Reklamı Kapat

Geleceğin Sorusu: İnsan Nedir/Kimdir?

Devam ediyoruz…

Demiştik ki bize göre geleceğin en temel problemlerinden biri “insanın” tanımı olacak…

Yani insanın “ne/kim” olduğu meselesi yeniden ele alınacak…

Bir başka ifadeyle insanın mahiyeti ve kimliği yeni tanımlamalara tabi tutulacak…

Bu öngörüye nasıl vardığıma gelince…

Yaşanan değişimleri şöyle bir düşünelim:

“Globalleşme” geldi, “yerelliğin” ve “milliliğin” içi adeta boşalıyor.

Her ne kadar yerel kültürler de çokkültürlülük adına taltif ediliyor görülse de bu yerelliğin yaşayabildiği yerler ne hikmetse büyük şehirler değil…

Daha ziyade kasaba ve köyler…

Bir başka ifadeyle kendini dünyaya tanıtması daha zor olan bölgeler.

Yani bir kültürün kendini dünyaya tanıtabileceği büyük şehirlerine baktığınızda, o kültürün kendine has özelliklerinden ziyade “global” markaların hakimiyetine tanık oluyorsunuz ki onlar da belli başlı markalar…

Yerelden dünyaya açılabilen kültür unsurları da globali tanımlayanların kabul ettikleri genellikle…

Yani kısaca “milli kültür” aktarımı “globalin” tahakkümünden ne derece etkilenip etkilenmediğine bağlı olarak mümkün gibi görünüyor…

Dolayısıyla geleceğin insanının “kimlik” algısının yeniden şekilleneceğini düşünmek zor değil…

“Yapay zeka” geldi, insanın insanla ilişkisinin yerini insanın yapay zeka ile ilişkisi problemi almaya başlıyor.

Robotlarla ilişki yaşamak ve hatta aile kurmak mevzu ediliyor.

İnsanın insanla değil, kendi ürünü olan bir başka varlıkla aile kurması düşüncesine binaen insanın “ne” olduğuna yönelik tanımların yeniden yapılacağını düşünmek de zor değil…

Bunun yanında yapay zekanın insanların yaptığı işleri yapabilmesi insanın hayat içerisindeki işlevselliğini sorgulatacak bir konu olarak dikkat çekiyor.

Mesela öğretmen olabilmelerinden, bunun için duygu ve değer de taşıyabilmelerinden bahsediliyor.

Bu gerçekleştiği takdirde, taşıdıkları duygu ve değer dünyası kime göre şekillenmiş olacak?

Elbette bu programlamayı yapan kültür ve anlayışlara göre…

 Bu durum “insan”ın kültürden kültüre göre değişen duygu ve anlam dünyasının çeşitliliğinin azalması demek değil mi?

Dolayısıyla yine insanın “ne” ve kim” olduğu sorularına geliyoruz…

Tüm bunlara ilaveten Dünya Sağlık Örgütünün eşcinselliği doğal bir eğilim olarak tanımlamasından tutun yapay gerçeklik alanlarının oluşturulmasına ve insanların aynı anda farklı gerçeklikler içinde bulunma imkanına kadar tüm gelişmeleri bir bütünde değerlendirin…

Cinsel kimlikten gerçeklik algısına kadar insanı anlamlandıran hemen her şeyin yeniden tanımlanacağı bir dünyaya yol aldığımız açık değil mi?

Şimdi, biz çocuklarımızın böyle bir gelecek içinde yetişmesine hazırlıklı mıyız?

Bu gelişmeleri nasıl karşılayacağımız doğrultusunda bir hazırlığımız söz konusu mu?

Ben görmüyorum.

Serzeniş var, evet.

Ama varlığımızın yeniden tanımlanacağı bir dünyada bu tanımın içinde serzeniş ve salt itirazla yer alamazsınız.

O nedenle şu konunun altını çizmek isterim:

Artık çocuklarımıza aktarmak istediğimiz anlam ve değerlerin günümüz ve geleceğin dünyasındaki karşılığını bulamazsak, temellendirmesini sağlıklı yapamazsak, onları boşluğa bırakmaktan öte gidemeyeceğimiz bir gerçek.

Bunun için ise muhakkak bilimsel çalışmaların içine girmek, her alanda disiplinler arası çalışmalar yapmak zorundayız.

Hele ki temel konularından biri “insan tanımı” olan ilahiyat sahası için bunu müthiş elzem olarak görüyorum.

Zira bir bilginin doğru veya yanlış olduğunu anlamak ve anlatmak için bile o bilginin üretim aşamalarını ve gerekçelerini bilmek zorundasınız.

Aksi halde haklı bile olsanız izah edemez, doğruyu doğru biçimde aktaramazsınız.

Özellikle farklı bilgilere ulaşmanın çok kolaylaştığı günümüz ve geleceğimiz için bu bilgileri takip etmek ve anlamak durumundasınız.

Aksi halde önce kendi çocuğunuza ulaşmakta problem yaşarsınız...

Nitekim bu örneklere şahit olmaya başladık bile…

O nedenle, bilim adına dedikodu mesabesindeki ipe sapa gelmez konularla uğraşmak yerine bilimin her alanında bırakın günü, “geleceğe” yönelik yatırımlar yapmanın çaresine bakmak, bilimsel bilginin üretiminde yer almak zorundayız…

Ki bahsedebileceğimiz bir geleceğimiz olsun…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Banu Gürer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?