Bayram, balık ve tren

Birkaç gün öncenin akşamında bir balık lokantasına gittik. Bu mevsimde deniz balığı olarak sardalya ve istavrit ön planda. Çoban salata eşliğinde sardalya siparişimizi verdik ve Karamürsel Ereğli’sindeki limana çekilmiş tekneleri manzara olarak seçtiğimiz masaya oturduk.

Bu yaz dördüncü kez sardalyayiyoruz. Birincisi Tuzla’da, ikincisi Kartal Atalar’da, üçüncüsü komşumuz Cumhur hocada, dördüncüsü ise biraz önce sözünü ettiğim Ereğli’deki balık lokantasında...

Buraya kadar her şey normal. Yemeğe başladıktan 5-10 dk sonra bir çift bizim karşımızdaki masaya oturdular. Yemeğin ortasında birbirimizi tanıdığımızı fark ettik. Sonrası çok keyifli oldu. Ayrıca yazarım. Açık pencerelerin etrafında kediler cirit atıyor. Kendi kendime ne kadar şanslı bu kediler dedim. Öyle ya, bir balık lokantasının etrafında olmak önemli bir ayrıcalık olsa gerek diye düşündüm. Belki de burada olmak için epeyce mücadele ettiler.

Şimdi gelelim konumuza: Ereğli’ye gidebilmek için iki yolunuz var. Bunlardan birisi kara diğer ise deniz. Yaz ve bayram trafiğinde uygun saatte vapur bulmak zor mu, kolay mı bilmiyorum. Hiç bakmadım. Kara yolu olarak nereden kalktığını, nereden geçtiğini bilmediğim dolmuş ve otobüs programlarını inceleyemedim. Kendi aracımla bildiğim yolu takip ederek hedefe ulaştım. Merak etmeyin, GPS veya Harita kullanmadan vardım.

Ereğli’ye, ilk kez orada belediye meclisinin istifa etmesi ile yenilenecek olan seçimler öncesi gitmiştim. Türkiye’de bu kadar çok partinin olduğunuorada gördüm. Çadır ofisler içinde herkes birbirine çay, pide ikram ediyor, görüş farklılıkları nedeni ile kimse diğerini eleştirmiyordu. Siyasete meraklı olanlarımız oradaki seçimin sonuçlarını hatırlayacaklardır.

Benim ilgimi çeken, orada büyük çaplı bir balıkhanenin bulunması ve mezat yapıldığını öğrenmem oldu. İzzet ustayı o zaman tanıdım. Sonraları çok kez gittik. Kış soğuklarında üşenmeyip İzmit’ten oraya neredeyse her hafta ziyaret ettik. Onu kaybettikten sonra doğrusu gidemedik. Sonrasında mekân kapandı.

Birkaç kez komşularımızla birlikte sabahın dördünde Ereğli’ye gittik. Çinekop aldığımızı hatırlıyorum. Mezat esnasında video çekerken “Yirmisi var, yirmi üçü var, abi çekmeyelim, yirmi beş oldu” diye pazarlığı yönetenin uyarısı aklıma geldi.

İstanbul’dan İzmit’e kadar gelen bu tren yolu neden küçük bir kıvrımla Gölcük, Karamürsel, Yalova’ya kadar uzanmıyor? Dahası, Orhangazi, Gemlik ve diğer kıyılara neden gitmiyor? Herkesi zorla Ankara-İstanbul arasına kilitledik. Bu arada normal hatlardaki tren saatleri değişikliği herkes tarafından eleştiriliyor. Örneğin, sabah hızlı trenle İstanbul’a gitmeye kalkarsanız neredeyse öğlene yakın bir saatte orada oluyorsunuz.

Yıllar önce yazdım, inşa edilen ve kullanıma açılan otoyolların ortasına neden tren rayları döşenmez? O yolların tamamında elektrik enerjisi var. Çok sağlam bir altyapı da mevcut. Gelin oralara ray döşeyelim ve yemek, müzik ve kahvaltı eşliğinde Marmara’dan Ege’ye

özel demiryolu hattını hayata geçirelim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yavuz Taşkıran - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Hürriyet Caddesi trafiğe kapatılmalı mı?