Reklamı Kapat

İstatistik yalan ve devletin rakamları

Devletimiz bazı ekonomik göstergelerle ilgili rakamları açıkladıkça çok bilinen bir söz aklıma geliyor.

“Üç çeşit yalan vardır: Yalan, kuyruklu yalan ve istatistik."

Yani istatistik bir aldatma vasıtası olarak kullanıldığında, en büyük yalanı söylemek mümkün olabiliyor.

Hatta bu konuda “İstatistik ile Nasıl Yalan Söylenir?” adıyla yazılmış bir kitap bile var. Bakın bu kitabın tanıtımında yer alan birkaç söz istatistiksel yalanın ipuçlarını veriyor:

“İstatistiğin sırlarla dolu dili, sansasyon yaratmak, abartmak, karıştırmak  ve gereğinden fazla basite indirgemek amacıyla kullanılabilir. Yani bu okuduklarımızın,  duyduklarımızın, mutlaka doğru olması gerekmediği anlamına geliyor.

Tıpkı ‘biraz minare gölgesi biraz davul tozu’ndan yapılan ilaçlar gibi istatistik de  birçok önemli gerçeği ‘olduğundan farklı’ hale getirebilmekte. 

Elbette eğitimli ve namuslu istatistikçilerin kesin ve bilimsel hesaplarına sözümüz yok.

Tıpkı fotoğraf makinesi ile bilgisayarın yalan söylemesinin mümkün olmadığı gibi. Yeter ki birileri dışarıdan müdahale etmesin!” 

MİLLİ GELİR VE BÜYÜME RAKAMLARI

Ekonomimizin ve dolayısıyla halkımızın halini gösteren üç temel gösterge Milli Gelir, Enflasyon ve İşsizlik rakamlarıdır.

Devletin bütün hesaplarında etkili olan bu parametrelerin gerçeği yansıtmaması, hesapların daha baştan tutmamasına sebep olur. Bu yüzden bu göstergelerdeki değişimleri doğru takip etmek için görevli kurumların güvenilir olması çok önemsenmiştir.

Ancak son senelerde Türkiye’de bu kurumların yayımladığı rakamlara hepten güvenemez olduk.

“Kâğıt üzerinde hesapları değiştirerek” ekonomideki karanlık tabloyu pembeye çevirmek için her türlü istatistiksel hile ve yalanların kullanıldığı kanaatine varıyoruz.

Mesela Gayrı Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) hesaplama yöntemi AKP iktidarları döneminde üç defa değiştirildi.

“GSYH’yi 2006 yılında, hesaplama yöntemini değiştirerek, 400 milyar dolardan 526 milyar dolara çıkarttılar. Yetmedi bir de 2015 yılında 720 milyar dolardan bir kez daha artırarak 862 milyar dolara kâğıt üzerinde artırdılar. Böylece kâğıt üzerinde GSYH hesabımız 268 milyar dolar artmış oldu.”

Sürekli “Türkiye’yi 3,5 kat büyüttük” yalanını tekrar ettiler. “Yılsonuna kadar yeni bir döviz kuru atağıyla karşılaşmazsak bile, 2019 yılı GSYH'nın 700 milyar $'ın altına düşeceği anlaşılıyor...” GSYH dolar bazında 17 yılda neredeyse hiç büyümediği halde aynı yalana devam ettiler.

Kişi başına 2002 yılı milli gelir 3492 $ iken, “yeni seri hesaplamalara göre” 2002 yılı güncellenmiş kişi başına milli gelir 5.888 $ oldu. Fakat bu rakamı açıklamak yerine eski rakamı telaffuz ederek “Türk halkını 3,5 kat zenginleştirdik” dediler.

2019 yılında kişi başına yıllık ortalama milli gelirimiz de 8442 $'a düştüğüne göre, 17 yılın yıllık kişi başına gelir artışı ortalaması sadece yüzde 2,54 ediyor. Bunu bu yalanları söyleyenler bilmez mi? Elbette bilir.

