Şeffaf belediyecilik böyle mi olur?

Bayram seyran bitti, gündemimize ve gerçeklerimize geri dönelim.

Dikkat ediyor musunuz, Kocaeli’ndeki belediyelerin çoğu büyük bir “ketumiyet” içinde.

Kendileri devir aldıkları belediyenin fotoğrafını çektiler, önceki döneme ait bütün bilgiler kendilerinde var, kamuoyuna açıklamıyorlar.

*Belediyenin ne kadar borcu var?

*Geliri, giderini karşılıyor mu?

*Kaç personel çalıştırıyor?

*Aralarında kaç “bankamatik” personel var?

*Belediyenin ideal kadrosu ne kadar?

*Vakıf ve derneklere peşkeş çekilen belediye kaynakları?

*Yandaş firmalara verilen ihaleler ve bu ihalelerde boşa giden parasal tutar?

Şöyle 31 Mart seçiminden bugüne kadar geçen 4.5 aylık döneme bakın, bu soruların tamamını cevaplayan AKP’li belediye başkanı hemen hemen yok gibi.

Bir CHP’li İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet, bazı konularda toplumu bilgilendirdi, hepsi bu kadar.

Belediyenin borcunu açıkladı…

Şişirilen belediye kadrolarını ortaya koydu…

Malum vakıflara peşkeş çekilen belediye binalarını geri istedi…

Usulsüz ve etik olmayan harcamaları kamuoyuyla paylaştı…

Daha cevap bekleyen sorular var mı?

Sanırım var.

Şeffaf olmamak, ne anlama gelir?

AKP’li belediyelerden sadece birkaçı borcunu açıkladı.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi…

Gebze Belediyesi…

Başiskele Belediyesi…

Benim hatırladığım bunlar.

Diğer belediye başkanlarından tık yok!

Sorulduğunda, “Ödenemeyecek kadar değil” diye geçiştiriyorlar.

Sonra da borç açıklamayan belediyelerle ilgili söylenti, ortalığı kasıp kavuruyor.

O kadar borcu varmış…

Bu kadar borcu varmış…

Oysa yeni seçilen belediye başkanları yönünden ne kadar sakıncalı bir durum!

Ne kadar borç devraldıysan açıkla, halk bilsin.

Eğer açıklamazsan, eğer “yüklü borç” nedeniyle yeterince hizmet edemezsen, vatandaş bunun faturasını sana keser.

Sonra Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, göreve başlar başlamaz borcunu açıkladı da, alt belediye başkanlarının “borç gizlemesi” ne anlama geliyor?

Belediyenin ne kadar borcu var?

Cevap yok.

Ne kadar kadro fazlanız var?

Cevap yok.

Bunun anlamı şudur:

“Ben başkanı olduğum belediyenin gelmiş geçmiş bütün hatalarını kabul ediyorum, sorumluluğunu üstleniyorum…”

İyi o zaman, hayırlı olsun!

Eski başkanların hatalarını kabul ediyorsan, o hatalar gün gelir seni de yemeye başlar.

Belediyelerin “bankamatik” çalışanları

Belediyeler, bu ülkenin ekonomisini yiyip bitiren kurumlar…

Belediyeler, partilerin ve belediye başkanlarının çiftliği…

Bu, sadece bu dönemde değil, her iktidar döneminde böyleydi.

CHP iktidarı döneminde belediyelerin yaptıklarını unuttuk, şimdi AKP gözümüzün önünde, yaptıklarını büyütüyoruz.

Yok aslında birbirinden farkları.

Kafa, aynı kafa!

Biz iktidardayız, bizim partilileri işe almamız, bizim partililere ihale vermemiz normal…

CHP döneminde işe CHP’liler alınıyordu, ihaleler CHP’lilere veriliyordu, iktidar değişti, şimdi her tarafta AKP’nin borusu ötüyor.

Sadece AKP değil, iktidar destekçisi MHP de “ganimet”ten pay kapma yarışında.

Ne diyor İl Başkanı Aydın Ünlü?

“Bayramdan sonra ülkücü kadrolar belediyelerde iş bekliyor…”

Ya işte, Türkiye’nin düzeni böyle!

Suyun başına geçen, suyu kendi tarafına akıtıyor.

Yarım asırdır siyaseti izlerim, şu anlattıklarımın aksini hiçbir dönem görmedim.

Siyaset, bir “paylaşım kavgası”!

İktidarı ele geçiren, devletin nimetlerini paylaşıyor.

Kadro nimetlerini paylaşıyor…

Parasal nimetlerini paylaşıyor…

Paylaşanlar arasında kavga olmuyor mu?

Olmaz olur mu, “sen fazla aldın, ben az aldım” kavgası her zaman yaşanır.

İşte AKP’de bu kavga bir süredir yaşanıyor.

İşin üzücü tarafı ne biliyor musunuz?

Belediyelerde işe girenlerden bir kısmının “çalışmadan maaş almayı” kabul etmeleri…

Bu, ahlaksal bir sorun!

Bu, ülkemizin temel sorunu!

Bu, hırsızlığın başka bir yöntemi!

Hırsızlıkta da “hakkın olmayan” bir şeyi alıyorsun, burada da.

Eline bir kart vermişler, aydan aya gidip maaşını alıyorsun.

Bunun kabul edilebilir bir tarafı olabilir mi?

Ülkemizde “çalışmadan para kazanmak” artık meziyet, çalışarak para kazanmak ise “enayilik” oldu.

Türkiye’nin en büyük sorunu bence burada!

Ve belediyeler…

Hepimizin ödediği vergilerle ayakta duran belediyeler…

Ne yazık ki, “çalışmadan para kazanan” siyasi asalakların merkezi!

Dikkatle araştırılsın…

İddia ederim ki…

Sadece kentimizdeki değil, ülkemizdeki tüm belediyeler, gerçek ihtiyaçlarının en az iki katı personelle çalışıyorlar.

Yazık, günah!

İşsizlik sorunu böyle çözülmez.

Sen asalaklarını “bankamatik eleman” olarak belediyelere yerleştirip partine seçim kazandırabilirsin, ama bu uygulama ülkemizi batırır.

Belediyeler, kimsenin çiftliği değil.

Belediye başkanlarının harcadığı paralar da, “babasının parası”…

Bir şey daha…

Siyaset, meslek değildir.

Siyaset, belirli bir dönem halk adına “sorumluluk” almaktır.

Sorumluluk alan kişi, hesap verir.

Bugün vermezse, gün gelir mutlaka bir gün verir.

Bakın geriye, bu söylediğimin yakın geçmişte örneklerini görürsünüz.

Bu nedenle bütün belediye başkanlarına çağırıda bulunuyorum:

“Şeffaf” olun!

“Adaletli” olun!

“Hesap verebilir” olun!

Unutmayın, oraları “babanızın çiftliği” değil!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Metin - madem fikrinizi beyan ediyorsunuz o zaman cözümüde düşünmek gerekir bence cözüm büyükşehir belediyelerin ilce belediyelerini kapatıp ilcelerde 10,15 memurun olduğu tahsilat bürosu bulunması zaten olan hizmetleri büyükşehir yapmakta,ilce belediyeler gercekten ülkemiz ekonomisini batırmakta.saygılar

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 16 Ağustos 09:37
02

Deniz - @Metin 01 nolu yoruma cevabı: Hakkaten mantikli ilave olarak kent konut komek vb gibi para yiyen karadelikleri de kapatmak gerekli

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 16 Ağustos 11:58

Anket Hürriyet Caddesi trafiğe kapatılmalı mı?