Reklamı Kapat

Bayram için Suriye’ye gidip dönenlere “mülteci” denir mi?

Araştırmam devam ediyor, yakında değişik yönleriyle bir “Suriye dosyası” açacağım.

Bugün kısa keseceğim.

Yine bayram yaklaştı…

Yine ülkemizdeki Suriyeliler “bayram ziyareti için” Suriye’ye gitmeye başladılar ya…

İnanın deli oluyorum.

Bu ne biçim iş arkadaş?

Resmi kayıtlara göre 3.5 milyon, fiili sayıya göre 5 milyon Suriyeli, ülkelerindeki iç savaşı bahane ederek Türkiye’ye kaçmadılar mı?

Kaçtılar…

Biz böyle biliyoruz.

Bize böyle anlattılar.

Güya “canlarını kurtarmak için” ülkemize sığındılar.

Tamam da, eğer bugün Suriye “bayramda ziyaret edilebilecek kadar sorunsuz bir ülke” haline geldiyse, bizim Suriyeliler bayram nedeniyle gittikleri ülkelerinden neden geri dönüyorlar?

Tehlike kalkmış demektir, kalsınlar memleketlerinde!

Biz bunlara bakmak zorunda mıyız?

Yemiyoruz, yediriyoruz…

Giymiyoruz, giydiriyoruz…

Kendi fakirimize vermiyoruz, onlara veriyoruz…

Bu kadarı da “enayilik” değil mi?

Bunun içinde başka işler var, “Suriye dosyası”nı açtığımda uzun uzun anlatacağım size.

Şu başladığım konuyu bitireyim.

“Mülteciler Sözleşmesi” ne diyor?

Suriyeliler “mülteci” midir, “sığınmacı” mı?

Biz “mülteci” de diyoruz, “sığınmacı” da…

Anlamları farklı, ama biz “aynı” anlamda kullanıyoruz.

Kısaca aralarındaki farkı anlatayım:

Türkiye’nin de taraf olduğu “Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair 1951 Tarihli Cenevre Sözleşmesi”nin 61’inci maddesinde “mülteci” şöyle tarif ediliyor:

“Avrupa ülkelerinde meydana gelen olaylar nedeniyle; ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncelerinden dolayı zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan ya da yararlanmak istemeyen yabancılar ile bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan, oraya dönemeyen veya dönmek istemeyen vatansızlar…”

Peki, “sığınmacı” kim?

İltica başvurusunda bulunduğu halde yetkili makamlar tarafından hakkında henüz karar verilmeyerek “mülteci” statüsü kazanmamış kişiler…

Demek bizdeki Suriyeliler “sığınmacı” değil, “mülteci”!

İyi de bir de “Birleşmiş Milletler Mülteciler Sözleşmesi” var.

Bu sözleşme diyor ki; “Bir kişinin dahi özgürce ülkesine dönebilmesi durumunda grubun mültecilik statüsü kalkar.”

Bizde on binlerce Suriyeli bayramlarda Suriye’ye gidiyor, bayramı geçirip dönüyor.

Yeni değil, yıllardır her bayramda durum böyle!

O halde…

BM Mülteciler Sözleşmesi, hâlâ yürürlükte olduğuna göre…

Türkiye’deki Suriyelilerin “mültecilik statüsü” çoktan sona ermiş demektir.

Gitsinler kendi memleketlerine!

Tabii bundan sonra geri gönderebilirsen gönder!

İşin üzücü tarafı şu:

Vatanları için savaşmayıp vatanlarından kaçanları biz burada yıllardır el üstünde tutuyoruz.

İktidar, bunlara toz kondurmuyor.

Bunlar “mülteci” filan değil!

Bunlar, Türkiye üzerine oynanan büyük oyunun figüranları.

Yakında anlatacağım.

Türkiye’nin “yüzme” notu zayıf

*Ülkemizin 3 tarafı denizle çevrili.

*22 kentimizin denize kıyısı var.

*Nüfusumuzun yüzde 41’i denize kıyısı olan şehirlerde oturuyor.

*Denizlerimizin yanı sıra onlarca gölümüz var.

Ama yüzde 94’ümüz yüzme bilmiyor.

Sadece yüzde 6’mız yüzebiliyor.

Denize gittiğinizde izleyin, sudaki herkes “boy hizası”nda ip gibi dizilir.

