Reklamı Kapat

Karar verdim: Stoik olacağım

Bu kararı nasıl aldım?

Geçenlerde bir arkadaşımla dertleşirken kendisi çok istediği bir üst göreve atanabileceğini, ancak bu konuda endişe ettiğini ve bunu sağlamak için yapacağı bir şey olmadığını da söyledi.

Bu konuşma üzerine “Senin bu durumun fanatiği olduğum takımın maçını seyrederken gol atamaması nedeniyle, benim oturduğum yerde hop oturup hop kalkarak üzülmeme benziyor, oysa böyle davranmamın tuttuğum takıma hiçbir katkısı yok” dedim.

Durumu, “Duvar Dibi Dergâhımızın” “şeyhi”  arkadaşım Muhittin Bakan’a açtım. Biliyorsunuz kendisi emekli felsefe öğretmenidir. Bana  “stoacılık” dan bahsetti. “Stoacılar için insanın temel amacının mutluluk olduğunu ve buna ulaşmanın, doğaya uygun yaşamaktan geçtiğini anlattı” Bu bağlamda çok ilginç bir örnek de verdi:

 “Kışın yemek için örneğin domates aramak ne oluyor, kış sebzeleri varken.” 

Stoacılık, M.Ö 4. yüzyılda Kıbrıslı Zenon tarafından Atina’da kurulmuş felsefi bir okul. O dönemin Yunan mimarisinde stoa (kemeraltı) çok yaygın. Zenon ve öğrencileri de bu kemeraltılardan biri olan Stoa Poikile’de (Boyalı kemeraltı) buluşup etkileşimde bulundukları için kendilerine stoacılar adı veriliyor. (Biz de bir çay bahçesinin duvarı dibinde bir masada buluşup dertleşirken adımız Duvar Dibi Dergâhı kaldı). Stoacılık antik Yunanın düşünce dünyasından Roma İmparatorluğu’na sıçrıyor. Roma’nın elit sınıfı da bu düşünceye kapılıyor. İmparator Marcus Aurelius bile bunlardan biri.

Stoacılığın temelinde şu yatıyor: “Fiziksel rahatsızlıklarımızın kaynağı nasıl bedenimizdeyse, ruhsal rahatsızlıklarımızın kaynağı da aklımızda ve düşüncelerimizde yatıyor. Düşüncelerimize kendimiz şekil verdiğimiz için manevi sıkıntılarımızın sorumlusu biziz. Ruhsal sıkıntılarımızın çoğu, elimizde olmayan şeyleri isteme ve sahip olduğumuz şeylerin kıymetini bilmemeye dayanıyor.”

Roma imparatoru Marcus Aurelius’un  bu konuda şöyle bir söylemi var: “Çoğumuz boş zamanımızı istediğimiz ama sahip olmadığımız şeyleri düşünerek geçiyoruz. Bu zamanı sahip olduğumuz şeyleri düşünerek ve eğer elimizdekilere sahip olmasaydık, onların yokluğunu ne kadar hissederdik  diye bir iç hesaplaşmaya girerek geçirsek daha mutlu olacağız.”

Demek oluyor ki stoacılara göre mutluluğu insanın kendinden başkası sağlayamaz. Bu nedenle dış dünyaya odaklanacağına iç dünyana odaklanacaksın. Mutluluğunu bir şeyi elde etmeye bağlamayacaksın. Mutluluğunu hiçbir şeye bağlamazsan seni ne mutsuz edebilir? Ne güzel bir düşünce, öyle değil mi?

Bu durumu, hayatta karşılaşılan sıkıntılar için bulduğu çözümleri içeren Kendime Düşünceler  adlı kitabı da yazmış olan Marcus Aurelius’un bir başka cümlesi çok net ortaya koyuyor: “Mutlu bir yaşam için pek az şey gerekli; gereken her şey içimizde ve düşünce biçimimizde.”

Ben kesin kararlıyım; artık “stoik”olacağım. Size de öneririm

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Güler - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?