Açılım döneminin horozları yine ötmeye başladı

Önceki gün “İyi Parti’de o ismin istifası iyi oldu” diye yazmıştım.

Şöyle demiştim:

“Genel Başkan Yardımcısı Hasan Seymen’in istifası…

Şu hadsize bak!

Neymiş?

Çerkesler Türkiye’de ikinci sınıf vatandaşmış…

Neymiş?

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren Çerkeslere karşı asimilasyon uygulanıyormuş…

Neymiş?

Birinci sınıf vatandaş gibi yaşamak, onların da hakkıymış…

Neymiş?

Anayasada bununla ilgili değişiklikler yapılmalıymış…

Özetle böyle diyor Hasan Seymen.

Hasan Seymen birkaç gün önceye kadar İyi Parti’de genel başkan yardımcısıydı.

Bu konudaki görüşleri ortaya çıkınca istifa etmek zorunda kaldı.

Yazık!

Bu memlekette kimin kimden artısı-eksizi var ki?

Bu ayrımcılık, bu bölücülük neden?

İyi Parti nasıl oldu da Hasan Seymen gibi birini bünyesine katma ve genel başkan yardımcısı yapma gafletine düştü?

Hasan Seymen’in fikirleriyle PKK’nın fikirleri arasında ne fark var?

Hasan Seymen görevinden istifa etmiş, üyeliği devam edecekmiş.

Bence Hasan Seymen’in üye olarak kalması bile İyi Parti’ye zarar verir.”

Bu yazım yine birilerini rahatsız etti

Yazım, anlaşılan “ayrılıkçı Çerkeslerden bazılarını yine rahatsız etti.

Bir grup mail atmış, “Sen Çekeslerden ne istiyorsun?” diye soruyor…

Yıllar önce yazdığım yazıyı hatırlatan bir başkası da “Hâlâ o yazının arkasında mısın?” sorusunu yöneltiyor.

O yazımı buldum, okudum.

25 Şubat 2012’de, 7.5 yıl önce yazdığım bir yazı.

Okuduktan sonra o soruyu kendi kendime sordum…

Bu yazımın arkasında mıyım?

Geçen zaman içinde görüşümü değiştirecek herhangi bir olay oldu mu?

Baktım, yok!

O yazımın aynen arkasındayım.

Çerkes ayrılıkçılar, yine kızacaklar…

Yine savcılığa gidip suç duyurusunda bulunacaklar…

Daha önce yaptıkları gibi, yine Çerkes halkına hakaret ettiğimi iddia edecekler…

Olsun!

25 Şubat 2012 tarihli o yazımı bir kez daha köşeme alıyorum.

Hep birlikte okuyalım, sonra bir çift sözüm daha var.

