Reklamı Kapat

İsveç’in lisanslı dilencileri ve bizim kayıt dışı ekonomimiz

Geçenlerde Guardian Gazetesi yazdı.

Çok hoşuma gitti, sizinle paylaşayım dedim.

İsveç’te dilenmek, artık lisansa bağlanmış.

Dilenmek isteyenler, ancak lisans aldıktan sonra dilenebilecekmiş.

Uygulama, İsveç’in güneyindeki Eskilstun şehrinde başlatılmış.

Dilencilik lisansı ücreti, yerel yönetimce, 21 Euro olarak belirlenmiş.

Üç aylık bir lisans içinmiş bu ücret…

Lisanssız dilenenlere 342 Euro ceza kesilecekmiş.

Amaç, dilenmeyi zorlaştırmak ve dilenenleri “kayıt altında” tutmakmış.

İlginç değil mi?

İsveç’te her şey kayıt altında.

Kayıtsız dilenmek bile yasak!

Biz ise ekonomimizi bile doğru dürüst kayıt altına alamadık, yıllardır “kayıt dışı ekonomi” ile uğraşıyoruz.

Ekonomik unsurlarımızın en az yarısının kaydı yok!

İşte bu nedenle, İsveç “İsveç” oldu…

Bir sistemi var.

Her şey kayıt altında.

Yönetimi, şeffaf.

Herkes neyin ne olduğunu biliyor.

Anlatmak istedim…

Sinan Aygün, 14 yıl önce ne söylemişti, ne oldu?

İşte, gazetelerin bu yönden de önemi büyük.

Yazarız, çizeriz tarihe not düşeriz…

Gün gelir, düştüğümüz o notun önemi anlaşılır, ibret olsun diye ülkeyi yönetenlerin önüne konur.

“Sinan Aygün” ismini anımsarsınız.

Uzun yıllar Ankara Ticaret Odası Başkanlığı yapmıştı.

Tek başına “muhalefet partisi” gibiydi.

Hükümetin yanlışlarını her fırsatta rakamlarla, grafiklerle, belgelerle ortaya koyardı.

Herkes “Bu adamın başına bir şey gelecek” diye konuşurdu, sonunda geldi de…

O furyada, o karanlık günlerde “Ergenekon Terör Örgütü” üyesi olmakla suçlandı, tutuklanıp bizim Kandıra F Tipi Cezaevi’ne kondu.

Hepimizin tanıdığı emekli Orgeneral Hurşit Tolon’la aynı odada yattı.

Neyse ki, esareti fazla uzun süremeden serbest bırakıldı.

Şimdi bütün bunları neden anlattım?

Sinan Aygün’ün, tam 14 yıl önce, 7 Ağustos 2005 tarihinde gazetelerde çıkan bir haberi var.

Ne ile ilgili bu haber biliyor musunuz?

Doğu Akdeniz’deki doğalgaz ve petrol yataklarıyla ilgili…

Hani bugünlerde yatıp kalkıp konuştuğumuz konuyla…

ATO Başkanı Sinan Aygün, 14 yıl önce bakın ne diyor:

*ABD ve İngiltere’nin, Kıbrıs sorununa müdahil olmasının ve Güney Kıbrıs’ın apar topar AB üyeliğine kabul edilmesinin altında petrolün yattığı kuşkusunu taşıyorum.

*Kıbrıs’ta 400 milyar dolarlık petrol ve doğalgaz var. Bu durum zaman geçirilmeden araştırılmalı.

Aygün’ün ifadesi, bu kadar net!

Tabii o günlerde Sinan Aygün’ün bu açıklamasına Türkiye’yi yönetenler gülüp geçmişti.

Şimdi dünya gözünü Kıbrıs’a dikti, Türkiye de Sinan Bey’in açıklamasından tam 14 yıl sonra Kıbrıs’ta petrol ve doğalgaz aramaya başladı.

Keşke Sinan Aygün’ün o açıklaması, ülkemizi yönetenlere anında bir “işaret fişeği” olabilseydi.

Nefret etmek mi, rekabet etmek mi?

Hep kolay yolu seçeriz.

Daima “nefret”e oynarız.

Bir kişi, bir kurum, bazı ülkeler bizi kızdırıyor mu, “nefret” eder geçeriz.

Onları derhal “nefret edilecekler listesi”ne alır, kafamızdan atar, işi bitiririz.

Örneğin, Batı…

Batı karşıtlığı…

Adeta “milli spor” oldu.

Bazı çevreler, Batı’yı “çürümüş” olarak nitelendirir.

Batı şudur batı budur, dilinden düşürmez.

İyi de bakın bakalım Batı’nın haline!

Bizden daha çok çalışıyorlar mı?

Çalışıyorlar…

Bizden daha fazla üretiyorlar mı?

Üretiyorlar…

Eğitimleri ve kültürleri bizden iyi mi?

İyi…

Bizden daha örgütlüler mi?

Evet, bizden daha iyi örgütlüler…

İnsan haklarına saygıda, bizden daha iyiler…

Ekonomileri, bizden daha güçlü…

Bilim ve teknolojide, bizden kat kat iyiler…

“Kaliteli yaşam” seviyeleri bizden daha yüksek…

Hangi yönüyle karşılaştırırsanız karşılaştırın, Batı bizden ileride.

O halde sürekli Batı’yı kötüleyen İslam ülkeleri korosunda ne işimiz var?

Sabah akşam kötülemek ve nefret etmek, bize ne kazandıracak?

Bugüne kadar nefret ettik de elimize ne geçti?

Akıllı olalım!

“Nefret” etmek yerine “”rekabet” yolunu seçelim.

Kendimize çeki düzen verelim.

Aklın ve bilimin yolundan yürüyelim.

Çocuklarımızı “dinsel” ağırlıklı değil, “bilimsel” ağırlıklı eğitelim.

Daha çok çalışalım, daha çok üretelim.

Evrensel değerlere önem verelim.

Güçlüden “nefret” etmek, bize bir şey kazandırmaz.

Esas olan, güçlülerle “rekabet” edebilmektir.

Hedefimiz, bu olmalı!

Nefret etmek, kolay…

Biz, “zor”u seçelim!

3 görüş

*”Hayatta kaybedebilirsin, kaybetmeyi ahlaksızca bir kazanca tercih et!”

*”Bazı idealler o kadar değerlidir ki, o yolda mağlup olsan bile zafer sayılır.”

*”Aydın olmak için şu üç şey muhakkak gerekir: Yabancı dil, hukuk bilgisi, mukayese becerisi…” İlber ORTAYLI

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Erkan tekin - TANZER BEY STANDART DILENCI LERI BIRAKALIM KENARA.ULKEMIZ SIYASETCILERI ARAP LARDAN DILENIR OLDU.PARASI OLAN HERKEZE BUYRUN GELIN SATIN ALIN DEMIYORLARMI?AMAN KREDI VERIN DEMIYORLARMI?SAPANCA TARAFININ HALINE BAKIN.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 18 Ağustos 20:05

Anket CHP'de il başkanı kim olmalı?