has adamları da işin içindeymiş… Onlar da Kocaeli yönetiminde görev alacaklarmış…”

İsimlerini vermedi, sadece “has adamları” dedi.

Hurşit Güneş’in “has adamları” kimler?

Kamil Yılmaz, Avni Çağlar, Ali Zorlu…

İçlerinden en iyi tanıdığım Kamil Yılmaz.

Mehmet Ali Paşa’da kuyumcu…

Kandıra kökenli…

İyi bir dost…

Sağlam bir CHP’li…

Hani “dünya yıkılsa” CHP’den kopmayacaklardan biri!

Bugüne kadar ne teklifler aldı da, yerinden kıpırdamadı.

“Kişiliğine kefil misin?” deseler, “Kefilim” derim.

Ya Hurşit Güneş’e?

Bir şey diyemem.

Kefil olmam.

Pek ihtimal vermiyorum, ama ismini Babacan’ın partisinde görürsem de şaşırmam.

Kamil Yılmaz’ı aradım.

Kerpe’de yaz günlerinin keyfini çıkarırken buldum.

Durumu anlattım, “Ben sana kefilim… Sen gitmezsin… Hurşit Güneş’in Babacan’ın kuracağı yeni partiye yaklaşımı olabilir mi?” diye sordum.

“Hiç ihtimal vermiyorum, bize bir şey söylemedi” dedi.

Sohbet ettik, telefonu kapattık, birkaç dakika sonra geri döndü.

“Avni Bey’le konuştum, onun da bilgisi yok” açıklamasını yaptı.

Durum böyle.

Söyleyecek sözü olana, köşemiz açık.

Edepsiz gazeteciler

*Memur ve memur emeklilerine yüzde 6 zam.

*BAĞKUR ve SSK emeklilerine yüzde 5 zam.

*YİK (Yüksek İstişare Kurulu) üyelerine yüzde 40 zam.

Bunu yazan gazeteciler “edepsiz” öyle mi?

Gerçekleri yazmak edepsizlikse, milletin parasını bol keseden yemek ne acaba?

Ortada bir EDEPSİZLİK var, ama bu edepsizlik kime ait siz karar verin!

Karşı mahalle…

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul seçiminden sonra partisinin yol haritasını her fırsatta dile getiriyor:

“Başarı hepimizin ortak çabası ile gerçekleşti. Çalışmak ve yorulmamak… Çalışmak ama mahallemizde değil, karşı mahallede çalışmak… Başarıyı karşı mahallede çalışarak elde ettik. Ama asıl görev şimdi başlıyor. Başarıyı sürdürebilir kılmak…”

Kılıçdaroğlu’nun konuşmalarından anlıyoruz.

CHP’nin yeni yol haritası belli.

*Karşı mahallede çalışmak…

*Başarıyı sürdürebilir kılmak…

“Enflasyon” siparişi

Şimdi, “Hiç sipariş enflasyon olur mu?” diyeceksiniz.

Demek oluyormuş.

Baksanıza pek çok şehirde enflasyon sıfıra yakın çıktı.

Ortalık pahalılıktan kırılırken, haziran ayı TÜFE enflasyonu yüzde 0,03 oldu.

Yeniçağ Gazetesi’nden Ahmet Takan’ın iddiasına göre…

*TÜİK’in 26 bölge temsilciliği varmış.

*Bunlara “enflasyon hedefi” veriliyormuş.

*”Devlet için, reisimiz için enflasyon sayın bakanımızın dediği gibi çıkacak” deniliyormuş.

*Tutturan bir sonraki aya kadar rahat ediyormuş, tutturamayan “Acaba bana ne yapacaklar” diye tedirgin oluyormuş.

İddia böyle!

İzlemeye devam edelim.

 Adımızın “ERGENEKONCU”ya çıktığı o zor günler (4)

                                     

İşte ERGENEKON sürecinin en civcivli günlerinde 4 Şubat 2010 tarihinde yazdığım o yazı!

“Türk Silahsız Günleri”ne doğru;

Vallahi ben onu bunu bilmem. Öyle EMASYA Protokolü’nü iptal etmekle, “Milli Güvenlik Siyaset Belgesi”ni rafa kaldırmakla “darbe ihtimalini” yok edemeyiz.

Benim önerim şu:

Ordu’nun elindeki topu, tüfeği, tankı ve uçağı alalım.

Böylelikle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin “darbe yapma ihtimalini” tamamen ortadan kaldıralım.

Bu önerime ne dersiniz?

En “temizi” bu değil mi?

Neden uğraşıp duruyorsunuz beyler!

Kestirmeden gidin!

Yakamoz…

Sarıkız…

Ayışığı…

Eldiven…

Kafes…

Balyoz…

Ergenekon…

Poyrazköy…

Çukurambar…

Bunlara ne gerek var?

Her gün “vıdı vıdıvıdı” milleti neden geriyorsunuz?

