Reklamı Kapat

Ormandan habersiz “ORMAN KANUNU”

İnsanın ormanla ilişkisi kendisinin var oluşu ile başlamıştır ve kesintisiz süregelmektedir. Bu nedenledir ki ormanları ve ormanla ilgili yasal  işlemleri insan topluluklarını dışlayarak irdelemek  imkansızdır.

Türkiye, orman – insan ilişkileri açısından çok olumsuz bir örnek oluşturmaktadır. Ülkemizde ormanlardan edinilen ürünlerden ve kapladığı alanlardan faydalanma konusunda çatışmalar hiç bitmemekte, her yasal düzenleme yeni çatışmalara kaynak oluşturmaktadır. Son yıllarda buna rant uğruna yapılanlar da eklenmiştir.

Bunun altında yatan toplumsal ve ekonomik yapımızdır. Bu yapıya bağlı olarak orman ve ağaç sadece bir gelir kaynağıdır. Bu anlayışı şimdiye kadar yapılan orman kanunlarında bile görmek mümkündür.

Halbuki batı dünyası orman ve ağaçları sadece odun üretimi açısından görme durumundan yıllar önce çıkmıştır. O dünyada ormanların  değerlendirilmesi, onların karbondioksit tüketimi, sağladığı oksijen,  havayı temizleme, iklimi yumuşatma, erozyonu önlemede etkinliği, psikolojik açıdan olumlu etkisi gibi kolektif faydalar açısından yapılmaktadır. Odun üretimi adeta konu dışındadır. Orada, bunların dışında azaltılamayan karbondioksit salınımı sonucu  dünyayı felakete götürmesi kesin olan küresel ısınmaya karşı tek çarenin orman alanlarını mümkün olduğunca arttırmak olduğunun farkına da çoktan varılmıştır.

Sonuçta orman konusunda küresel bazda ortaya çıkan net bir durum oluşmuştur: Dünyanın herhangi bir yerinde oluşan orman tahribatı bölgesel etkiler dışında bütün insanları olumsuz etkileme noktasına gelmektedir. Yani ormansızlaşma artık belli bir yörenin ve toplumun problemi olmaktan çıkmıştır ve küresel problem oluşturmaktadır.

Tehlike çok büyümüştür. Artık kesin olarak ortaya çıkmıştır ki her ülke küresel ısınma nedeniyle ormanlarını korunmanın yanı sıra onların alanlarının ve kalitelerinin  mümkün olduğunca arttırılması konusunda uluslararası sözleşmelere uymak zorunda kalacaktır.

Dünyada söz sahibi olan çevre kuruluşları geçtiğimiz yıllarda Amazonlarda yol yapımına  ve palmiye yağı üretimi için Uzak-Doğu ülkelerinde ormanların tahribine acaba boşuna mı adeta kıyamet koparmışlardır?

Türkiye’de ormanların yol yapımı, havaalanları inşası, taş ocakları kurulması, maden çalışmaları vs nedenlerle tahribi nedeniyle hassasiyet daha yeni oluşmaktadır. Arkasında tahrip edilmiş ormanları bırakarak…  

Ülkemiz de artık bu oluşumu dikkate almak ve buna uymak zorundadır:  

Ama şimdi çok şaşıracaksınız: Yurdumuzda yürürlükteki Orman Kanununda orman ve ağacın kolektif faydaları sadece bir tek maddede (Madde 23) üstelik  son derece kısıtlı olarak yer almaktadır.

Orman Kanunu ile ormanlarımızın tahribatı arasında tam bir paralellik bulunmaktadır. Aksi, zaten “olmayacak duaya amin “ demektir.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Güler - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?