Reklamı Kapat

Suç depremde mi, çürük binalarda mı?

Aradan 20 yıl geçti, unutmuştuk.

Deprem, önceki gün kendini bir kez daha hatırlattı.

Şiddeti 5.8 idi, ama vatandaşı panikletmeye yetti.

Önceki gece TV kanallarında deprem uzmanlarına yine iş düştü.

Bol bol “ahkâm” kestiler.

20 yıl kaybedildi de…

Şöyle olsaydı da, böyle olsaydı da…

Şu bölgeler sağlamdı da, bu bölgeler çürüktü de…

Bundan sonraki deprem şu şiddette olur da…

Bütün bu anlatılanları yine bilmem kaçıncı kez dinledik.

Sonuç:

Adına ister “deprem”, ister “yer sarsıntısı”, ister de “zelzele” deyin; yaşadığımız bir doğal afettir.

Bilimsel anlatımıyla, “yer kabuğunda beklenmedik bir anda ortaya çıkan enerji sonucunda meydana gelen sismik dalgalanmalar ve bu dalgaların yeryüzünü sarsması” olayıdır.

İstesek de istemesek de, dünyamızın bir gerçeğidir deprem.

Önemli olan bu gerçeği kabul edip, ona göre önlem almaktır.

İnsanlarımızı, ona göre eğitmektir…

Binalarımızı, ona göre sağlam yapmaktır…

Kentlerimizi, ona göre planlamaktır…

Sıkıntı burada!

Sen insanını “deprem gerçeğine” göre eğitmezsen…

Sen binalarını “deprem gerçeğine” göre yapmazsan…

Sen kentlerini “deprem gerçeğine” göre planlamazsan…

Eee, deprem oldu, felaket yaşandı!

Felaket, yaşanır tabii.

Çünkü felakete davetiye çıkaran sensin.

Dünya deprem gerçeği

Araştırdım…

ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi’nin verilerine göre, dünyada her yıl 500 bin deprem meydana geliyor.

Bunun 100 bini hissediliyor, 100’ü de hasar meydana getiriyor.

Depremin hasar verdiği ülkeler, genellikle ekonomik yönden geri kalmış ülkeler.

Depremlerin yüzde 81’i “Pasifik Deprem Kuşağı”nda oluyor.

Buna “Pasifik Ateş Çemberi” adı veriliyor.

Yaklaşık 40 bin kilometre uzunluğunda bir kuşak…

Şili’den kuzeye doğru Kuzey Amerika kıyıları, Orta Amerika, Meksika, ABD’nin Batı kıyıları, Alaska’nın güneyinden Aleut Adaları, Japonya, Filipinler, Yeni Gine, Güney Pasifik adaları ve Yeni Zelanda.

İkinci deprem kuşağı ise “Alp-Himalaya Deprem Kuşağı” olarak anılıyor.

Depremlerin yüzde 17’si u bölgede gerçekleşiyor.

Türkiye de bu deprem kuşağında.

Endonezya’dan başlayarak Himalayalar ve Akdeniz üzerinden Atlas Okyanusu’na kadar uzanıyor.

Söylemek istediğim şu:

İki kuşak üzerindeki pek çok ülke, deprem gerçeğiyle yüzyüze! 

Önemli olan, depreme hazırlıklı yaşamak

Biz Türkler, “deprem” denince ilk hangi ülkeyi hatırlarız?

Japonya’yı değil mi?

Evet, Japonya, dünyada en fazla deprem yaşayan ülkelerden biri…

Sık sık deprem olur, ama çoğu kez haber değeri bile taşımaz.

Haber yapılsa da pozitif yönüyle haber yapılır.

“Şu şiddette deprem oldu, kimsenin burnu kanamadı” diye…

Gerçekten Japonya, aldığı önlemlerle depremin tahribatını hemen hemen sıfıra indirdi.

Nasıl başardı?

Eğitimle…

“Depremin kaçınılmaz” olduğu bilincini yerleştirerek…

Sürekli “depreme hazırlıklı” yaşayarak…

Kentlerini, depreme göre planlayarak…

İşyerleri ve konutlarını, depreme uygun yaparak…

Deprem oluyor, baya şiddeti yüksek bir deprem, kimse panik yapmıyor.

Neden?

Çünkü herkes “ne yapması gerektiğini” biliyor.

Hazırlığı, “her an deprem olabilir” varsayımına göre…

Yine biliyor ki, içinde bulunduğu bina sağlam.

Kurallara uyuyor, deprem gelip gidiyor…

Bizde durum ne?

Bizim depreme yaklaşımımız, “Saldım çayıra, Mevlâm kayıra” özdeyişine çok uygun.

