Reklamı Kapat

Adınızda “Türkiye” var da, o tuvaletlerin hali ne öyle?

Sevgili okurlarım, köşem hiç boş kalmadı, ama ben uzunca bir süredir şehir dışındaydım.

Afyon, Isparta, Burdur, Kemer, Alanya, Anamur, Bozyazı, Aydıncık, Gülnar, Karaman, Konya, Ankara…

Yeri geldikçe gezdiğim gördüğüm yerleri size anlatacağım.

Bugün sıcağı sıcağına bir petrol istasyonu tuvaletinin rezilliğinden söz etmek istiyorum.

Pazar günü Ankara’dan İzmit’e dönüyoruz.

Direksiyonda ben…

Uzun zamandır Ankara seyahatlerimde hep hızlı treni kullanıyorum, bu nedenle TEM’de nerelerde akaryakıt istasyonları var, belleğimden silinmiş.

Baktım, çeyrek depo akaryakıt var, gördüğüm ilk istasyona girmem lazım.

Bu arada belirteyim, akaryakıt istasyonları arasında ilk tercihim OPET.

İkinci sırada SHELL var…

Nedeni, verdikleri hizmet!

Personelin davranışı, tuvaletlerinin temizliği…

Çalışmalarını beğeniyorum, kendi çapımda bu iki markayı ödüllendiriyorum…

Bolu civarında Cankurtaran mevkiine yaklaştığımda, “Hizmet Alanı” tabelası başladı.

Baktım, tabelada “akaryakıt pompası” resmi de var, kavşağa geldiğimde hiç tereddüt etmeden girdim.

Tercih yapacak durumda değildim, hangi istasyon olursa olsun depomu dolduracaktım.

“TÜRKİYE PETROLLERİ” yazıyor üstünde…

Belki de bugüne kadar hiç akaryakıtını almadığım bir marka.

Birkaç yıl önce Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın ikiye ayrıldığını, akaryakıt satış istasyonları kısmının özelleştirildiğini biliyorum.

“Zülfikarlar” almıştı, belleğimde kalan firma o!

Her neyse, devlet de işletse, özel sektör de işletse, fark etmez.

Hizmeti iyiyse iyidir, kötüyse kötüdür…

İstasyonun genel haline bir baktım, dökülüyor.

Anadolu’nun en ücra köşesindeki bir istasyondan farksız…

Yerler pis, istasyon binası bakımsız, pompacılar laylaylom!

İlk üzüntüm o an başladı.

Nasıl olur, Ankara-İstanbul otoyolunda böyle bir istasyona nasıl izin verilir?

Burası uluslararası bir yol, ülkemizin vitrini…

Böyle bir yolda, “Türkiye” ismini taşıyan bir petrol istasyonu böyle mi olur?

Depoyu doldurdum, durmuşken tuvalete de gideyim dedim.

Aman Allah’ım, bu ne hal?

Kokusu burun kemiklerini sızlatıyor.

Kapısında tutacak bir yer bulamıyorsun, öylesine katmerli kirli.

Herkes söylenerek dışarı çıkıyor.

İçerisini anlatmayayım, tiksinirsiniz, içiniz dışınıza çıkar.

Bir yaptıkları reklama, bir de istasyonların haline bakın!

“Türkiye Petrolleri”nin o reklamını hatırladınız değil mi?

*“Türkiye’nin milli markası”…

*”Sermayesi devletin, kazancı milletin”…

*”Türkiye’nin küresel gücü”…

*”Adımızda Türkiye var”…

O istasyonun rezil halini görünce, en çok beni reklam sloganı olarak kullandıkları “Adımızda Türkiye var” ifadesi üzdü.

Vay canına!

Adında “Türkiye” ismi bulunan bir petrol şirketinin işlettiği şu akaryakıt istasyonuna bakın!

İstasyon binası beşinci sınıf…

Tuvaletlerine girilecek gibi değil.

Şirketin sahibi kim, genel müdürü kim, yöneticisi kim, bilmiyorum.

Bilmek de istemiyorum…

Hiç mi gidip istasyonlarını denetlemezler?

Hiç mi bu konuda dile getirilen şikâyetleri dikkate almazlar?

Bu rezilliği görüp yazan, sanırım ilk ben değilimdir.

Bir de bunun devletimizi ilgilendiren yönü var.

Sen adında “TÜRKİYE” yazılı devlet şirketini satmışsın, dönüp bir daha bakmamışsın.

Alan, “TÜRKİYE” ismini istismar ederek kullanıyor, ama o isme yakışır hizmet vermiyor.

Bir yabancı, “Türkiye Petrolleri” akaryakıt istasyonuna girse, tuvaletlerinin o rezil halini görse, ülkemiz hakkında nasıl bir algıya sahip olur, hiç düşündün mü?

“Türkiye Petrolleri”nin sahibini ve yöneticilerini, “TÜRKİYE” adına yakışır hizmet vermeye davet ediyorum.

Eğer doğru dürüst hizmet vermeyeceklerse, devlet, “TÜRKİYE” ismine verdikleri zarar nedeniyle gereğini yapmalı.

CHP’nin yobazları

“Yobaz” denince, bizde hemen kılık-kıyafet akla gelir.

Bu, “şeklen yobazlık”tır.

Asıl yobazlık kafalardadır.

Yobaz…

*Kendini geliştirmez.

*Yeniliklere kapalıdır.

*Beynini çalıştırmaz, beynini kiraya vermiştir.

Bu açıdan baktığımızda, hemen hemen her siyasi partide “yobaz” vardır.

Bazısında az, bazısında çok…

Geçenlerde CHP’li bir tanıdığım, “Bizim partide hiç yobaz yoktur” iddiasında bulunmaya kalktı.

“Bak çevrene” dedim…

*Kendilerini yenilemeyenler…

*Kendine, ailesine ve çevresine saygı duymayanlar…

*Yıllarca, öğrendikleri üç beş sloganı sakız gibi çiğneyenler…

*Körü körüne, takım tutar gibi bazı kişilerin peşinde koşanlar…

Bunların hepsi “yobaz”dır.

Siz de bakın, onları kolaylıkla fark edeceksiniz.

Hâlâ aynı tartışma

Kabine değişecek…

Şu bakan gidecek, şu bakan yerinde kalacak…

Şu şuşu isimler bakan olacak…

Diyelim ki, bu söylenenlerin hepsi gerçekleşti…

Ne değişecek?

Türkiye, “tek seçici” ve “tek karar verici” tarafından yönetildiği sürece, söyler misiniz hangi sorunumuz çözülecek?

Önemli olan kişiler değil, sistem!

Biz sistemi ortadan kaldırdık, bir tek kişinin kararlarıyla ülkeyi yönetiyoruz.

Sıkıntı burada.

2 görüş

*”Düşünceyi yenemeyen iktidarlar, düşüneni yok etmeye çalışırlar.”

*”Şeytan bir günah işlediği zaman, işe önce günahı kutsallık zırhına sarmakla başlar.” SHAKESPARE

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?