İnternet Uzay Gibi

Uzun bir süredir anne ve babaların en büyük endişesi çocuklarını internet ortamlarında koruyabilmek. Bu meseleyle ilgili her gün onlarca haber, makale yayınlanıyor. Kitaplar çıkıyor. Sosyal ağlarda olası tehlikelerle ilgili içerikler önümüze geliyor. Evden kaçan, intihara sürüklenen, taciz ve tecavüze maruz kalan binlerce çocuğun hikayesini görüyoruz.

İnternet esasen kainata benziyor. İçinde yaşanabilir çok güzel dünyamız gibi gezegenler de olan ancak büyük kısmı devasa bir anlamsızlıktan ibaret. Kara delikler gibi önüne gelen her şeyi yutan, yıldız patlamalarıyla önüne geleni yakan, ya da soğuktan dondurucu şekilde muhatap kalana yaşam hakkı tanımayan kocaman bir şey.

Günümüzde bu sorunun anne ve babalar için en önemli gündem maddesi olması gerekiyor. Çocuklarının gelecekleri hakkında her anne baba muhakkak planlar yapıyor, endişeler taşıyor, hayatını evladının geleceğine adayarak kendilerinden vazgeçmiş bir şekilde hayata tutunmaya çalışıyorlar. Eşyanın tabiatı bu. Çocuğunuz varsa her şeyinizi ona göre ayarlamak, onu hayatın merkezine almak, her kararınızda birinci faktör olarak onu görmek zorundasınız. Çünkü kendi iradesi dışında dünyaya getirdiğiniz bir canlı. Büyük kararlar, büyük endişeler, büyük düşünceler arasında boğulan anne babaların çocukları için yaşadıkları günlerinde biraz nefes almak için çocuklarını internetin, televizyonun, tabletlerin telefonların önüne bırakmalarıysa; uzun vadeli planlar için mücadele ederken kısa vadede en çocuklara büyük zarar vermekte ve geleceğe yönelik tüm planları anlamsız kılmakta. Yarını kurtarmak için bugünü kaybederseniz; elinizde yarın hiçbir şey kalmayacaktır.

İNTERNETİN DOĞASI

İnternet canlı bir ortam. Oradaki içerikleri insanlar üretiyor. İnsanlar sosyal mecralar başta olmak üzere bu dijital tabiatın en temel faktörleri. Dünya, ülkemiz, sokaklar ne kadar tehlikeliyse; internet de işte o kadar tehlikeli. Çocuk tacizlerinin ve tecavüzlerinin dünyanın her memleketinde ne kadar yaygınlaştığı, görünür olduğu ve insanları çileden çıkardığı gerçeğini göz önüne aldığımızda; çocuğu internet dünyasına tek başına bırakmanın, bu sapıklıklarla ne kadar kolay muhatap olabileceğini aileler ne yazık ki tam olarak idrak edemiyorlar.

Instagram, Facebook, YouTube, Twitter, Twitch, Snapchatgibi dünyanın en yaygın sosyal ağlarında sıradan kendi halinde insanlar kadar, sapık ruhlu psikopatlar da kol geziyor. “Dijital yerli” olarak tanımladığımız; yani gözünü açtığından bu yana interneti görmüş çocukların gerçek hayatla dijital dünya arasındaki ayrımı bizler kadar yapmalarını beklemek çok mümkün değil. Üstelik kötülüğün de en az iyilik kadar bulaşıcı bir şey olduğu insan doğasıyla sabitken; kötülüğün sürekli olarak büyüyerek geliştiği dijital ortamlarda çocukları tek başına bir cihazın karşısında bırakmak akıl karı değil.

En yaygın sosyal ağlar olan Facebook ve Instagram’da pornografik içeriklere karşı hızlı bir reaksiyon var. Mecralarda bu tür içeriklerin bulunmasını engelliyorlar. Ancak burada pornografiden anlamamız gereken çok ileri seviye bir durum. Cinsel uzuvlar görülmediği müddetçe her türlü içerik bu mecralarda yer alabiliyor.YouTube’da da sınırlar benzer şekilde. Snapchat zaten kapalı devre bir sosyal ağ olduğu için hemen her şey serbest. Twitter’da da çok ileri düzey pornografik içerikler rahatlıkla yayınlanabiliyor. Twitch daha çok bir yayıncılık platformu olduğu için diğerlerine göre nispeten steril olmakla beraber karşınıza neyin çıkabileceğini kestirmek çok mümkün değil. Ancak şunu unutmamak lazım ki sağlıklı bir cinsel hayatın sınırları olarak kabul edilebilecek limitlerin çok ötesinde içerikler tüm bu sosyal ağlarda rahatlıkla yayınlanabiliyor. Eş değişimlerinden tutun her türlü eşcinselliğe, ensestten çocuk istismarına kadar her türlü melanet “cinsel uzuvlar görünmedikçe” bu mecralarda yer alabiliyor.

