Reklamı Kapat

Turan Güneş’in ağzından “Ayşe tatile çıksın”ın hikâyesi

20 Temmuz 1974…

20 Temmuz 2019…

Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan buyana demek 45 yıl geçmiş.

Daha dün gibi…

“Kıbrıs Barış Harekâtı” denince, kimler akla gelir?

*Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit…

*Dönemin Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan…

*Dönemin Dışişleri Bakanı Kandıralı Turan Güneş…

Harekâtın unutulmayan isimleri bunlar.

Bir de, aradan 45 yıl geçmesine rağmen, harekâtın unutulmayan bir “parola”sı var.

“Ayşe tatile çıksın” parolası…

Ayşe, Turan Güneş’in kızı…

Neden böyle bir parola kullanıldı?

Bu parolayı kim buldu?

Bu parolanın kullanılması nasıl kararlaştırıldı?

Bu parola hep konuşulur da, ayrıntısı pek bilinmez.

Yıllar önce okumuş, bir yıldönümünde yazarım diye not almıştım, bu yıla kısmetmiş.

Turan Güneş’in ağzından “parola” olayı

Elimde bir kitap var.

Akın Simav’ın “Turan Güneş’in Siyasal Kavgaları” adlı kitabı.

Akın Simav, İzmirli bir gazeteci ağabeyimizdi.

Benden 9-10 yaş büyüktü, ama erken gitti.

1988’de amansız hastalığa yenik düştü.

1977-1980 yılları arasında CHP’den İzmir milletvekilliği yaptı, Turan Güneş’in iyi dostuydu.

Anılarını kitapta toplamıştı.

Kitaplığıma baktım, aynı kitaptan iki tane var.

Birini Akın Simav, diğerini Hurşit Güneş göndermiş.

Akın Simav’ın gönderdiği kitabın birinci, Hurşit Güneş’in gönderdiği ikinci baskısı.

“Sevgili dostum Tanzer Ünal’a en iyi dileklerimle… 2 Kasım 2009” diye de not düşmüş Hurşit Güneş.

Turan Güneş, kitabın 249’uncu sayfasında o “parola” olayını şöyle anlatıyor:

“İkinci Cenevre Konferansı’na gitmeden önce Başbakan Ecevit’le ikimiz konuşuyor ve hazırlıkları son bir kez daha gözden geçiriyorduk. Bu arada konferansın yarıda kalması olasılığı üzerinde de konuştuk. O zaman aramızda bir parola tespitine de karar verdik. Tam o sırada Orhan Birgit beni aradı. Kendisine, Cenevre görüşmelerinin uzun sürebileceğini, o nedenle, çocuklarımın beni beklemeden tatile çıkmalarını istediğimi söyledim. Bu arada Birgit’ten kendilerine yardımcı olmasını, Marmaris Tatil Köyü’nde yer ayırtıvermesini rica ettim.

Ahizeyi kapattıktan sonra başbakan bana döndü ve dedi ki:

“Ben parolayı buldum.”

“Nedir?”

“Ayşe tatile çıksın. Eğer işler kopma noktasına gelirse, burada işler uzayacak, Ayşe tatile çıksın de, ben anlarım…”

Böylece parolayı da karara bağlamıştık.

İşte bu parolanın bir de yüreğimizi hoplatan öyküsü var. Bir gün yemekte otururken Türkiye’den arandığımızı bildirdiler. Haluk Ülman telefona gitti. Dönüşünde bütün arkadaşların selamı var dedi ve bu arada ekledi.

“Ayşe tatile gidiyormuş…”

Elimden çatalı bıçağı bırakıvermişim.

“Ne ne neee? Diye ağzımdan acayip sesler çıktı. Birden telaşlandım.

Ülman da telaşımın farkına varınca sordu:

“Ne o, yoksa baltayı taşa mı vurdum?”

“Yahu sen bilmiyor musun? O bizim parolamızdır.”

(Nereden bilecekti, parolayı ona da söylememiştim.)

“Ayşe’nin tatile çıkacağını kim söyledi?”

“Orhan Birgit…”

İşte o zaman yüreğime sular serpilmişti. Çünkü parolayı Birgit de bilmiyordu. Sonradan Ülman’a parolayı söyleyince birlikte gülmekten kırıldık.

“Burada işler biraz uzayacak. Ayşe artık tatile çıkabilir”

Turan Güneş, bu cümleyi nasıl bir ortamda söyledi?

Kendisinden dinleyelim:

“Fakat şaka bir yana işler iyi gitmiyordu. Callaghan her defasında yeni bir oylama teklifi ile geliyordu. Bu kez, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin görüşmelerden çekilmesini ve iki cemaat liderini baş başa bırakmamızı söylüyor ve şöyle devam ediyordu:

“Kıbrıs Anayasası’nı yaptığımızda ada bir İngiliz kolonisiydi. Biz, Klerides ve Denktaş’ı baş başa bırakalım ve iki ayda bir çalışmaları kontrol edelim.

Konferansı uzatmak için Callaghan’ın söylediği bu sözlere sert tepki gösterdim ve dedim ki:

“Bu adamlar altı yıldır görüşüyorlar. Hiçbir sonuç alamadılar. İki ayda mı alacaklar?”

Ayaklarım suya ermişti. Uzun uzun düşündüm. Ayşe’yi tatile çıkarmalı mıydı, çıkarmamalı mıydı?

Ankara’yı aradım. Deniz Baykal çıktı. Kendisine, işlerin iyi gitmediğini, durumu başbakana bildirmesini ve başbakanın beni aramasını bildirdim.

Aradan yarım saat geçmişti ki, başbakan beni aradı. Sesi kararlıydı. Görüşmelerdeki son durumun ne olduğunu sorunca cevap verdim:

“Burada işler biraz uzayacak. Ayşe artık tatile çıkabilir.”

Başbakan anlamıştı.

Zaten her şey hazırdı.”

***

Sevgili okurlarım, belleğimizi tazelemek için rahmetli Turan Güneş’in bir anısını paylaştım sizinle.

45 yıl önce, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın nasıl başlatıldığını kendinden dinledik.

Turan Güneş; Cenevre müzakereleri dönüşü havaalanında Başbakan Bülent Ecevit, eşi Rahşan Ecevit, kendi eşi Nermin Güneş ve ismi “parola” olarak kullanılan kızı Ayşe Güneş tarafından böyle karşılanmıştı.

1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın efsane Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Turan Güneş, Kandıra’nın sembol ismiydi. 1922’de doğdu, 1982’de aramızdan ayrıldı. İsmi hâlâ sevgiyle, saygıyla anılır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

02

Kibarcik - tabıı hakıkatı yazamasınız kıbrıs fatıhi rahmetlı erbakan hocadır veselam

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Temmuz 10:50
01

Erkan tekin - O DONEMDE GOREV YAPAN HERKEZI RAHMETLE ANIYORUM.SAYIN ECEVIT ERBAKAN TURAN GUNES VE HERKEZI.ALLAH RAHMET EYLESIN.TANZER BEY SIZDEN RICAM O DONEMDE KENDI GEMILERIMIZI NASIL VURDUK.KIM YADA KIMLERIN HATASIYDI.KOSENIZDE BUNADA YER VERIRSENIZ COK MEMNUN OLACAGIM..SAYGILARIMLA.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 20 Temmuz 20:06

Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?