Kumarbaz

Birileri oturmuş kumar oynuyor. Kumar oynayanların yanında oturup oyun seyretmek dahi pek hoş karşılanmaz. Hele hele oyuna karışmak hiç olmaz. Hafif karışacak olsan bile ya oyuncular, yada dışarıdan birisi sizi sert bir şekilde uyarır, hatta bozuk atar. Hooop hemşerim  “dışarıdan karışma, kulak çekmecesine değil, parasına oynuyorlar.”       

Yanında oturduğunuz oyuncunun şansı pek iyi gitmezse size; Kaç numara  ayakkabı giyiyorsun? Sana, bir çay ısmarlayayım da öbür masada iç; Ya da,  Belediye Parkının oraya uçak düşmüş, git bak bakalım kaç ölü, kaç yaralı var diyerek sizi yanından kibarca kovar!  Ama bu kovmanın en güzelini, en zarif biçimde; benim,  hakkın rahmetine kavuşmuş olan Rizeli bir yakınım yapardı. Derdi ki, “İflas etmemi mi bekleyisun ?”

Birileri oturmuş yaymış ortalığa genişletilmiş Ortadoğu projesi haritasını üzerinde hileli zarlarla kumar oynuyor. Ortadoğu’yu ütmeye,  soyup soğana  çevirmeye uğraşıyorlar. Ama belli ki onları ütene kadar bize krupiyerlik verip  hile  yaptıracak, işi bize gördürüp onları ütecekler sonrasında da ütülme sırası  bize  gelecek;   Şimdilik  bu olmadı…

Hani Arap Baharı gelmişti, ne baharı, ortalık yangın yerine döndü! Ortadoğu’da, Kuzey Afrika’da ne zaman kış olmuş ki,  şimdi bahar olsun. Birileri tutturmuş bir dümen, siyasi ve iktisadi emellerine ulaşmalarının önünde dirayetle duran, devletinin haklarını koruyan devlet kadrolarını, vatan haini ilan edip, halkını kışkırtarak, kendisini koruyan sistemin başındakileri, kendi halkına boğdurtmakta  kısmen de başarılı olmuş.  Biri bitmiş, sıra öbürüne gelmiş. Gele gele Türkiye’nin   güney sınırına dayanmış, Suriye’de aynı senaryo oynanmaya başlanmış. Birileri  zannediyor ki orası son duraktır, Yangın orada duracak…

Ağa adamlar bunlar, maşa varken niye ellerini yaksınlar. Suriye' den ülkelerine gidecek her tabut, ekonomiye binecek her yeni yük, seçimlerdeki başarı şansına bir engel olacak.  O zaman ne yapmalarını bekliyorsunuz?   Doğal olarak,  bu işin  hiçbir  risk taşımayan en kolay ve  en ucuz  yolu, bu işi  taşerona  ihale  etmektir.  Hem de işi gördükleri taşerona silah, mühimmat, araç gereç satarak, o taşeronun parasını almak da ekstra gelir kaynağı, yani nerden baksan bal kaymak.

    Önce ince  yollu bizi denediler, olmayınca yeni bir taşeron bulmaları lazımdı,  Ya kendilerine  siyasi iktidar sağladıkları sadık yöneticilerin,  ya da aklı ermeyen, geleceği göremeyen, iktidar beklentilerinin önünü  göremeyecek hale  getirdiği   adamların bulunduğu, halkın bir şekilde kandırılarak kullanıldığı bir ülke;  Onu da Suriye ve  Irak topraklarında buldular…

 

Öte yandan, taşeron ülkeyi de boş bırakmamak gerekir.  Başı boş,  salim kafa ile düşünecek, geleceği gideceği hesap edecek durumda bırakır, oyalamazsan o da  olmaz. Hem onun da ütülmesi zaten programın bir parçası olduğuna göre, elini düğmenin üstüne dokunduracak ve olaylara sürüklemek oyunun gereği...

Önce bölgede bir olumsuzluk yaratacak, onu engelliyorum görüntüsünde, ayrılıkçılarla buluşturacaksın. Asla terörist olarak adlandıramadığın militanlarla  birlikte biz bu  bölgede barış istiyoruz, çatışmanın durmasını istiyoruz, bu anlamsız savaşı durdurmak istiyoruz diye yalanlar sıralayacaksın…

Peki sormayacak mıyız,  açılıp ta kapanamayarak bu şer odaklarını kim şımarttı. Devletimizi bu insanlık düşmanlarına hangi dış güçler zayıf duruma düşürmeye çalışıyor? Kimlerin talimatlarıyla devletin bölünmez bütünlüğünü tehlikeye atacak zemini hazırlamak için kimler melanet üretiliyor! Şimdi birden bire bu zincir halkaları neden oluşmaya başladı. Her gün ayrı bir metropolde patlayan bomba sesleriyle mi, yola döşenen mayınların gümbürtüsü ile mi, devlet büyüklerinin cenaze namazına katılmayı görev zannettiği şehit cenazeleriyle mi  devam edecek? Bu psikolojik aşındırma harekatının kaynağı nedir, neresidir? Terörün üstesinden böylemi gelinecek. Eğer öyle ise vay halimize...