Konu sadece sosyal mecralarla sınırlı değil. İnternette yer alan web sitelerinin neredeyse %60’ı pornografik siteler.Ülkemizde bu konuda devletin ciddi çalışmaları olmakla ve siteleri sürekli olarak engellemekle beraber; yaklaşık üç dakika içinde VPN programlarıyla bu sitelerin tümüne bir çocuğun, bir gencin erişmesi çok ama çok kolay. Sosyal mecralardakilerin çok daha ötesinde sağlıksız içerikler her an ulaşıma hazır şekilde sürekli olarak büyüyorlar. Konu sadece bunlarla da sınırlı değil. Faşist görüşlerin, şiddeti kutsamanın ve aklınıza gelecek her türlü insanlığa karşı suç kabul edilmesi gereken görüşün çok rahatlıkla internette yayıldığı bir çağdayız.

ÖNLEMLER İŞE YARAMAZ

Çocukları bu zihin bulandırıcı, hasta ve sapık bireyler haline getirmesi işten bile olmayan melanetlerden korumak için alınacak hiçbir teknik önlem ve yasaklamanın işe yaramadığı gerçeğini masanın ortasına koyarak; konuya yeniden yaklaşmak gerekiyor. Dijital yerli nesiller için internetteki engelleri aşmak anlık olarak yapabilecekleri çok basit işlemler. Yasaklamaksa amacın tam tersi bir şekilde etki yaparak merakını arttıracak ve ilk fırsatta aileden gizli bir şekilde bu içeriklere ulaşmasının yolunu açıyor ve üstelik maruz kaldığı şeyleri ailesinden gizlemesine sebep olacaktır.

Yapılması gereken bebeklikteki gelişim sürecinde çocukları olabildiğince ekrandan uzak bir şekilde büyüterek, onunla maksimum seviyede zaman geçirmek ve sağlıklı bir temeli atmakla başlamak zorunda. Sonrasında interneti kullandığı hemen her anda çocuğun yanında olmak, karşınıza çıkabilecek olası zararlı içeriklerin neden onun için kötü olduğunu anlatmak yani kısacası çocuklara değerler eğitimi vermek. Onunla ilgilenmek ve zihin dünyasının şekillendiği yıllarda bir an bile boş bırakmamaya çalışmak olmalı.

Günümüz şartlarında oldukça yoğun tempoda çalışan, işten eve geldiğinde beyni hoşafa dönmüş insanlarız. İşin felsefi boyutuna girersek konu günlerce tartışılır ancak yaşadığımız bu hayatın insan doğasına pek uygun olmadığı artık yükselmekte olan bir farkındalık. Bu saçma düzen içerisinde eve mental olarak bitmiş bir halde gelen ebeveynin çocukla ilgilenecek ne enerjisi, ne zamanı ne de takati kalmış oluyor. Çocuk da kestirme bir yoldan ekran karşısına bırakılıyor. O ekranda muhatap olacağı birkaç saniyelik görüntülerin, geri kalan tüm hayatını allak bullak edebileceği gerçeğini düşünmek zorundayız. Bu sebeple boyamalar yapmak, Legolarla oynamak, onunla dünyayı keşfetmeye çalıştığı sorularını yanıtlayarak ve düşünmeye sevk ederek sohbet etmek, eğitimine katkı verecek şeyleri birlikte izleyip karşılıklı yorumlar yaparak zaman geçirmek ve hikayeler anlatmak bugünün dünyasında çok zor gibi gelse de başka çare yok.

Nasıl ki günümüz ekonomik düzeninde deliler gibi çalışmak ve yaşamın diğer her alanından feragat etmek hayatta kalmak için bir zorunluluk olarak görüldüğü için geri kalan her şey arka plana atılıyorsa hepimiz tarafından; çocuğun ileride sağlıklı bir şekilde yaşaması için ona bu zamanı ayırmanın da aynı derece önemli olduğu idrak edilmeli.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arda Süar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Kocaeli'de en başarılı bulduğunuz milletvekili kim?