Türkiye’de yeni bir ihanet grubu: Çerkez Hakları İnisiyatifi

25 Şubat 2012

“Dikkat edin, “Çerkezler” demiyorum.
Tanıdığım, tanımadığım tüm Çerkez kökenlileri, “ihanet” ifadesinin dışında tutuyorum.
Hele hele, çoğunu yakından tanıdığım Kocaeli’ndeki Çerkez kardeşlerimin, devlete, millete ve ortak değerlerimize bağlılıklarından zerre kadar şüphe etmiyorum.
Onlar, “müstesna” insanlar…
Onlar, kendilerini bu ülkenin “asli unsuru” olarak görürler ve öyle yaşarlar.
Değerli dostum Ender Şenol, bir Çerkez olarak çizgisini şöyle açıklar:
“Bu ülkede kimin ne kadar hakkı varsa, benim de o kadar hakkım vardır. Kimin ne kadar sorumluluğu varsa, benim sorumluluğum da o kadardır.”
Ne güzel bir anlatım…
Kendini bilen, bu ülkeye gönülden bağlı kişilerin görüş ve duyguları…
Çerkezlerin dernekleri var.
Derneklerin bir araya gelip oluşturdukları federasyonları da…
Bunların üye ve yöneticileri, aynı Ender Şenol’un ifade ettiği çizgide…
Kendilerini Türkiye’den ayrıştırmıyorlar.
***
Geçen yılın başında bir grup ortaya çıktı.
Kendine, “Çerkez Hakları İnisiyatifi” adını verdi.
Şu “ inisiyatif ve platform” gibi oluşumları oldum olası hiç haz etmem.
Kaçak güreşmektir…
Sorumluluktan kaçmaktır…
Kim bunlar?
Ortada görünen bir iki isim var…
Sözcü… Üye…
Kenan Kaplan, Murat Özden gibi…
Kimdir, nedir, ne iş yaparlar?
Bunları bilmiyorum.
Bilmem, önemli de değil…
Ama , “inisiyatif” adı altında ne yapmak istediklerini, iyi biliyorum.
Geçen yıl iki miting düzenlemişler.
12 Mart’ta Ankara’da, 17 Nisan’da İstanbul’da…
Mitingin adı,”Çerkez Hakları Mitingi”…
İnisiyatif, iki gündür de şehrimizde.
Derbent Uygulama Oteli’nde “Çerkez Çalıştayı” yapıyor…
Kendi ifadelerine göre, Türkiye’nin ilk Çerkez çalıştayı imiş.
İyi de…
Şehrimizdeki bu toplantıya, şehrimizden hiç Çerkez katılmıyor.
Kocaeli Kafkas Dernek Başkanı Sami Korkut, önceki gün açıklama yaptı, “İstanbul’dan bir grup toplanıyormuş… Anayasal talepleri varmış… Ne yapmak istedikleri, nereye varmak istedikleri bizi ilgilendirmiyor. Biz katılmayacağız” dedi.
Toplantıya, Çerkez federasyonları da katılmıyor.
Ya kimler katılıyor?
İsimleri çok dikkatli okuyun!
Doğu Erbil, Osman Can, Şeref Oğuz, Ufuk Uras, Zeynel Abidin Besleney, Can Ataklı, Yavuz Baydar, Emre Aköz, Ferhat Kentel, Gülden Aydın, Ramazan Coşkun, Setenay Nil Doğan, Barış Altıntaş, Orhan Miroğlu, Mehmet Altan, Rojin, Abdurrrahman Dilipak, Hasan Öztürk, Fuat Dündar, Ardan Zentürk, Sadık Bilge, Selahattin Esmer, Melih Altınok, Süleyman Soylu, Ali Bayramoğlu, Üzeyir İlbak, Gülay Göktürk, Sümeyra Tansel, Candaş Tolga, Fethi Güngör, Selçuk Bağlar, Argun Karaçay, Oğuz Berk, Ali İhsan Aksamaz, Ali Bulaç.
Bunlar katılmaları kesinleşen akademisyen ve gazeteciler.
Bir de katılmaları kesinleşen siyasiler var.
İkisi bizden…
AKP milletvekilleri Fikri Işık ve Sibel Gönül…
CHP’den Engin Özkoç ve BDP’den Sırrı Süreyya Önder.
İsimler böyle…
Bu isimleri bize ulaştıran, tertip komitesi…
“Katılmaları kesinleşenler” diye özellikle not düşülmüş.
Belirtilen isimler arasında katılmayan var mıydı, bu satırların yazıldığı saatlerde net değildi.
***
Şimdi gelelim, Çerkez Hakları İnisiyatifi’nin ne istediğine…
*Yok muamelesi yapılan Çerkez toplumunu, kitlesel eylemlerle görünür kılmak.
*Bu yolla asimilasyoncu politikalara tavır geliştirmek.
*Çerkez dil ve kültürünün yaşatılmasına yönelik talepleri her ortamda “net ve yüksek sesle” dillendirerek devlet nezdinde karşılık bulmasını sağlamak.
*Çerkez köy isimlerini geri almak…
İnisiyatif, bu isteklerini değişik ifadelerle dile getiriyor.
Bakın, “İnisiyatif”in 19 Ocak 2012 tarihinde Kafkas Dernekleri Federasyonu Başkanı Vahit Kadıoğlu’na yazdığı ve birlikte hareket etmeyi önerdiği mektuptan bir bölüm.
“Özetle, 90 yıl aradan sonra TÜRKİYE’NİN BİR KEZ DAHA MAKAS DEĞİŞTİRME NOKTASINA geldiğinin, önümüzdeki 50-100 sene yürürlükte olacak uygulamaların yasal dayanaklarının bugünlerde oluşturulduğunun idrakiyle, hiçbir hesaba girmeden baş başa vermeli, sonuç odaklı stratejiler ile çözüme yönelik önerilerimizin devlet nezdinde karşılık bulması için çalışmalıyız.”
Anladınız değil mi?
Ne olacakmış?
Türkiye, makas değiştirecekmiş…
Sonra?
