Bilgiyi suya yazma zamanı

19 sene önce spor bilimlerinde öğrenime başlayan bir öğrenci 9 senede mezun olabilmişti. Talebe iken iş hayatına atılmış, internet kafe işletmeciliği yapmış, kiraladığı dükkanı dükkanlar haline getirmişti. Stratejik olarak iyi yerde idi, karşı üç kavşakta bir kolej bulunuyordu. Oyun oynamak için gelen öğrencileri tıpkı bankalarda veya resmi dairelerde olduğu gibi sıra fişi veriyordu.

Daha o zamanlarda bilgi çokluğu ve kirliliği üzerine tartışıyorduk. Yeni medya ya da sosyal medya denilen bu mecranın kontrolü mümkün olabilecek miydi? Özellikle kişisel verilere ulaşma, özel hayatın gizliliği korunabilecek miydi? Bunları tartışırken kendisini gazeteci sanan bazı organellerin basılı mecrada yazdıkları, haber diye iftiralara boğduğu kişilerin elleri ömür boyu onların boynunda olacak şekle geldi.

 Bırakın sosyal medyayı, yaygın medya mı dersiniz, basılı basın mı dersiniz, ahlaksızların cirit attığı medya hem kişileri hem de toplulukları son derecede rahatsız etti. Yargıya taşınan konular olduğu için bunları şimdilik burada yazmayacağım ama bir de bunların devletteki uzantıları vardı. Gammazlama, itibar bozucu olmasını istedikleri yalan haberleri beyefendilerin istediği şekilde servis edilmesi, akıllara zarar haberlerin ballandıra ballandıra iğrenç bir şekilde haber edilmesi, doğruların çok uzağındaki manşetlerle sosyal yapıyı bozucu bir medya çalışmasının neresi dürüst, neresi anlaşılır haldedir.

 Nihayetinde bazıları medyadan silindi gitti. Medya mensubu olmanın en kıymetli bir iş olarak alındığı yılların üzerinde çok sular geçti. O eski itibarlı ve yazılınca “Doğrudur” denilen haberlerin belirli kişi ve kuruluşların borazanı haline getirilmesi aslında çok sık rastlanan bir tablo olsa da son on yıl içinde yaşanılanlar anlaşılır olmanın çok ötesinde yer almıştır.

 Özetle, aslı olmayan haber ve ihbarlarla, bunun yanında isimsiz, imzasız dilekçelerle yapılan işlemlerin tamamı yok hükmünde olmalıdır. Eğer bir şikayeti olan varsa kişi, yazısını altına ismini ve imzasını koymalıdır. Bu yoksa, bu yazı üzerine işlem başlatanlar da suçlu olmalıdırlar.

Kuşkusuz, bazı insanlar yaptıkları ile toplumda biraz öne çıkmaktadırlar. Bu tablo bazıları için önemli ve başarılı olarak değerlendirilirken diğerleri için çok farklı algılanabilmektedir. Farklı algılayanların içlerindeki kıskançlık duygularını frenlemek çok zordur. Yapamazlar, yapanları kıskanırlar... Bu tür insanlardır asıl toplum ve topluluklar için en kötü olanlar.

 "Keser döner, sap döner...” diye başlayan bir özdeyişi kimse unutmasın. Düşünülenin aksine yapılan her kötülük, kötüleme, gammazlama, yargısız infazlar, kişisel kaprislerine yenik düşenler, zayıf eğitimli ve karaktersiz olanlardan mutlaka hesap sorulacaktır. Onlar nereye giderse gitsin, ister orada, ister burada, fırsat bulup Elon Musk’ın roketinin taşıdığı kapsülle Mars’a bile gitseler, evrenin her yerinde yaptıkları hatırlatılacaktır.

 Onlar isterlerse kendilerini şöyle kurtarabilirler: Yaptıklarını açıklarlarsa belki affedilebilirler aksi durumda uğrayabilecekleri her türlü yaptırımın sonuçlarına katlanmalıdırlar.

 Çok köşeli bir yazı olarak hepinizin aklını karıştırmış olmalıyım. Yerden oldukça yüksekteki bir yerden aşağıdaki akarsu kenarında sevgilisine şiir yazan eski öğrencimi görünce birden bunlar aklıma geldi. Biraz daha yükseldim, bu defa üstteki yazdıklarımı unuttum. Şöyle değerlendiriyorum, bunlar yaşanacak şeylermiş, yaşandı ama ilahi adalet her zaman yanımızda ve yakınımızdadır. O hepimiz için bir ihtiyaçtır. Bunu biliyor ve unutmuyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yavuz Taşkıran - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Kocaeli'de en başarılı bulduğunuz milletvekili kim?