Her eve lazım!

Dünyada o kadar tatlı şeyler vardır ki, saymakla bitmez. 

Yine o kadar çok vazgeçilmez, herkese lazım olan, istisnasız herkesin mutlaka az ya da çok kullandığı, ama kullandığını kabul etmediği hayatın gerçekleri vardır.

Bunların başında  ‘yalan’  gelir.

En büyük ve gerçek yalancılar,  ben hayatta yalan konuşmam diye yalan söyleyerek söze başlarlar.

Yalanın hayatı güzelleştirdiği söylenir. Gerçekten de öyle olduğuna sıkça tanık oluruz. Yalancılar, kıvırdıkları yalanlar sayesinde, gönüllerince yaşayıp istediklerini elde ederler. Çoğunlukla halk arasında yüksek itibarları vardır, genellikle seçilerek gelinen yerlerde mevki makam onlarındır. Söylenen yalanlar özellikle kadınlar için daha da inanç ve itibar görür. Ticarette kazancı, siyasette koltuğu garanti etmeyi hatta arttırmayı sağlar.

Sayıları çok az olsa da yalan söyleyemeyen yada iyi yalan söyleyemeyen beceriksizler,  karşısındakilere cazip gelip aldatabilecek iki süslü cümlenin belini kırmayı kıvıramayanlar elbette ki nal toplarlar çoğunlukla. Neden bu böyle olur, neden yalana ve yalancıya itibar eder bu millet diye herkes kendi kendine sorar, kafayı yorar,  ama beynini kurcalarken de  cevabını  yine kendi kafasında bulur. Bu millet kendisi de öyle olduğu,  yalandan yaşadığı içindir bu itibar, bu iltifat. Tuh be bunu nasıl da bugüne kadar düşünemedim diye de için için kendine kızar.

Adam diyor ki,  BANA BİR YALANCI GÖSTER , SANA BİR HIRSIZ  GÖSTEREYİM “(George  Herbert). Daha ne desin. Davul zurna mı çalsın hırsızlıkla yalancılık “ tavuk mu yumurtadan çıkar,  yumurtamı tavuktan çıkar” misalidir. Biri varsa öbürü de mutlaka vardır. Birinin olmadığı yerde öbürü barınamaz.

Sonra bu yalan öyle menem bir şeymiş ki “AZ YALAN SÖYLENMEZ YALAN SÖYLEYEN HER TÜRLÜSÜNÜ SÖYLER”  diyor  Victor Hugo.  Bak şimdi,  yahu  kardeşim, durup  dururken ortalığı ne  diye  karıştırıyorsun. Ne münasebet yani adam, işi idare etmek için, minik, minnacık hatta miniminnacık bir  yalan söylemiş. Hemencecik bu yalan adamda yuva yapacak, yerleşip kalacak öyle mi? Hadi canım olur mu öyle şey. Derken  “ SUÇLARIN EN BÜYÜĞÜ  YALAN SÖYLEMEKTİR “  diye  bir  de  hadis  bulunduğunu   söyleyiverdi  birisi.. Yahu hadi öbürlerine bir yol bulacaktık belki, ama şimdi bu hadisi ne edeceğiz, nasıl halledeceğiz. Başka çaresi yok bunun da bir ustası bulunur elbet. Haa  buldum buldum, bunca  dindar  geçinip te, olmadık  yalanı hiç  yüzü kızarmadan  söyleyenlerden birine  danışıp akıl alacağız. Sallasan birine vurursun zaten. Bakacaksın ne  yapıyorlar, nasıl ediyorlar.  Ama öyle çok merak edecek bir şey de yok aslında be,  adamlar  zaten saklamıyorlar ki ulu orta  söylüyorlar. Onun için danışmaya bile gerek yok. Seyret adamlardan, biraz   ibret alıp, hafif te  ar  perdeni yırtabilirsen, sırala  birbirinden ala  bin bir  çeşit  yalanı, daniskasını  öğrenirsin evelallah, Hem o zaman  etraf da  görsün  bakalım, yalan  nasıl  söylenirmiş ! görsün de   ağzının suyu aksın..

