Reklamı Kapat

Kentiyle bütünleşemeyen sanayiciler

Bir iki gün önce Tanzer Ünal bey, “Kocaeli sanayi kenti mi yoksa devasa bir işçi kampı mı?” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yazı, “Yine derdim depreşti” cümlesi ile başlıyordu. Okuyunca benim de derdim depreşti. Kalemi elime aldım ve bazı anılarımı yazmak istedim. Ben de uzun sayılabilecek bir süre işin mutfağında bulundum.

Birçok sanayi şirketi sınırlarımız içerisinde bulunur üretir, satar ve ihracat yaparlar. Vergisini zamanında ödeyen illerin başında geliyoruz. Fakat kısa bir zaman öncesine kadar bizim kendi öz firmalarımız parmakla gösterilcek kadar azdı. Yeni yeni bir kaç öz firmamız ilk beş yüz firma arasına girmeye başladı. Diğerlerinin sahipleri veya üst yöneticileri İstanbul’dan gelirler sabah gişelerden girerler, akşam evlerine geri dönerler. Birçoğu İzmit’i görmemiştir. Onun için ilimizin sosyal ilişkilerine katkıları kısıtlıdır, sorumluluk hissetmezler.

***

Ben genel müdür ve yönetim kurulu başkanı olduğumda Kocaelispor’un başkan yardımcısıydım. Bazı İstanbul basını İGSAŞ’ın paralarını Kocaelispor’a aktaracağım şeklinde yazılar yazmıştı. İleriki zamanlarda bu konuda teftiş edildim. Ben de şunu söyledim, “Yıllardır bir hemşehrimiz, buradaki kuruluşların başına getirilmedi. Benim öncelikli hedefim burada ikamet eden işssizleri tercih etmektir.” Sayın Vali ayrımcılık yaptığımı söyledi. Ben de fabrikalar yıllardır alıyor, acaba bunların kaçı hemşehrimiz, kaçı o fabrikaların üst yöneticilerinin hemşehrileridir merak ediyorum şeklinde düşüncemi açıkladım.  Kamu görevim nedeniyle Kocaelispor yönetiminde ayrıldım. Bundan sonra eşim dört dönem yöneticilik yaptı. O dönem üniversitemiz yeni teşkilatlanıyor, Kocaelispor’un desteğe ihtiyacı var. Bir gün valimiz, İzmit körfezinde liman işletmeleri olan otuzdan fazla firmanın sorumluluları ile konuşmak için toplantıya davet etti. Her zamanki gibi uyanık davranarak, bir ikisi hariç 2. ve 3. derecedeki adamlarını gönderdiler. Vali bey üniversitenin ihtiyaçlarına, Sefa Sirmen bey de Kocaelispor’a destek vermelerini istedi.

***

Bu konuşmalar bitince hiç kimse söz almadı. Bunun üzerine ben söz aldım ve dedim ki, “Sayın başkanım neden kendinizi zorluyorsunuz, bu firmaların sahipleri sabah gişelerden girerler, akşam aynı yerden evlerine dönerler. Onlar Kocaelispor’u tanımazlar bile. Çünkü İstanbul takımlarının taraftarlarıdır. Tabii ki Nuh Çimento’yu ayrı kefeye koyuyorum. Kimseden yine ses yok, hiç bir sonuç çıkmadı.

Aradan epey bir zaman geçti. Vali bey ve kulüp başkanımız bana  "ilk 30 firmayı davet et biz çağırsak şüphelenir gelmezler" dediler. Ben bir davet yaptım. Sonuç yine aynı. On sekiz firmanın temsilcileri geldi. Bir ikisi hariç hepsi yetkisiz kişiler. Ben 'hoş geldiniz' dedikten sonra Vali bey üniversite için, Sefa bey de Kocaelispor için destek istedi. Herkes tavana bakmaya başladı. Benim kulağıma bağış kampanyasını sen aç onlar arkamızdan gelir dediler.

Ben para veremem sonra istersiniz zor durumda kalırım. Senin durumunu biliyoruz sorun olmaz dediler. Neyse biraz düşündüm. Üç desem az, beş desem iyi olur mantığı ile 5 milyon lira destek veriyorum dedim. Yanımda oturan Nuh Çimento Ceo’suna haydi göster kendini dedim. Senin bacan benden yüksek mubabbeti yaptı ve üç milyon dedi. Vefa Küçük bey de 125 bin dolar bağışladı. Gerisi uyanık, biz konuyu yetkililere ulaştıracağız diyerek işin içinden sıyrıldılar. Sonuçta kabak benim başıma patladı. Protokol mensupları ile nerede karşılaşsak, söz verdiğin yedi milyonu öde baskısı başladı. Para yediye çıkmış haberim yok.  Baskılar öyle çoğaldı ki, ben kaçmaya başladım. Bir süre sonra Koçbank’ın açılışı vardı. Gittim, muhteşem ikilim yine para istedi. Önceden tanıdığım bankanın genel müdürü ve yine bana nefes aldırmıyorlar, ne olur Kocaelispor’a 7 milyon lira destek verin beni kurtarın dedim. Tamam veriyorum, sizin bankamıza bir hesap açmanız yeterli deyince üzerimden yük kalktı.

***

Bu anılarım Tanzer beyin makalesinin olaylarla doğrulanmış halidir. Bizim sanayicilerimiz çok az bir istisnası hariç Kocaeli’yi tanımazlar. Sabah gelir akşam dönerler. Sosyal hayata katkıda istekli değillerdir. Kentle bütünleşemezler. Bir Kayseri, bir Gaziantep gibi olamazlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Feridun Güray - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?