Reklamı Kapat

AKP’nin boyası döküldü

AKP’nin bir çözülme sürecine girdiği açık. Sadece kurulacağı söylenen iki partiye gidecek olanları kastetmiyorum. Bu partiye destek veren yazar ve yorumcular ile halkın görmezden geldiği çürüme ve kokuşmanın daha çok dile getirilmesinden bahsediyorum.Muhalefet destekçilerinin gördüğü olumsuzlukları, içeriden olanlar yani AKP yöneticileri, seçmenleri ve Tayyip Erdoğan hayranları da görmüyor muydu? İçeriden olanların dışarıdan bakanlardan da çok pis kokuları aldığından şüphe yok. Ama yeni yeni gördükleri çirkinlikleri ve duydukları pis kokuları ifade etmeye başlamalarının sebebi ne olabilir?

Karar Gazetesinde Yusuf Ziya Cömert eskiden AKP’yi “göğsünü gere gere savunan” bir yazar.Şimdi AKP Teşkilatlarını yöneten zümre için kullandığı sıfatlara bakın: “Hayli nobran, hayli mütekebbir.”  Yani AKP yöneticilerinin “davranışı kaba, sert, gönül kırıcı ve kibirli” olduklarını söylüyor.Ve AKP kitlesi için yaptığı şu tespitlere katılmamak mümkün değil:

Bunu biliyordu AK Partililer, biliyor ama susuyorlardı.Sadece kendi içlerinde fiskosla konuşuyorlardı, dışarıdan duyulmayacak şekilde. Seçimden sonra biraz aşikare konuştular.En klasikleşmiş özeleştiri: Mücahitler müteahhit oldu. Yönetenlerimizde kibir, gösteriş, israf had safhada.Eskiden göğsümüzü gere gere savunuyorduk, şimdi de savunduğumuz tarafları var. Ama insanlar yolsuzluk deyince, torpil deyince, damat deyince, yeğen deyince sesimiz kesiliyor.

Seçim öncesinde Öcalan’ın mektubunu açıklatmak, kimin fikriyse yanlıştı, bak nasıl ters tepti.Bazen öyle haksızlıklar yapıyoruz ki, yaptığımız haksızlıkla kendimiz baş edemiyoruz.

Yolsuzluk? Sadece kısık sesle konuşabiliyoruz.

Nepotizm? (eş, dost, akraba kayırma; adam kayırmacılığı) Yapıyoruz. Ama o konunun dokunulmazlığı var. Açılacak gibi olduğunda, hemen kapatılıyor.

DİLİPAK’IN ÖZELEŞTİRİLERİ

Bir de Yeni Akit Gazetesinde yazan Abdurrahman Dilipak’ın aynasına yansıyan Ak Partililerin görüntüsüne bakalım:

Biz, Hz. Ömer’in, “kamuya ait kandili söndürüp, kendi kandilini yaktığı” misali üzerinden kendimizi anlatırdık.“Devletin malı deniz, yemeyen domuz” noktasına geldi işler. “Selam verdim rüşvet değildur deyu almadılar” günlerini yaşadı ümmet.Biz inandığımız gibi yaşamayı bırakınca, yaşadığımız gibi inanmaya başlamak da yetmedi, sanki fetvalarla halimize uygun bir din icad etme noktasına mı geldik yoksa!Mesela fetva almaktansa, kendinize uygun bir fetvacı bulun, fetva kolay! Bir çözüm yolu bulurlar. “Cihad” deriz, bir yol bulunur. Cinayete de bir yol bulunur, zimmet’e, gasb’a, yalan’a da, yeter ki isteyin ve kılıfını bulun!Siyaseti yalan söyleme sanatı olarak görenler, yapanlar var. “Harp hiledir” diye başlıyor ve siyaseti örtülü bir savaş olarak görüyor ve o zaman da haramlar onun için mubaha dönüşüyor!Biz ülkeyi, toplumu kurtarmak için iktidar olmayı kafamıza koymuştuk!İşte geldiğimiz yer. Ne cemaat kaldı, ne STK dediğimiz yapılar, ne de media.. Artık gazeteler dibe vuran tirajları ile daha fazla yol alamayacaklarını görüp, teker teker yayın hayatlarına son veriyorlar.Siyaset, ahlaki ve hukuki zeminini kaybederse mafyalaşır. Ana belirleyici, güç ve çıkar! Hele güç ve çıkar ilişkisi ahlaki zeminden uzaklaşırsa işler daha da sarpa saracak demektir. Kibirli, inatçı, zalim, cahil, la yüs’el (hesap sorulamaz) insanlardan uzak durmak gerek..

ŞATAFATLI MAĞLUBİYETİN TESCİLİ

Yukarıda bahsedilen bozulmaları çok önceden uyaranlar da vardı. Bizim gibi farklı mahalleden olanlar yanında, eski mahalleden taşınan bazı İslamcı yazarlar da çok daha önceden uyarılar yapıyordu.