    Yangın yerine dönen Suriye’den gelen bunlarca insan, kimdir, kimin nesidir, hangi amaçla gelmiştir ya da gönderilmiştir? Bu insanların ülke ekonomisine  getirdiği külfet nedir, mali kaynaklarımızı kendi insanlarımız için harcamakta     son derecede cimri davranıp, onlara  harcarken olması gerekenden fazla  bonkör davrandığımız, gerçekten tehlikeden kaçıp gelmiş iseler neden misafir edildikleri kamplarda güvenlik kuvvetlerimize karşı eylem koyduklarını  ve  en kötüsü neden başka bir ülke bayrağı asmalarını merak etmediğimiz bu insanlar hakkında  çok merak edip dilimizden düşürmediğimiz çok önemli bir konu var.

     Haber bültenlerinde sürekli olarak, Suriye’den bugün bilmem kaç tane subay, bilmem kaç tane generalin de aralarında bulunduğu şu kadar kişi daha ülkemize sığındı.

Peki bu  gelen insan grupları içerisinde doktor,  avukat, mühendis, işadamı , tüccar veya başka mesleklere mensup insanlar yok mu? Bunları nedense hiç merak etmiyoruz? Hiç teşhir etmiyoruz. Askerler bu kadar mı sadakatsiz oluyor.  Bu kadar mı korkak oluyor. İnsanlar bu kadar çabuk mu ülkelerini insanlarını ateşin içinde bırakıp kaçabiliyor. 

    Ben hiç partiye mensup değilim, hiç bir siyasi beklentim yok. Hiç bir siyasi görüşün militanı değilim. Ülkesini en çok sevenlerden olduğumu başkaları gibi iddia  etmiyor içtenlikli  yurtsever olabilmek yolunda  samimiyetle düşünmeye  çabalıyorum…

   Ülkemin geleceği dışında hiç birisi ile şahsi bir çıkar çelişkim ve ya bir alıp veremediğim de yok. Laik, demokratik, bağımsız, siyasi ve iktisadi bir Türkiye Cumhuriyetinin varlığın sonsuz değin sürdürmesinden başka bir ülküm de yok.

     Bu  ülkümü gerçekleştirecek kadrolar kimlerden oluşursa  oluşsun, isterse   aralarında kan düşmanım olsun, inanın bütün  şahsi  duygu ve  düşüncelerimi yok sayıp, desteklemeye, şayet  tenezzül edip de kabul ederlerse ; ama  deneyimlerimle, ama eylemlerimle faydalı olabileceğim her şekilde, elimden  geldiğinin fazlasıyla yardım etmeye  gönüllüyüm...

     Şimdi  de kendime soruyorum ! Uzun zamandan beri,  ülkemizde iktidar olanların iç ve dış siyaset söylem ve eylemlerine hepsine olmasa da pek çoğuna   neden karşı çıkıyor, eleştiriyorum?

    Cevabını da yine ben veriyorum. İşte bu günlere hatta giderek daha da kötü  sonuçlara ulaşacağımızdan korkuyordum, hala  daha  da  korkuyorum!  Ülke, aynı  dine mensup olduğunu söyleyen birilerini kendinden  sayıp, diğerlerini ayrıştıran, birbirini kabul etmeyen hatta yok sayan; Adına  cemaat, camia, topluluk  vesaire denilen guruplarla,  o akımla, bu ideolojiyle, bunların birbirini ortadan kaldırmak yolundaki uzlaşmaz ve insafsız çekişmeleriyle, liyakatı bir kenara koyup,  sadece bizden mi, değil mi ölçüsünden hareketle, ve  kabul edilemez  bağımlılıklarla,  ülkemizin geleceği için asla kabulü mümkün olmayan   sadece bu aklı şekillendirenlerin işine  yarayacak güdümlü akıllarla yönlendirilen   planlardan yine korkuyorum,  ülkemizin her yerine düşen bombalar, yine benim yüreğimde patlıyor,  patlamaya devam ediyor…

 Yarabbi aklımızı koru, din ve siyaset yolunda insanlık suçu işlemeyi ve kanla beslenenlere hizmet etmeyi adet edinmiş sapkınları da ıslah eyle …

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Raif Kandemir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Kocaeli'de en başarılı bulduğunuz milletvekili kim?