Reklamı Kapat

“Santa Barbara Kulesi”

Geçtiğimiz cumartesi günü çalışmamız “Art Nicomedia Derneği Gez Çiz Yaz projesinin Santa Barbara Kulesi Workshop Etkinliği” idi.

 Bu projeden biraz bahsetmem gerekirse,

Art Nicomedia derneğinin “Gez Çiz Yaz İzmit Workshop Etkinliği” projesi kapsamında, belirlenen tarihlerde yapılan her etkinlikte, İzmit’in tarihsel geçmişi olan, yapısal bütünlüğünü günümüze kadar korumayı başarmış bir yapı ya da alanına gidip yerinde doğaçlama ve sanatsal aktiviteler gerçekleştiriliyor. Her etkinlikte, önce gidilen tarihi yapının ya da alanın tarihsel geçmişi, mimari özellikleri, rehberler tarafından katılımcılara aktarılıyor. Sonrasında ise katılımcılar tarafından tarihi yapı ve alanla ilgili görsel sanatlar, edebiyat ve şiir gibi sanat dallarında çalışmalar gerçekleştiriliyor. Bu projede ortaya çıkacak olan eserler ilerleyen zamanda  “Gez Çiz Yaz İzmit proje sergisi ve lansman” etkinliğinde sanatseverlerle buluşacak.

Geçtiğimiz cumartesi günü İzmit’in önemli tarihi eserlerimizden olan “Santa Barbara Kulesine” gittik. Orada Art Nicomedia Derneği başkanı ve başladığımız oluşuma önderlik eden Akın Ülkü Sevinç kule hakkında bizlere rehberlik etti.

İnsan kendi şehrinde turist olamaz, daha doğrusu olamıyor bu çok doğru…  Kendi yaşadığımız şehir dışında gezme amacıyla başka bir şehre gittiğimizde rehberler eşliğinde tarihi yerleri gezeriz. Amacımız budur zaten. Gezmek, görmek, öğrenmek ve bilgilenmek…

 Ama bunu hep başka şehirlere giderek yaparız, kendi şehrimizde yapmayız. Tabii ki bunu yapanlara değil sözüm. Hep saygı duymuşumdur, kendi şehrinde tarihi inceleyen, araştıran insanlara. Ama çoğunluk yapmama yönünde ve benim sözüm onlara. Dediğim gibi bu etkinlik sayesinde insan kendi şehrinde de turist olabiliyormuş bunu anladım.

Santa Barbara kulesine daha önce gittiğimde orada güzel bir kafe vardı ve bu gidişimde oranın kapandığını üzülerek gördüm.  Yanında çocuk parkı ve tarihi antik tiyatro… Tiyatro demişken genelde her tarihi tiyatro amfi tiyatro olarak bilinir ama amfi tiyatro tam daire ve elips şeklinde olana denir, yarım daire şeklinde olan sadece antik tiyatro. Ve Santa Barbara kulesine yakın olan ise antik tiyatroydu.

Biz o gün ağaçlık ve geniş bir alandaki piknik masalarında oturup etkinliğimizi gerçekleştirdik.

Santa Barbara, dünya da en çok bilinen azizedir ve adının verildiği köyler, şehirler ve üniversiteler var. Aynı zamanda adı pek çok Hıristiyan kadına da verilmiştir.  Bazı Hıristiyanlar için, o koruyucu azize olma özelliğini de taşıyor. Bunun nedeni de karanlık zindanda hapsedilmesinden dolayı, madencilerin, yer altında ve tünelde çalışanların, denizcilerin koruyucusudur.

Santa Barbara’nın öyküsü çeşitli anlatım ve rivayetlere göre değişiyor. Genel olarak bilinen veri ve bilgilere göre hikayesi şöyle; İ.S. yaklaşık 270 yılında Nikomedia’da doğduğuna inanılır. Küçük bir kız çocuğu iken annesi vefat etmiş. Babası ise, kent Romalıların eline geçtiğinde ve ilk Hıristiyanlar yargılanıp öldürülürken onlarla işbirliği yapan bir dinsizmiş. Santa Barbara yetişkin olduktan sonra lüks yaşamını terk edip köle kullanmaktan vazgeçmiş.  Bu karar ve eğilimlerinden şüphelenip kızının Hıristiyan olduğunu düşünerek ve Hıristiyanlara düşmanlığından dolayı kızını önce dövdürtüp sonra tutuklatmış. Kızının inançlarından vazgeçmediğini gören babası kızının işkenceye maruz kalmasına neden olmuş. Santa Barbara’ya yapılan işkenceler, babasının kılıcını çıkartıp kızının boğazını kesene kadar sürmüş. Santa Barbara öldüğünde henüz on sekiz yaşındaymış. Bu işkenceler sırasında melekler tarafından korunan Santa Barbara’nın babası, kılıcıyla kızının boğazını kestikten sonra gökyüzünden gelen bir şimşek çakması sonucu orada ölmüş.

Santa Barbara’nın kemikleri İtalya’daki Rieti Cathedral’ine aktarılmış ve Papa III. Oton tarafından kutsanmış.  Bizler Barbara’yı Santa Barbara olarak biliyoruz ama Orta Çağlarda kendisine “Santa, Saint, st. Hagios, Hagia, Aya” gibi azizlik ünvanları verilmiş. Santa Barbara, tüm dünyada sevilen ve saygı duyulan bir Hıristiyan azizesi olarak kabul ediliyor.

Akın Ülkü Sevinç’in anlattıklarından aklımda kalanları sizlere aktarmaya çalıştım.

Yazımın sonunda bir kez daha tekrarlamak istiyorum, yaşadığımız şehirde turist olmuyoruz, olamıyoruz ama eğer insan isterse kendi şehrinde de turist olabiliyor.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gül Anasal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?