Reklamı Kapat

40.yılında 12 Eylül anıları (2)

İhtilal sabahı, Kolordu Karargahı’ndan ayrılmadan önce, tüm gazete çalışanları için “dışarı çıkış izin belgesi” aldım.

Bir ben dışarıdayım, diğer bütün arkadaşlar evinde…

Hepsini tek tek toplayıp gazete hazırlığına başlamamız lazım.

Eve döndüm, merak içindeki eşime ayaküstü durumu anlattım, gazetenin yolunu tuttum.

Gün yeni ağarıyordu.

Sokaklar sessizdi.

Askeri güçler kavşakları tutmuş, sokağa çıkma yasağına uymayanlara müdahale ediyorlardı.

O zamanlar gazete, bir süre önce yıkılan vilayet binasının yakınındaydı.

Gazeteye gidinceye kadar 20-25 noktada izin kâğıdını göstermek zorunda kaldım.

Geçici gözaltına alınacak kişiler bir bir evlerinden toplanıyor, merkeze götürülüyordu.

Belediye başkanları…

Sendikacılar…

Parti yöneticileri…

Aşırı sağ ve solun örgüt üyeleri…

Değişik nedenlerden “sakıncalı listesi”ne alınanlar…

Tabii bütün bu görüntüleri fotoğraflamamız mümkün olmuyordu.

Ertesi gün gazete çıkacaktı da, sayfalar sadece Milli Güvenlik Konseyi’nin açıklamalarıyla doldurulacaktı.

Kimler gözaltında?

Kimler gözaltına alınabilirim korkusuyla kaçtı?

Duyumlar alıyorduk, ama bunları yazmamız yasaktı.

Bunları düşünerek yol alırken, şimdiki Belsa Plaza’nın yerinde bulunan eski balık pazarının önünde buldum kendimi.

Balık pazarının önünü görmeliydiniz.

Kamyonlar dolusu palamut ve lüfer…

Şoförler, “Biz şimdi bu balıkları ne yapacağız? Balığın sahipleri ortada yok” diye bölgedeki görevlilere dert yanıyorlardı.

“Kamyonlar dolusu” deyince, bugün abartılı gelebilir.

40 yıl öncesini düşünün…

Balık boldu ve de ucuzdu.

Gazetecilikte askerlik dönemi

İki saat içinde bütün çalışanlar gazetede bir araya geldik.

Sansürle ilgili kuralları anlattım.

Kolordu Komutanı Turhan Sökmen Paşa’nın bana “tebliğ” ettiği kuralları…

Milli Güvenlik Konseyi ve Bölge Sıkıyönetim Komutanlığı’nın yayınladığı bildiriler eksiksiz ve en görülür şekilde yayınlanacaktı.

İhtilal aleyhine herhangi bir davranış, haber yapılmayacaktı.

İhtilal, ima yoluyla dahi olsa eleştirilmeyecekti.

Baskıdan önce sayfaların provaları Kolordu’ya götürülecek, görevlendirilen subay kontrol edip onayladıktan sonra, gazete basılabilecek ve dağıtılabilecekti.

Onaysız bir gazetenin basılıp dağıtılması, kapatılma sebebiydi.

Her şeyi anlattım.

Kimin ne yapacağını konuştuk.

Gazeteyi her gün kontrole götürüp onay almak görevi benimdi.

Gazetecilikte “askerlik” olur mu?

Sıkıyönetim ilan edildiğine göre, “gazetecilikte askerlik” dönemi başlamıştı.

Her gün “askeri kurallar içinde” gazeteyi hazırlıyor, tamamlandığında kontrol ve onay için Kolordu binasına götürüyordum.

Görevli subayın başka işleri de olduğundan, bazı günler gazetenin kontrol edilip onaydan çıkması 2-3 saati buluyordu.

Gazetede bütün ekip, onayın gelmesini bekliyordu.

Eğer bir de değişiklik varsa, işimiz daha da uzuyordu.

Turan Sarı hariç bütün belediye başkanları görevden alınmıştı

Aklıma geldi, kısa bir not düşeyim.

İhtilalde, Kandıra Belediye Başkanı Turan Sarı hariç bütün belediye başkanları görevden alındı, bazıları tutuklandı.

Yerlerine “emekli subaylar” getirildi.

Görevden alınmayan tek Başkan Turan Sarı idi…

Turan Sarı da bir süre sonra kendi isteğiyle görevi devretti.

İzmit Belediye Başkanı Cevdet Bağdat’tı, o da görevden alınanlar arasındaydı.

Aradan birkaç ay geçti, asker kökenli belediye başkanlarının yerine sivillerin atanacağı bildirildi.

Ertuğrul Ünlüer’in “mikrofonlu” fotoğrafı

Bu değişiklikler sırasında, İzmit Belediye Başkanlığı’na, eski Kocaeli Valisi rahmetli Ertuğrul Ünlüer’in getirilmesi düşünülüyordu.

Biz de bu duyumumuzu haber yapmıştık.

“Ünlüer, İzmit Belediye Başkanı oluyor” diye…

Bu haberin yer aldığı gazeteyi onay için Kolordu’ya götürdüğümde, ilgili subay “Gazeteyi bugün komutanım kontrol edecek, sizi konutunda bekliyor” dedi.

Orduevi yanındaki komutanlık konutuna gittim.

Komutan, tek başına akşam yemeğindeydi.

Görevli koltuğu çekti, “Buyurun size de servis hazırladık” dedi, ilk iş olarak da içki tercihimi sordu.

Rakı mı, şarap mı?

Turhan Paşa’ya, tüm gazete çalışanlarının beni beklediğini belirterek “Kontrolü bitirelim, sonra rahat rahat rakımızı içeriz” dedim ve zor ikna ettim.

Gazetenin prova baskısını önüne aldı, elindeki kırmızı kalemle iki fotoğrafın üzerine “çarpı işareti” koydu.

Çarpı yiyen fotoğraflardan biri Ertuğrul Ünlüer’e aitti.

Diğeri ise bir “okul açılış töreni” fotoğrafı…

Fotoğrafının üzerinde çarpıyı görünce “Ertuğrul Bey atanmayacak mı?” diye sordum.

“Yoo, atanacak” dedi.

Benim şaşkınlığımı fark edince devam etti:

“Ertuğrul Ünlüer’in mikrofonsuz fotoğrafını kullanın. Mikrofon, politikacıyı çağrıştırıyor. Okul fotoğrafında ise Türk Bayrağı görünmüyor, Türk Bayrağı görünsün!”

 YARIN: Moskova’dan uçurulan o kuş nerede?

12 EYLÜL DÖNEMİNDE GAZETEMİZDE YAYINLANAN BAZI HABERLERİN KÜPÜRLERİ 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?