Türkiye makas değiştirdikten sonra, bu uygulama 50-100 yıl yürürlükte kalacakmış…
Makas değiştirmenin yasal dayanakları bugünlerde oluşturuluyormuş…
Geç kalınmamalıymış…
Strateji geliştirip, devlete başvurulmalıymış…
Demek ki, “İnisiyatif üyeleri”, Türkiye’nin makas değiştirileceğine birileri tarafından inandırılmış.
Veya…
“İnisiyatif üyeleri”, devlet büyüklerinin konuşmalarından böyle mesaj almışlar.
***
Malum kişiler, Çerkez Hakları İnisiyatifi’ni neden kurmuşlar?
İnisiyatif, bunu kuruluş bildirisinde şöyle açıklıyor:
“Türkiye, topyekün bir değişim sürecinden geçiyor ve bütün toplumsal katmanlar farklı boyutlarda da olsa bu değişim sürecinden etkileniyor. Meselelerine sahip çıkan kesimler bu değişimden kazançlı çıkarken, ilgisiz kalanlar elindekileri de yitiriyor.
2009 yılında start verilen, kimliklerin özgürce ifade edilmesi ve korunmasını öngören DEMOKRATİK AÇILIM PAKETİNİ bu sürecin en önemli parçası olarak heyecan ve ilgiyle karşıladık.
Bugüne kadar inkâr edilen kimliklerin devlet yöneticilerince telaffuz edilir olmasını, hepsinin saygıya değer olduğunun ifade edilmesini, devlet ile halk arasındaki kopukluğun onarılması için önemli bir adım olarak değerlendirdik.
Değişik kültür grupları için, bakanlık düzeyinde katılımlarla yapılan çalıştayları memnuniyetle izledik. Ve sıranın biz Çerkezlere de geleceği o günü sabırsızlıkla bekledik.
Ne zaman açılımdan söz açılsa, “Kürt, Çerkez, Laz… “ diye başlayan nakaratları duymak, ümidimizi artırdı.
Bu arada zaman akıp gitti.
Bugün artık görüyoruz ki, boşuna ümitlenmişiz.
Bugüne kadar hiçbir devlet temsilcisi kapımızı çalmadı.
Mekânlarımıza misafir olarak gelen siyasiler, yaldızlı laflar ettikten sonra ortadan kayboldu.
Kimliğimizi koruyup geliştirecek hiçbir somut adıma şahit olmadık.
Ve işte SABRIMIZIN BİTTİĞİ NOKTAYA geldik.
İçine düştüğümüz bu yok oluş batağında daha ne kadar beklemeliydik?
İşte bu sorunun yanıtını artık nerede arayacağımızı biliyoruz.
Bu oyalama ve görmezden gelme politikalarını reddetmek için, toplumsal haklarımızı elde etmek için, Çerkez kalma kararlılığımızı güçlü bir iradeyle ilan etmek için artık meydanlara iniyoruz.
Kafkaslılar,
Çerkez kardeşlerimiz,
Çerkez Hakları İnisiyatifi bu amaçla oluşturuldu.”
***
Nasıl, beğendiniz mi bildiriyi?
Demek, ”Çerkez Hakları İnisiyatifi” nereden ve kimden ilham alınarak kurulmuş?
“Demokratik açılım paketi” nden…
Başbakan Erdoğan’ın “Kürt, Çerkez, Laz… “ nakaratlarından…
“Kürtlere var da, bize yok mu?” diye düşünmüşler…
Gördünüz mü, Recep Tayyip Bey?
Türkiye’nin ayrışması devam ediyor…
Eserinizle övünebilirsiniz.
***
Birinci sayhadaki fotoğrafa dikkatli bakın!
O fotoğraf, Çerkez Hakları İnisiyatifi’nin İstanbul mitinginde çekilmiş.
Gördükleriniz flama değil, bayrak.
Ülke bayrakları…
Çok yıldızlı ve çapraz üç oklu olan ADİYE CUMHURİYETİ’ne ait.
Diğeri, ABHAZYA CUMHURİYETİ bayrağı…
“Yaşasın demokratik mücadelemiz” diye yazılı bir de bez pankart var.
Türk Bayrağı?
Yok…
O da ne ki?
Adamlar, Türkiye’den bıkmışlar, siyasi hak istiyorlar.
Bir başka bildirilerindeki şu cümle çok ilginç:
“Artık, ama, fakat, lakin’lerle kaybedilecek zamanımız kalmamıştır. Çerkezler, ulusal kimliklerinin tanınması, ana dilde televizyon ve radyo yayını ve ana dilde eğitim taleplerini ısrarla dile getireceklerdir.Bu talepleri dile getirmek için zaman hiç bu kadar uygun olmamıştı.Bütün Ortadoğu coğrafyası ve Türkiye, halklarının mücadeleleriyle demokratikleşmektedir.”
Neymiş?
Talepleri dile getirmek için zaman, hiç bu kadar uygun olmamış.
Doğru…
AKP döneminde HAİNLİK YAPMAK serbest bırakıldı.
İsteyen, istediği kadar bu ülkenin birik beraberliğine zarar verebilir.
***
Benim üzüntüm ne biliyor musunuz?
Kendini bilmez bir grubun,”Çerkez” ismini kullanarak yaptığı ve yapacağı hareketler, gerçek Çerkezlere zarar verecek.
Tıpkı, ayrılıkçı grubun, ülkesini ve devletini seven Kürtlere verdiği zarar gibi…
Yazık…
Çerkez Hakları İnisiyatifi’nin bu çalışmaları, Çerkez kardeşlerimizin değerini artırma değil, tam aksine azaltma gayretidir.
Bu gayret, mutlaka engellenmelidir.
Yoksa “Kürtlerden sonra Çerkezler de ayrılıkçılığa başladılar” imajı, hiç iyi olmaz.”