“Türk Silahlı Kuvvetleri”ni, “Türk Silahsız Kuvvetleri” yapalım, olsun bitsin.

Bu kadarına da pes doğrusu!

Osmanlı dönemi de dahil, son 250 yılda hiçbir iktidar döneminde, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin itibarı bu derece ayaklar altına alınmamıştır.

Hafta sonundan bu yana gündemde EMASYA Protokolü var.

Hay Emasya’nız batsın!

PKK bile kış nedeniyle “saldırı”ya ara verdi, bunlar aralıksız “Ordu’yu yıpratma bombardımanına” devam ediyorlar.

Başbakan Erdoğan’ı dinleyen sanır ki, EMASYA, gizli, saklı ve de kanunlara aykırı…

Başbakan, televizyonda “Al gülüm, ver gülüm” programına çıkmış, bakın EMASYA konusunda neler söylüyor:

“EMASYA Protokolü diye bir şey olmaz, olamaz… Bunun adımını atıyoruz, atacağız… Arkadaşlar çalışıyor, kısa zamanda bu işi bitireceğiz.”

Sevgili okurlar, bu nasıl bir hava atmadır?

Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı nasıl bir düşmanlıktır.

Dün sabah internette EMASYA’ya girdim.

Lütfen siz de girin ve protokolün tam metnini okuyun.

EMASYA’nın açık anlamı, “Emniyet-Asayiş-Yardımlaşma”dır.

7 Temmuz 1997 tarihinde, Genelkurmay Başkanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasında imzalanmış bir protokol.

Protokol, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11-D maddesine dayandırılmış.

27 maddeden oluşuyor.

Bakın, protokolün birinci maddesi aynen şöyle:

“Bu protokolün amacı, bir veya birden fazla ilde çıkan veya çıkabilecek olaylarla ilgili olarak, VALİNİN İSTEĞİ ÜZERİNE askeri birlik tahsis edilmesi durumunda, güvenliğin, asayiş ve kamu düzeninin sağlanması ve terörle mücadelede askeri birlikler ile kolluk kuvvetleri arasında

a)Kuvvet kullanılması

b)Kuvvet kaydırılması

c)Emir komuta ilişkileri

d)İşbirliği ve koordinasyon

e)Gerekli görülen diğer hususları belirlemek, uygulanacak yöntem ve alınacak tedbirleri ortaya koymaktır.”

Diğer maddelerde de protokolün nasıl yürütüleceği ayrıntılarıyla anlatılmış.

Özeti şu:

Bir İl’de bir olay olduğu zaman, polis ve jandarmanın gücü yetmezse, valinin Ordu gücünden yararlanması durumunda, ilişkileri düzenliyor.

Ne var bunda?

İşte başbakan, böyle bir protokolü “milli birlik” için tehlikeli görüyor ve kaldırılmasını istiyor.

Asker olmayacak…

Erdoğan, kaç yıldır başbakan?

7.5 yıldır…

Eeee, EMASYA Protokolü 13 yıldır yürürlükte.

Uygulamasında şimdiye kadar hiçbir sorun çıkmamış da, bugün veya bundan sonra mı çıkacak?

Dünyanın her tarafında, bir mülki amir, gerektiğinde polis güçlerini kullanır, eğer polis yetersiz gelirse jandarmaya haber verir, jandarma da yetersiz olursa Ordu’ya haber verilir.

Ama bizde Ordu “dışlanmak” isteniyor.

Ordu düşman, polis dost” mantığı…

Hedef, devlete değil, hükümete bağlı ayrı bir güç yaratmak.

Hükümet, hedefindeki Türkiye’ye ulaşmak yolunda “dikensiz gül bahçesi” istiyor.

Devletin ve cumhuriyetin temel ilkelerini koruyan kurumlar bir bir ortadan kaldırılıyor.

Tanrı sonumuzu hayır getirsin!

(4 ŞUBAT 2010 Perşembe)

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

03

Kibarcik - horşit baktı besmlesız zıhnıyetınden kendısıne bır sakal yok barı babacana yamanayım hey gıdı haddınıbılmezler prof oldun lakın hayatında dini islam ile bir an olsun hem dem oldunmu beeee

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 07 Temmuz 09:25
02

Sen Kimsin Derler Mi? - Kamil ile avni kandıralı değil AKÇAOVA lıdır

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Temmuz 22:41
01

Erkan tekin - TANZER BEY SIZI TEBRIK EDIYORUM.HERSEYA YUZDE 15 ZAM.CAY SEKER ELETRIK V.S.AMA BIZE YUZDE 5KIMSEDE SES CIKARMIYOR.SONRA HATALARIMIZ DUZELTECEGIZ DIYORLAR.MERAKIM AYNAYA BAKTIKLARINDA KENDILERINI GOREBILIYORLARMI ARTIK.ALLAH LAYIKLARINI VERSIN.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Temmuz 21:05

Anket Kocaeli'de en başarılı bulduğunuz milletvekili kim?