Reklamı Kapat

Bu kadar denizimiz, bu kadar gölümüz var da, ne işe yarıyor?

Karadeniz…

Ege…

Akdeniz…

Üç tarafımız denizle çevrili mi, çevrili.

Ayrıca…

Bazı ülkeler için “deniz” sayılabilecek göllerimiz var mı, var.

Ya akarsularımız?

Bu konuda da pek çok ülkeyi kıskandırırız.

Sonuç:

Denizlerimiz, göllerimizi, nehirlerimizi; “ulaşım” amaçlı kullanıyor muyuz?

Kullanmıyoruz…

Ne yük taşımada, ne de insan taşımada…

Peki, denizlerimizi, göllerimizi ve nehirlerimizi yeterince “spor” amaçlı kullanıyor muyuz?

Spor derken, denizlerimizde ve göllerimizde yüzüyor muyuz?

Diğer su sporlarını yapıyor muyuz?

Üç tarafımız denizle çevrili, ama halkımızın sadece yüzde 6’sı yüzme biliyor.

Geri kalanı “ıslanmak-serinlemek” için denize giriyor.

Gelelim, balık konusuna.

Bu kadar denizimiz ve gölümüz var da, milletimiz yeterince “balıkla” beslenebiliyor mu?

Balık sezonu başlayınca sofralarımızı balıkla donatabiliyor muyuz?

İşte üç hafta önce balık sezonu açıldı, palamuttan, lüferden ne haber?

Millet hamsi ve istavriti zor buluyor, zor alıyor.

Avrupa ülkelerinde yaşayan vatandaşlar, yılda ortalama kişi başı 26 kilo balık yiyor.

Ya biz?

Türkiye’de yılda kişi başı balık tüketimi, sadece 7 kilo.

Denize kıyısı bulunmayan Avrupa ülkeleri bile bizim dört katımız balık tüketiyor.

Dahası…

Üç tarafımız denizle çevrili, kendi kendimize yetemiyoruz, “balık ithalatçısı” bir ülkeyiz.

100’den fazla ülkeden balık satın alıyoruz.

İsveç, Norveç gibi kuzey Avrupa ülkeleri, kendi vatandaşına tıka basa balık yedirdiği gibi, 130-140 ülkeye de balık ihraç ediyor.

Durumumuz bu!

Bırakın her şeyi, biz sahip olduğumuz “coğrafi nimetlerden” dahi yararlanamıyoruz.

Biz, bu kadar salak mıyız?

Biz, bu kadar aptal mıyız?

Üç tarafımız denizlerle çevrili…

*Ulaşımda kullanmayız.

*Yüzmeyiz, deniz sporları yapmayız.

*Balık üretemeyiz.

Üç tarafımız denizle çevriliymiş…

Göllerimiz, nehirlerimiz varmış…

Bütün bunlar ne işe yarıyor, Allah aşkına?

Köy kahvaltısı… Serpme kahvaltı…

Yeni değil, milletin ağzından düşürmediği ilk günden beri her ikisine de sinir oluyorum.

Şöyle kentten biraz uzaklaşın, hemen “Köy kahvaltısı” bez afişleri başlıyor.

Bazı yerlerde “101 çeşit” olduğu da özellikle belirtiliyor.

Bakın 10 çeşit değil, 30-40 çeşit değil, 100 çeşit dahi değil, tam 101 çeşit varmış kahvaltıda!

İnanmıyorsan, geç tezgâhın başına say!

Neresi köy kahvaltısı bunun?

Efendim, tavada sucuklu yumurta yapıyoruz, yumurta köyden.

Başka?

Efendim ekmeğimiz, bazlamamız var.

Ya bu sosis, salamlar?

Efendim, çeşit olsun diye koyduk.

“Köy kahvaltısı” düzenleyenler, köyde yaşayanların nasıl kahvaltı ettiklerini biliyorlar mı acaba?

Bir “köy kahvaltısı” tutturmuşlar gidiyor.

Milleti “köy”le aldatıyorlar.

Bir de başımıza “serpme kahvaltı” çıkardılar.

Geçenlerde Türkiye İsrafı Önleme Vakfı açıkladı.

Son zamanlarda yaygınlaşan “serpme kahvaltı” kültürü nedeniyle yılda 100 milyar liralık israf yaşanıyormuş.

Vay canına!

Kahvaltıda gelen zeytin, peynir, reçel, tereyağı, domates, yumurta, salam ve sosisin çoğu tüketilmeden çöpe atılıyormuş.

Bu ne israf arkadaş!

Bir insanın kahvaltıda neler yiyebileceği bellidir.

Bunu “köy kahvaltısı” deyip, “serpme kahvaltı” deyip, “101 çeşit kahvaltı” deyip “gösterişe” dönüştürmenin anlamı ne?

Açıklanan şu israf rakamına bakın!

100 milyar lira…

Allah bize, hepimize akıl fikir versin! 

“Cari fazla” şampiyonları

Biz, ara sıra verdiğimiz bir iki milyarlık “cari fazlalarla” avunaduralım…

Dünyanın “cari fazla şampiyonu ülkeler” geçenlerde açıklandı.

Bu yıl da Almanya listenin başında.

Dördüncü kez…

Almanya, geçen yıl 276 milyar dolarla “en yüksek cari fazla veren ülke” oldu.

İkinci sırada 188 milyar dolarla Japonya var.

Üçüncü sırada ise 182 milyar dolarla Çin…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

soran adam - sapanca gölü yakında yok olacak.. etrafı beton yığını oldu..kartepe belediyesi eşmeye deniz kumu getirmek ile övünüyor..siz düşünün artık. belediye içme suyunun kıyısına plaj yapmak için deniz kumu döküyor ve bu belediyenin internet sitesinde yayınlanıyor

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Eylül 21:28

Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?