Bildikleri için 2023 yılı için yıllardır 25.000 $ hedefinden bahsediyorlarken, 11. Kalkınma Planı ile yeni 2023 hedefini ise 12.484 $ olarak açıkladılar.

EKONOMİNİN BÜYÜME RAKAMLARI

Son açıklanan “büyüme/ küçülme” rakamlarında da benzer tekniklerle halkımız yanıltılıyor.

Rubil Gökdemir’den okuyalım: “2019 yılı II. ÇEYREK KÜÇÜLME rakamlarının eksi (-)%1,5 gibi beklenenin çok altında "ilân" edilmesinin en önemli sebebi "hane halkları" harcamalarının 2018 II. Çeyrekle 2019 II. Çeyrek arasında sadece %1,1 azalmış olduğu "varsayımına" dayanıyor!

Gerçekte aile bütçesi ve harcamalarımızın %20 civarında düştüğünü ifade etmeliyim...”

Zaten belirli tüketim kalemlerinin satışlarındaki düşüşler bunu gösteriyor.

“Otomotiv ve konut satışları %60 civarında düştü. Beyaz eşya ve mobilya satışları %30 civarında azaldı. Elektrik ve akaryakıt satış miktarları bile her ay düzenli bir şekilde düşmekte.”

Alım gücü bu kadar düşen vatandaşlar ile piyasada yaprak kımıldamadığını, kapanan işyerlerini, artan işsizliği gözlemleyen hiç kimse bu rakamlara inanmıyor.

Bunun gibi rakamlara takla attırılarak yapılan hile ve yalanlar hakkında bilgi vermeye devam edeceğim.

******************************

HOŞUMUZA GİDEN YALANLAR

Çocukluğumda, doğup büyüdüğüm ilçemde Mehmet Zeki Bilge adında “bir garip adam” vardı.  Giydiği kıyafet tepeden tırnağa kadar farklı bir karakter olduğunu gösterirdi. Fötr şapkasından, körüklü- mahmuzlu çizmesine, göğsünde taşıdığı madalyalar, rozetler ve yanan pilli ampulden, kendine özgü poturu ve elindeki kırbacına kadar özellikli bir görünümü vardı. Kendisine “Yiğit, Yiğidim veya Zeki Bey” diye hitap edilirdi.

Kimine göre “yarı meczup”, kimine göre de “sözlü kültürümüzü besleyen, katkı sunan, asık suratlı yaşamımıza renk veren, gülücükler katan yiğidimizdi.” “İlçemizin gülen güldüren yüzü, insan olmanın en saf hali” idi.

Zeki Bey’in bir tek tutkusu vardı. Ya da O herkese öyle görünmeyi seviyordu: Milletvekili ve Bakan olmak.

Zeki Bey bir gün kalabalık bir kahvehaneye girer. O’nun bu özelliğini bilen bir kişi, herkesi neşelendirmek için “Yiğidim, biraz önce radyodan dinledim. Başbakan Süleyman Demirel haberlerde ‘Zeki Bey acele Ankara’ya gelsin, kendisini bakan yaptım’ dedi. Seni tebrik ederim” diye takılır.

Zeki Bey’in cevabı ilginçtir: “Ulan senin bu yalanın var ya burada bulunan herkesin söylediği doğrulardan daha güzel be!.”

Kahvehane ahalisi o güne kadar işlettiklerini sandıkları Zeki Bey’in soyadı gibi bilge tarafını öğrenmiş, o zamana kadar kimin kimi işlettiğini anlamıştır.

Şimdi ayakucunda çizmesi ve fötr şapkasının heykelinin bulunduğu “anıt mezarında” yatan Yiğidimiz, bizim devlet yetkililerinin yalanlarını işitiyorsa neler düşünür bilemiyorum.

Ama ben şimdi de kimin kimi işlettiğini merak ediyorum.

İstatistik yalanları söyleyenler mi, bu yalanlara inanmış gözüken halkımız mı işletiyor?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ruhittin Sönmez - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?