Mesela "ortaokul yıllarından beri İslamcı hareketin içinde” olan Levent Gültekin'in yazdığı "ŞATAFATLI MAĞLUBİYET / "İslamcıların İktidarla İmtihanı"  kitabında önemli değerlendirmeler vardı:“Hazırlıksız ve önyargılarla yüklü İslamcılar iktidar gücüne eriştiler. Hem de demokrasi tarihimizde hiçbir iktidara nasip olmayan bir güçle muktedir oldular.

Bu aslında din üzerinden bir iktidar mücadelesiymiş. Manevi değerleri öncelemiş gözüken İslamcıların değerler üzerinden yapılan eleştirilere verdikleri cevaplar da değişti.Mesela 'dürüstlük', 'özgürlük', 'iç barış', 'eşitlik' dediğimizde 'ama yol yaptık' diyorlar. Tamam, ama yıllardır savunduğumuz değerler yok oldu" dediğimizde 'sen ekonomiye bak' diyorlar. Hak yiyorlar. Adam kayırıyorlar. Yalan söylüyorlar. Gene de kendilerini ne suçlu, ne hatalı, ne de günahkâr hissediyorlar.İslamcılık için İslam'ı bile gözden çıkarıyorlar.İslamcılık şatafatlı bir iktidarla beraber ağır bir mağlubiyet yaşıyor.”Bütün bu uyarılara rağmen AKP kitlesinde bir çözülme veya yeni bir arayış başlamamıştı. Şimdi neden başladı?Çünkü “ama yol yaptık”, “sen ekonomiye bak” demenin bir inandırıcılığı yok. Ekonomiyi iyi yönetmedikleri, ülkeyi soktukları büyük borç batağına rağmen, ekonomik büyümenin kendilerinden önceki yönetimlerden geride kaldığı anlaşıldı. Türkiye’yi ekonomik alanda (GSYİH büyüklüğü) dünyada 17’nci sırada iken 18’nci sıraya düşürdüler. IMF’nin tahminleri gerçekleşirse 2019 yılı sonunda 20’nci sıraya düşeceğiz.“İslam’a hizmet ettik” sözlerinin gerçeği yansıtmadığı anlaşıldı. İslam diye hizmet ettikleri cemaat,  tarikat, dernek ve vakıfların içyüzleri ortaya çıktı.

Eskiden “Yüzde 99’u Müslüman olan” dediğimiz Türkiye’de, 17 yıllık İslamcı AKP yönetiminden sonra geldiğimiz nokta şu:“% 14 Allah’a inanmıyor. % 25 Meleklere inanmıyor. % 24 Kur’an-ı Kerim’in vahiyle geldiğine yani Kur’an’a inanmıyor. % 37 Peygambere, Hz. Muhammed (S.A.V.)’e inanmıyor. % 43 Hiç camiye gitmemiş. % 55 Ramazan ayında oruç tutmuyor. % 78 Beş vakit namaz kılmıyor. (Çok önem verdikleri İmam Hatip Liselerinde okuyan öğrencilerde de namaz kılma oranı aynı). % 35 Gusül abdesti almıyor veya bilmiyor…”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ruhittin Sönmez - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

04

Vatandaş - Hizmet anlayışından kendi yandaşlarına peşkeş anlayışı ne zaman ki iyice dillenmeye başladı işte o zaman çözülme başladı ki insanlar bu kadar zor durumda kıt kanaat geçiniyorken ülkeyi yönetenlerin halkı değil yandaşı düşünmesi olayı bitirdi

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 07 Eylül 01:30
03

Erkan tekin - SAYIN YAZAR SIZI TEBRIK EDERIM.UZUN LAFA GEREK YOK.SIZDEN RICAM FASIZM HAKKINDABIR KOSE YAZISI YAZARMISINIZ?NASIL BIR YONETIM SEKLIDIR.HERKEZIN OKUMASINI TAVSIYE EDERIM.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 06 Eylül 21:01
01

İlkay - Çok güzel tespit edilmiş. İzmitte biraz dolaşın, Beli, arkası çıplak bayanlar, yolda öpüşen sevgililer vs. Çok bozulduk. Gençlerin durumu iyi değil, bizler de bozulmaya başladık. Avrupa birliğine girmeden bu bozukluk oldu. Ya girsek ne olurdu. Orasını siz düşünün..... Düşününkü ben sol partili değilim. Bunları söylüyorum..

Yanıtla . 2Beğen . 6Beğenme 06 Eylül 13:48
02

Lazo - @İlkay 01 nolu yoruma cevabı: Sen birde İzmit imam hatip lisesinin okul çıkışındaki görüntülerine bak.Açık gezenler bile böyle pervasızlıklar yapmıyor.

Yanıtla . 0Beğen . 2Beğenme 06 Eylül 20:43

Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?