Deprem eğitimi yok…

Kentlerimiz, depreme göre planlı değil…

Konut ve işyerlerinin çoğu, deprem şartnamesine göre yapılmamış…

Deprem oluyor, ne gibi bir tahribat yapacaksa yapıyor.

Yıkıyor döküyor…

Ölen ölüyor, pek çok insan sakat kalıyor…

Bir süre bunun “gevezeliği” yapılıyor, sonra da unutulup gidiyor.

20 yıl önce bölgemizde “en büyük depremlerden biri” yaşandı.

Geri dönüp şöyle bir bakın bakalım, ne değişti.

Zihniyet değişmedikten sonra temelde bir şeylerin değişmesi mümkün değil.

Daha yeni, önceki gün, İstanbul Silivri merkezli deprem yaşandı, aynı gün bir şehircilik uzmanı açıklama yaptı:

“İstanbul’daki binaların yüzde 70’i kaçak!”

Daha ne konuşuyoruz ki?

Yapılarının yüzde 70’i kaçak olan bir kentte “deprem” konuşulabilir mi?

Hükümet, ikide bir “imar affı” çıkarıyor.

Bunun anlamı açık:

“Ey vatandaşım, yasa ve yönetmelikleri bir tarafa bırak, sen binanı yamuk yumuk kaçak yap, biz sana ses etmeyiz, nasıl olsa yine af çıkarırız, o zaman bize biraz ödeme yapıp işin içinden çıkarsın… Tabii, seçimlerde oyunu da bize vermelisin!”

Sadece son dönemde değil, Türkiye onlarca yıldır bu kafalarla yönetildi.

Şimdi oturmuş “depremi” tartışıyoruz.

Depremin nesini tartışıyorsun kardeşim, önce sen kafanı değiştir.

Bir şey daha…

İnşaat sektörü dünyanın hiçbir ülkesinde bu kadar “başıboş” değil.

Türkiye’de her isteyen inşaat yapabiliyor…

Türkiye’de her isteyen müteahhit olabiliyor…

Ülkemizdeki müteahhit sayısı kaç biliyor musunuz?

330 bin…

Bizimle hemen hemen aynı nüfusa sahip Almanya’da kaç müteahhit var dersiniz?

2018 rakamlarına göre, sadece 3 bin 800…

Ya tüm Avrupa ülkelerindeki müteahhit sayısı?

30 bin 200…

Haydi, buyurun bakalım!

Deprem, Türkiye’de bina yıkıp can almayacak da nerede alacak?

Depremde yıkılan binalar ve kaybedilen canlarda, bu ülkeyi yıllardır yönetenlerin “vebali” var, özetle bunu söylemek istiyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

02

Jeol.müh. Behzat Gönül - Depremden sonra, televizyonlarda çıkıp egolarını tatmine çeviren deprem uzmanı yerbilimcıi akademisyenler depremin önceden bilinemediği bu nede söyleseler de,bu kişiler depremi önceden bilip veya benim bulduğum depremi aşırıp tv' de açıklayı planliyor. Deprem bulunamaz diyen üç Prof canlı yayında deprem tahmini için 10 milyon TL ' yi İBB Ekrem İmamoğlu' ndan istemesi benim anlattığımı kanıtliyor. Ben, Jeoloji Mühendisi olarak başta 1999 Koeli ve birçok depremi onceden şahitleri ile tespitini yaptım ve yapmaktayım. Önceden bildiğim depemileri, deprem olmadan önce tv' den açıklarsam deprem sonrası bu akademisyenler tv' lerde ahkam yapamayacağından, benim tv' lere çıkmamı engellemeleri çözüm olmaz. Türkiye' de deprem tehlikesi olan sanayisi bulunan şehirler de var. 26/09/2019 günü olan mg:5.8' lik deprem halk ve yöneciler için doğal bir deprem tatbikatı oldu, bunu tv' den gözlemledim ve biraz umutlandım. Önceleri planlı yapılan tatbikatlar mesai saati ile bitip unutuluyordu. (Jeoloji Müh. Behzat Gönül. Kocaeli).

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Eylül 15:19
01

rambo - deprem öldürmez bina öldürür a.mete ışıkara boşuna dememiş değilmi

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 27 Eylül 19:11
03

Jeol.Müh. Behzat Gönül - @rambo 01 nolu yoruma cevabı: Syn Rambo, depremde çürük yapılan binaların insanların ölümüne neden olduğunu biliyoruz. Ben şunu merak ediyorum, siz yıkıcı bir depremin size veya tüm insanlara deprem öncesi duyurulmasını istermisiniz? Önceden tespitin ve halka açıklanmasının faydasına bir inancınız varmıdır? (Jeoloji Mühendisi Behzat Gönül. Kocaeli).

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Eylül 16:56

Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?