Reklamı Kapat

Ağustos sonunda durum

Bayramları karıştırdık. Eskiden her bayramın bir ritüeli olurdu. Kim veya kimler ya da bu işten sorumlu olanlar bayramın içeriği, kutlaması ve uygulamaları ile doğrudan ilgilenirlerdi.Fener alayları yapıldığında, ben eski bir izci iken, o fenerlerin nasıl yapılacağını liderlerimiz bize öğretirlerdi. Gazyağı ile yanan bu fenerlerde aman çivi çakılan yerden sızma olmasın diye alçı sıva bile yapardık. Kamplara gittiğimizde kamp ateşleri düzenler, etrafında eğlenirdik. Bayramlarda izcilerin nerede olması gerektiği de anlatılırdı.

Herkes hayatından memnundu. Ta ki birileri bir şeyleri değil, her şeyi değiştirme planını uygulamaya başlayınca ortalık karıştı. Önce okul sporlarından başladılar. Okul spor kolları, okul aile birlikleri, lig heyetleri, 19 Mayıs ve 23 Nisan komiteleri kaldırıldı, spor derslerinin sayısı indirildi (Sonra düzeltildi çünkü çocukların anne babaları derhal itiraz ettiler), okullarda kurulan kulüpler de kapatıldı. Okul maçları Milli Eğitimden alınıp Spor teşkilatına bırakıldı. Takımınız varsa buyurun gelin oynayın dendi. Ama malzeme, ulaşım yemek gibi çok önemli giderlerde Beden Eğitimi Öğretmenleri yalnız bırakıldı.

Ülkenin kurucusu olduğunu herkesin bilmesine rağmen bu isimden uzaklaşmanın sağlanması için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Daha yeni liderlerin çıkması, daha fazla sayıda devlet adamının çıkması beklenirken var olanların yok edilmesine tevessül edildi.Çok sayıda sanatsal değer içeren yapıtlar yok edildi. Liyakat denilen bir şey kalmadı. “Bizdensen sorun olmaz” düşüncesi aldı yürüdü. Yüzlerce pozisyona iş bilmez, anlamaz insanlar yerleştirildi. İşin ilginç yanı kimse de “Ben bu işten anlamam” demedi. 

Geldiğimiz noktaya bakar mısınız; artık ne dostumuz ne de düşmanımız belli? Herkes ve her taraf düşmanlarla doldu gibi. Uçak vermediler düşman olduk. Ama her gün aynı ülkenin bir telefonunu ısrarla kullanmaya devam ediyoruz. Yediğimiz, içtiğimiz, konuştuğumuz, gezdiğimiz, neredeyse hayallerimizi bile öğrendikleri bir sistemle bizi takip etmelerine rağmen bundan hiç bir rahatsızlık duymuyoruz. Bunlar farklı ve düşmandır diye yıllarca olumsuz propaganda ile uzak tutulmaya çalışılan üst komşumuzla geldiğimiz noktaya bakar mısınız? Hani bunlar şuydu? Hani bunlar buydu? Ah ticaret, ah savaş... Bunlar her şeyin seyrini değiştirmeye muktedir birer güç olarak karşımızda gülümsemeyi sürdürüyorlar.

Her kategorideki okullarımızdan mezun çocuklarımız işsiz durumdalar. Okul eğitimimizi derhal teknik okullar düzeyine taşımalıyız. Mühendisler iş bulamıyor. Bu kadar çok Üniversitemizden mezun olanlarımız da işsiz olarak geziyorlar. Otomobil fabrikalarında işçiler mühendislerden fazla para kazanıyorlar. Üniversitelerimizin ve yeni programlarımızın sayısı arttıkça öğretim üyesi temininde sorunlar yaşanıyor. Olay yalnızca ders anlatıp gitme değildir, öğrenci hayata hazırlanmalı, onun istihdamına yönelik çabalar sergilenmelidir.

Kuralar çekildi. Bir koç şunları söylüyor: “Şu iyi, bu da iyi, o da fena sayılmaz...” Peki kendi takımın ne? Biraz ondan söz et! İddiadan uzak, cılız, özgüven sıfır... Nerede motivasyon?Ağustos ayının sonunda aklıma takılanları sizlerle paylaştım. Bayramları bayram gibi kutlama zamanı geldi. Ama bunu gösterişsiz, sade ve herkesi kucaklayacak şekilde yapmak gerekir. Bayram herkesin hakkıdır. Senin, benim değil, herkesin...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yavuz Taşkıran - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?