Yangın vaaar!..

Hemen her yıl binlerce hektar orman varlığımızı kaybediyoruz.

Kimi “şaibeli yangınlar” ile yok oluyor!

Kimi ormanlarımızı da otoyol, köprü, HES, siyanürle maden arama, turistik otel ya da lüks rezidans inşaatları yüzünden kaybediyoruz!

ULUSAL VARLIĞIMIZ olan ormanlarımızı hoyratça yitirmenin bedelini, EROZYON ile, SEL felaketleri ile ödüyoruz!..

Milas-Bodrum arasında, Güvercinlik yerleşim yerinin tam karşısında ormanla kaplı bir yarımada vardı. Birkaç yıl önce bir yangın çıktı!? İlginçtir ki, sanki arsa açılmış gibi belirli bir bölgede ağaçlar yandı kül oldu.

 Zamanın Orman Bakanı; “Burayı yeniden ağaçlandıracağız” dedi! Ama kısa süre sonra bu bölgede iki lüks otel inşa edildi!

Şaşırdık mı?!

Katar Şeyhi, helikopterle Karadeniz sahillerini gezdikten kısa bir süre sonra bir orman yangını çıkıverdi! Şimdi o yangın yerinde lüks villalar yer alıyor!

Şaşırdık mı?!

Yaz aylarında, Milas-Kıyıkışlacık, “Zeytinlikuyu” mevkiinde, İzmitliler ağırlıklı bir sitede yaşıyoruz. Geçtiğimiz Perşembe günü, sabah saat 09.00’da Milas’a ulaşmak üzere yola çıktık. Henüz bir iki kilometre yol almıştık ki, “ağzında sigara ile koşan” bir genç kişi ile karşılaştık!

  • Ağızda sigara ile spor mu olur?

diye düşünürken, 8-10 metre ileride yol kenarındaki çalılıklardan alevler yükseldiğini gördük. Henüz ilk kıvılcımlar çıkıyordu. Hemen 177 yangın ihbarı arayıp ihbarda bulunduk. Olay Zeytinlikuyu köyünün sırtındaydı. Köy muhtarına, civardaki sitelere ve esnafa da acil duyuru ve uyarı yaptık.

Ne var ki, yangın ekipleri kısa sürede ulaşamadılar ve yangın büyüdü. Zor da olsa ilerleyen saatlerde yangın söndürüldü ama deniz manzaralı geniş bir alan orman niteliğini yitirdi!

Bu arazi sahipli miydi?

Bunu bilmiyoruz ancak, bu köyde de diğer pek çok deniz kıyısı köylerde olduğu gibi, orman alanlarını yavaş yavaş doğal ağaçlardan arındırarak, zeytin ağacı üretmek ve belirli bir süre sonra “vergisini ödeyerek” arazileri sahiplenmek bilinen ve yaygın bir yöntem!

Ülkemizin en güzel kıyı şeritleri, orman varlıkları ile birer cennetti!

“Cennetti” diyorum, çünkü geçmişte böyleydi!

“DOĞA İLE BİRLİKTE YAŞAMA BİLİNCİ” gelişmemiş ve kolay yoldan zengin olma ihtirasının egemen olduğu ülkemizde, en çok 35-40 yıl önce ayrı ayrı birer cennet köşe olan kıyı köylerimiz, uyanık kişiler tarafından “beton kentler” haline getirildi. Marmaris-Turunç köyü, Datça, Bodrum, Kuşadası, Didim, Akbük ve niceleri örnek gösterilebilir.

Örneğin, “Didim-Altınkum” o doğal kumsalını ve güzelliğini yitirmiş, denize sıfır otellerin yağmasına uğramış!

Milas’ın en güzel sahil köyleri orman varlığını yitirirken, dağların tepelerine kadar “sözde yazlık” konutların işgaline uğramış!

Yani, en güzel doğal yaşam alanlarımızda “cennetten cehenneme bir yolculuk” hayli ilerlemiş!

İnsanın “vahşi ihtirası” ve acımasızlığı, ülkemizi ve dünyamızı yok ediyor.

Ana yollar, o güzelim kıyı yerleşimlerine uzanan orman içi yolların çevresi, pet su şişelerinin yanı sıra cam şişelerle kirletiliyor. Güneşin yakıcılığı karşısında o şişeler de orman yangınlarına neden oluyor! Ama bu gerçeğin bilincinde olamayan kimileri bu magandalığı sürdürüyorlar!

Ne yazık ki, ülkemizde pek çok orman yangını yaşıyoruz. Ama asıl yangın “insan bilincinde” ve “insanın aklı aşan İHTİRASLARINDA” yaşanıyor!

Gelin, elele verelim, bu güzel doğaya ve ülkemize kıymayalım.

Haksız zenginliğini öte dünyaya götüren yok!..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Kocaeli'de en başarılı bulduğunuz milletvekili kim?