Reklamı Kapat

Tatil Dönüşü

Yaz mevsimi denilince, insanın üstüne ağırlık çöker biraz, biraz yorgunluk, boş vermişlik, rehavet.

Yaz mevsimi denilince, tatil gelir akıllara, biraz ara vermişlik, bütün işleri rafa kaldırır gibi ara vermişlik. Ama aslında sadece ruhu dinlendirmedir o, bütün bir senenin, kış mevsiminin yorgunluğunun dışa vurumu gibi ve o yorgunluktan kurtuluştur yaz mevsiminde bir yerlere kaçışlar.

Bende üç gün diye gittiğim gezinin zamanını uzatınca uzun bir süre ayrı kalmış oldum İzmit’ten. İzmit’ten, sevdiğim dostlarımdan, deniz kenarında yaptığım sabah yürüyüşlerimden ve en önemlisi yazılarımdan…  Çünkü üç gün kalacağım için yazılarımla ilgili teferruatı yanımda götürmemiştim.

Sonuç, bir aya yakın ve benim için unutulmaz geçen bir tatil. Üzerimdeki yorgunluğu attığım, sadece biraz rafa kaldırır gibi ara verdiğim ve tekrar İzmit’in beni içine çektiği gibi geri döndüğüm bir tatil.

Gitmeden bir gün önce yazdığım ve geldiğimde kontrol edip gönderirim dediğim yazımı anca şimdi paylaşabiliyorum sizlerle.

Gayret Gemi Müzesi

Bugün daha başka bakıyorum gemiye, bugün her günkünden farklı bir bakış açısıyla. İçindeki askerleri düşündüğüm için, şu an içinde olan manken askerleri görüp, zamanında içinde yaşayan canlı, bizim gibi eti kemiği olan askerleri düşündüğüm için. Özellikle denizaltı bambaşka duygular hissettirdi bana. Basık, kısık, dar, nefessiz... Merdivenlerden inip çıkarken benim içime gelen fenalıkla, daralmayla, o gencecik askerlerin nasıl inip çıktığını düşündüm durdum. Genç oldukları geldi aklıma ama gençte olsalar o dik merdivenlerden nasıl nasıl!

Denizaltında gezerken, o kısacık sürede, daracık koridorlarda içimin daralmasıyla askerlere haksızlık ettiğimi düşündüm usulca içimden.  Onlar o dar odalarda görevlerini yaparken dar koridorlarda bulunan dar ranzalarda nasıl yattıklarını düşününce, birde bunu denizin dibinde olduğunu düşündüm. Düşündüm düşündüm!

Etkinliğimizin ikinci kısmını uygulamak için gittiğimiz kafe de her şey güzeldi. Bu düşüncelerden sıyrılmıştım. Ama ya sonrası, bugün ve yarın ve diğer günler sabah yürüyüşünde geminin karşısında olacağım ama onu artık sadece gemi olarak görmeyeceğim.  Etkisinden nasıl kurtulurum bilmiyorum ya da kurtulabilir miyim?

Denizaltı

O gün ilk önce denizaltına girdik, dar, uzun, basık geçişleri olan bir koridordan geçtik. Çalışmalarını sürdürdükleri odalar çok küçük, yattıkları ranzalar ise geçtiğimiz dar olan koridorda olabildiğince basık bir şekilde karşılıklı ve alt alta yapılmış.

Denizaltında,  gün yüzüne çıkmadan geçirdikleri zaman, gece kırmızı ışıkla, gündüz ise beyaz ışıkla belli ediyormuş kendisini.

Denizaltının ilk seferinde maksimum seksen dört kişi görev almış. Bu sayı ilk seferinde gerçekleşmiş ve daha sonraki seferlerinde azalmış. Sol tarafta iki tane teleskop bulunmakta ve bunlar sayesinde dışarısı gözlemleniyor. Bir oda dizel motor dairesi olarak kullanılıyormuş. O odanın içinde de üç tane motor bulunmakta. Birisi sağ tarafta, diğeri sol, üçüncüsü ise masanın altında muhafaza ediliyormuş.  Her biri bin altı yüz beygir gücünde imiş. Ve geminin saatte on altı mil hız yapmasını sağlıyormuş. Ve aynı zamanda da gemide bulunan altı yüz bataryayı şarj edebiliyormuş. Ve bu sayede de gemi denize daldığında motorları kapalı bir şekilde bu bataryalar sayesinde ilerlemesini sağlıyormuş.  Bu denizaltı herhangi bir savaşa katılmamış. Denizaltı yüzeye çıkmadan beş gün denizin altında kalabiliyormuş. Sürekli çıkması gerekiyormuş ki havayı değiştirmek ve yine aynı şekilde bataryaları şarj etmek için.

Koridordan geri dönüp başımızı kaldırdığımızda daire göreceğimiz ve oradan inen dik bir merdivenden dışarı çıkacağımız söyleniyor bize ve gemiye geçiş yapıyoruz.

Gemi

İkinci dünya savaşının sonunda 10 Mayıs 1946 tarihinde ABD tarafından yapılan gemi, Kore ve Vietnam savaşlarına katıldıktan sonra 1973 yılında Türkiye tarafından satın alınmış, Türk Donanma Komutanlığı’na katılarak “TCG Gayret” ismini almıştır. 1975 – 1995 yılları arasında birçok tatbikata katılan Gayret Gemisi  5 Mayıs 1995 tarihinde hizmet dışı olmuş ve Poyraz Limanı’nda korumaya alınmıştır. 1995 yılında hizmetten ayrıldıktan bir yıl sonra “Müze – Gemi projesi”  için tekrardan göreve alınmıştır. 1997 yılında Kocaeli Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve Gölcük Donanma Komutanlığı tarafından sanat galerisi ve müze haline getirilen gemi, restorasyon çalışmalarından sonra 13 Ağustos 1997 tarihinde İzmit sahiline getirilmiştir. Bugüne kadar olan ziyaretçi sayısı rekor sayıya ulaşmıştır. İlk müze gemisi olan Gayret Gemisinde ziyaretçiler, bir savaş gemisinde olabilecek birçok sistemi bir arada görebilmektedirler.

Gayret Gemisinde, savaş harekat merkezi, makine ve kazan daireleri, köprü üstü, radar, devre dışı bırakılmış silah sistemleri, toplar, sualtı silahları da yer almaktadır. Geminin yatakhaneleri ise sergi salonu olarak kullanılmakta ve gemi rehber eşliğinde gezilmektedir. Denizaltı ve Gemiyle olan izlenimlerim şimdilik bu kadar.

“Gez Çiz Yaz İzmit”  Workshop Etkinliğimizin bir sonraki ayağı İzmit’in sembolü olan saat kulemiz. Onun izlenimlerini de en yakın zamanda anlatacağım sizlere.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gül Anasal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?