AKP de hatasını anladı açılımdan vazgeçti, ama açılım döneminin horozları zaman zaman ötmeye devam ediyor

Bir kez daha belirteyim…

Ben, Şubat-2012’de yazdığım o yazının arkasındayım.

Yok, Kürtlerin kimlik mücadelesiymiş…

Yok, Çerkeslerin kimlik mücadelesiymiş…

Yok, Lazların (bir zamanlar onlar da heves etmişti) kimlik mücadelesiymiş…

Tamam o zaman, izin verelim, çıksın herkes ortaya ne hesabı varsa görsün.

Ülkeleri “kimlik kavgasına” sokmak, klasik bir “emperyalist oyun”!

Koskoca Yugoslavya ne hale geldi, görmediniz mi?

Ortadoğu’nun hali, hâlâ bize bir şey anlatmıyor mu?

Burnumuzun dibinde olup bitenlerden ders almayacak mıyız?

Yazık!

Sorunlarımızı azaltacağımıza, sorunlara boğulmamız için çaba gösteren dış güçlere el veriyoruz.

AKP ülkemize zarar vereceğini anladı, “açılım”dan vazgeçti, ama hâlâ o tehlikeli sevdanın peşinde koşanlar var.

Kimlik mücadelesi peşinde koşanlar akıllarını başlarına almazlarsa, bu huzurlu günlerimizi çok ararız, çok!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

02

Yasin - Asli unsuru isek asli unsurlara verilen hakları vermeniz gerekiyor. Bir Tv kanalı ve bir de anadilde yaygınlaştırılmış eğitim-öğretim.... Dünyanın en önemli kök dillerinden biri topraklarınızda yok olup gidiyor. Bir dilin kaybolmasının evrensel sonuçlarını dilbilimcilere danışıp sonra düşünün. Abartmayın. Kişiselleştiriyor ve de çarpıtıyorsunuz. Arap'a kanal aç, Kürd'e kanal aç, ona kanal aç, buna kanal aç... Eeee? Biz de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve vergi mükellefleriyiz kardeşim. Sen bizim vergilerimizi bunlara harcıyorsan bizim için de bir hizmet yapacaksın.

Size molotof atmamış, size kurşun sıkmamış, size terör tehdidi oluşturmamış, ülkemize bağlı, ülkemizin bütünlüğüne saygılı olmamız mı suç? Bir tv kanalı ile mi bölücü olacağız bütün bu saydıklarımdan sonra... Boşverin... Vermeyin, kabul etmeyin. Ne biz molotof atarız ne kurşun sıkar dağa çıkarız... Sizin kadar bizim de memleketimiz ülkemiz kardeşim burası. Geçiniz bu ayrımcı yaftalarını. Geçiniz sizden başka memleket sevdalısı yokmuş tavırlarını. Bak araştır; her çerkes sülalesinde en az bir Şehidi vardır Devletimizin... Senin gibi herşey bizim, geri kalanlar bize hizmet eder kafasındaki faşist insanlara haram olsun Al bayrak uğruna döktüğümüz kanımız da terimiz de emeğimiz de...

Bir grubu eleştiriyor gibi yapıp bütün Çerkesleri susturma çabanızı da anlayacak kadar Türkçe biliyoruz. Hatta bazılarımız sizden daha iyi Türkçe biliyor; zira dilde ve kültürde 80 yıldır süren asimilasyon politikalarınız sayesinde anadillerini bilmiyorlar artık... Çanakkaleye koş Çerkes, Kars a koş Çerkes, Pkk var dağa çık şehit ol Çerkes... "Bir tv kanalı açsak? - Olmaz! Vatan haini bölücü Çerkes!

Yahu kardeşim ne abarttınız ? Vatanı böl mü diyoruz... Toprak ver mi diyoruz...( Diyene ilk sıkan biz oluruz o ayrı) ne diyoruz? Bir tv kanalı ile Asli unsur makamımızı resmileştirin, bir de kaybolan değerimiz, anadilimizi kaybetmeyelim... Bu kadar zor ise onca kanalı nasıl açtınız? Kürde arapa ona buna herkese... Farkımız ne?

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 13 Eylül 03:57
01

Serkan - Bir kere çerkez değil Çerkes

Adiye Cumhuriyet i değil

Adige cumhuriyeti.

Ayrica biz Çerkesler ayrılık değil ana dilde eğitim istiyoruz.

Yanıtla . 10Beğen . 1Beğenme 08 Eylül 19:06

Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?