Boyunu geçen yerlerde yüzmeye pek az kişi devam eder.

Denizimiz gölümüz var, yüzmeyiz…

Peki, yüzme havuzu durumumuz ne?

Sayın bakalım kaç yüzme havuzumuz var?

Kocaeli’nde… Türkiye’de…

Bugüne kadar kaç yüzme kursu açtık, kaç çocuğumuza yüzme öğrettik?

Çok az.

Belediyelerimiz yüzme kursu açmazlar, ama haklarını yemeyelim, denizde boğulmak üzere olanları kurtarmada çok başarılılar.

Yaz aylarında sahillerde “kurtarma timi” kurarlar.

Ara sıra da haber servis edip övünürler, “Hafta sonunda boğulmak üzere olan şu kadar canı kurtardık” derler.

Her işimiz gibi, bu da ters!

İnsanlarımıza yüzme öğretsek, kurtarma timine gerek kalmayacak.

Ama yok, yüzme öğretmeyiz, boğulurken kurtarmaya çalışırız.

Her neyse…

Bizde böyle de, her yönden içli dışlı olduğumuz Almanya’da durum ne?

Almanya’nın biliyorsunuz sadece kuzeyinde deniz var.

Ama yüzme havuzu çok.

Köylerine varıncaya kadar…

Yüzme, Alman okullarında zorunlu ders.

Yüzme öğretimi, anaokullarında 3 yaşında başlatılıyor.

Geçenlerde Düsseldorf İdare Mahkemesi, kızlarının yüzme derslerine katılmaması için dava açan Türk ailesinin isteğini reddetti.

Zorunlu ders olunca, Almanya’da yüzme bilmeyen yok.

Söylemek istediğim şu:

Ülkemizin coğrafi avantajlarından hiç ama hiç yararlanmıyoruz.

Yüzme notumuz çok ama çok kötü.

Tatil yapmak ayıp mı?

Bizde devleti yöneten büyük büyük adamların, milletvekillerin, belediye başkanların tatil yapması yadırganır.

Ayıp karşılanır…

“Milletin bu kadar derdi varken tatile mi çıkılır?” diye eleştirilir.

Oysa haftada bir gün tatil yapmak, belirli aylarda 10-15 günlük tatile çıkmak, herkesin hakkı.

En çok da siyasetçilerin…

Tatil yapsınlar ki, verimli çalışsınlar, sağlıklı kararlar alsınlar.

Bugünlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan ortalıkta görünmüyor.

“Gizli tatil” yapıyormuş, söylenen bu.

Tatilin gizlisi olur mu hiç!

Tatil, tatildir.

Kamuoyuyla paylaşılmalıdır.

Birkaç gün önce İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da ailesiyle tatile çıkmış.

Dokuz günlüğüne Bodrum’a gitmiş.

Eleştiriliyor…

“Daha yeni seçildi, tatilde ne işi var?”

Bence haksızlık!

Herkes tatilini yapsın, çalışırken de adam gibi çalışsın!

Tatil yapmak, ayıp değil.

Tatil yapmadan sürekli çalışmak, meziyet değil!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

03

Deniz - Boyle rezillik olur mu. Bayram ziyaretine giden suriyeliler tekrar iceri alinmasin. Yetkililer gorevini yapsin, tuyu bitmemis yetimin hakkini kimseye yedirmesinler.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 26 Temmuz 13:06
02

Izmitli - hiçbiri savaştan kaçmadı, devletin yalanı o, suriyeliler siyasi bir operasyondur, anadoluda arap kültürünün yayılması için alındılar türkiyeye, türkiyeyi araplaştırmak için alındılar.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 26 Temmuz 07:53
01

Cenk - Sayın Ünal,

Türkiyede her senenin aşağı-yukarı üçte birinden fazlası tatil ! Sizin anladığınız anlamda deniz veya sayfiye yeri tatili zaten tuzu-kurular için geçerli bir durum ! Yani, vatandaş sarı cizmeli Mehmet Ağa bu vurguladığınız tatili istese de yapamıyor ! Bir yandan çok çalışmalıyız ve üretken olmalıyız tavsiyeleriniz yanında tatilleri zaten bol olan ülkemiz insanlarını tatile özendirmeniz doğrusu tuhafımıza gidiyor !

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Temmuz 23:28

Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?