Pascal ‘a göre de “ KİMİ İNSAN YALNIZ  YALAN SÖYLEMEK İÇİN  YALAN  SÖYLER” miş.

Tövbe  yarabbiii,  yalanın da  keyfimi olurmuş ? Öyle  bir  oluyor ki  sorma  gitsin. Bir kere anlatılan fıkraların çoğu yalan değil mi, gülmekten altına kaçıyor da çoğu zaman   farkına  bile  varamıyorsun. 

Sinemadaki film, tiyatrodaki  oyun. Efendim konusu gerçeğe dayanır. Tamam ama  yalanla  soslamadın mı  geçiniz efendim, traş !. Hiçbir işe yaramıyor.

 Kadın erkek ilişkilerinde yalanın yoksa olmaz. Bütün kadınlar yalandan nefret ederler  bilirim! ama yalansız mutlu olamazlar.  Evlilikler bir süre sonra neden heyecanını  kaybediyor sanıyorsunuz. Yalan bitiyor da ondan. Yeniden üretsen de artık sitilin belli olduğu için yenmiyor.

Sen yalancısın.   Seni seviyorum dediğine inanmıyorum. Senin yalan söylediğinden eminim.  Abe  kızım bu   şekildeki  yasak ilişkiler yalansız  olur mu ?  Evli barklı adam    ilişkileri düzene sokabilmek,  yakalanmamak, fire  vermemek için  elbette ki bir takım yalanlar  söyleyecek, e  mecbuuurr !

Sonra malum kıvırmalar. Olanı saklamalar, olmayanı sunmalar. Olanla övünmeler, olmayanlar için çaktırmadan  ah ulan deyip dövünmeler. Evinde  ve çevresinde mutlu olmadığını, bu güne kadar  mutluluğu  yakalayamadığını, şimdilerde  yıllardır  süren bir  komadan uyandığını, bugüne kadar  yaşayamadığı  hayatın tadını  bugün aldığını, kendisi için hayatın yeni  başladığını,  ve yaşanmadan  yaşanan günlerine  yandığını veee, daha neler  neler…  

Ne anasının gözü bir şeymiş bu yalan. Şöyle kapıdan bir kafamızı uzatalım dedik, düştük bir labirentin içine. Gittikçe manzara şaşırtıcı ama bir o kadarda sürükleyici. Geri dönmeye  kalksan aynı yalanları  göreceksin. Yeni yalanlar varken eskilere dönmenin de bir alemi   yok tabii ki.

Bir de dini inançlar çerçevesinde yalan üreten makinalar var.  Abdullah bin mübarek Rahmetullahi  Aleyh isminde, ismi uzun ve  anlaşılması zor ama   söylediği Çok net  . ““İNSANLARIN EN AŞAĞISI DİN KİSVESİ ALTINDA MENFAAT SAĞLAYANDIR”  Hani bir    fıkra  vardır.  Adamın biri öbürüne demiş ki, söyle bakalım padişah olsan ne  yerdin. Adam  şöyle  bir  düşünmüş,  gerinmiş, ensesini  sonra da kafasını kaşımış  cevabı vermiş. Soğanın cücüğünü. Arkasından da  sormuş. Peki ya sen padişah olsaydın ne yerdin. Valla ne diyeyim sen bana yiyecek bir şey  bırakmadın kiii.

  Bir Alman atasözü  diyor ki, CEHENNEME  GİDEN YOL  GÜZEL TAŞLARLA  DÖŞENMİŞTİR.”  Bu taşların da  en güzeli yalan olsa  gerektir. Hatta o kadarki,  öbür dünyayı beklemeye bile gerek olmaz  çoğu zaman  inansa  bu dünyada   cehennemi yaşatır.

    Onun için  söylenen yalanlarla üstü kapatılan  bir  gerçek,  belki yaşlanır  ama  asla  ölmez ve  zamanı geldiğinde,  mutlaka; ilk  gün de  olduğu  gibi taptaze olarak  ortaya  çıkar…

 

  

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Raif Kandemir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?