Reklamı Kapat

Okaliptus suyu içince

Yirmi Bir sene önce bir seminer vermek üzere gittiğim Kıbrıs’taki okaliptüs ağaçlarının sayısının fazlalığını görmüş ve çok şaşırmıştım. Bu ağaçlar o kadar çok su içerler ki, bataklıkları kurutmak için bol sulu arazilerde kullanılırlardı. Oysa Kıbrıs o zamanlar susuzluktan kırılıyordu. 

Kimilerine göre yılda 100, kimilerine göre 250 ton suyu topraktan çekerek gövdelerinde kullandıklarını kaldığım otel sokağının sakinlerinden dinlemiştim. Şimdi o sokaklardakileri göremedim. Ama etrafa baktığımda bu okaliptüs ağaçları neredeyse hepsi yok olmuş gibilerdi. Girit civarındaki küçük gezimde tektük sayılabilecek olanlarını gördüm. 

Su, artık Türkiye’den geliyor. Sanıyorum susuzluk günleri geride kaldı. Yaşayanlar Kıbrıs’ın sıcağına alışmışlar. Her tarafta klimalar neredeyse 24 saat çalışıyor. Ama biraz değil çok sayıdaki binalarda dış ortam ile arada bir sınır koyamıyorlar. Otellerde bahçeye, havuza açılan kapılar açık ama içeride klimalar çalışmaya devam ediyor. Elektrik enerjisine ödenen paralar konusunda bilgi edinemedim. Su gibi elektrik harcanıyor derler ya, aynen öyle…

Kıbrıs’a Antrenörlük Eğitimi Bölümlerinin Müfredat Programlarını görüşmek, tartışmak ve bir model program yaratmak üzere gittik. Yakın Doğu Üniversitesi’nin tesislerini kullandık. Hastanesine girdiğimizde Yakın Doğu Üniversitesi Kadın Basketbol Takımı oyuncularının kendi boylarında tab ettirilmiş fotoğrafları ile karşılandık (Bu arada tab etmek, tab ettirmek deyimlerini öğrenmek isteyenler Özer Kanburoğlu hocamızın kitaplarını inceleyebilirler, eğer orada kaldı ise…). Hastane girişinde bir kadın basketbol takımı görüntüleri… Güzel bir yaklaşım… 

Spor kulesini ziyaret ettik. Spor Bilimleri Fakültesi Dekanımızın ikram ettiği çayları içtik. Ve biz Türkiye’de henüz prototipini göremediğimiz otomobili aslında Kıbrıs yapmış. Hastane girişinde sergiliyorlar. Hem de elektrikli. Yorumları size bırakıyorum. Yoksa ElonMuskburaya mı geldi?

22 ayrı Üniversitenin Antrenörlük Eğitimi Bölümü Başkanlarının bir araya gelmesi sonucu 2 gün boyunca doğrusunu söylemek gerekirse çok sert tartışmalar olsa da sonuçta bir modelde karar kılındı. Küçük bir heyet şimdi bu programın kredi ve diğer ders içerik kısımları ile uğraşıyor. Bu hafta sonu sonuçlanacak. Ardından sanıyorum Spor Bilimleri Kongresi esnasında nihai karar alınacak ve Üniversitelerimize tavsiye edilecek.

Değerli okurlarım bilirler, “Tik” denilen ağaçtan çeşitli mobilyalar, hatta çok parası olanların tercih ettiği Tik’ten yapılma tekneler vardır. Tik ağacı su geçirmez. Bu ağaçtan yapılan teknelere veya mobilyaya vernik vurulmaz, boyamaya gerek yoktur. Okaliptusun özellikleri ise bu ağaçtan bir “tık” aşağıdadır. Bahçenize, balkonunuza aldığınız mobilyaları tik diye satıyor görünseler de bunların çoğu okaliptüs ağacından yapılmadır. O kadar çok su içerler ki, ağaçlıktan ayrılıp mobilya olduklarında suyu kabul etmezler!

Bizim orada yaptığımız çalıştay Tik ve Okaliptus ağaçları arasındaki farka benzedi. Biraz coğrafya, biraz yağmur, biraz insan, biraz teknolojiyi kullandığımızda farklı beklentiler ortaya çıktı. Ben bu arkadaşlarıma gelecek sefer “Paulovnia” ağacından söz edeceğim. Avustralya’da hemen hemen birçok mobilya bu ağaçtan üretilir. Bu ağaç yanmaz bir ağaçtır. Bizimkiler ise su içmez… Hangisini tercih edelim?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yavuz Taşkıran - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?