Nalan Gül: Sorunlar çok büyük ama birlikte aşıyoruz

Gölcük Yelken Kulübü Başkanı Nalan Gül, komodor zafer Moral ve Rasim Zülfigaroğlu ile eski başkan yönetici Zafer Cebeci konuğumuz oldu. Lokal eksiği, balıkçı kooperatifinin anlamsız kira baskısı ve sporun pahalı olmasından kaynaklanan sorunları masaya yatırdık.

Konuklarımız dertliydi. Hani bir dokun bin ah işit misali. Bugünkü köşemi de hayli genişletip onlara ayırdım. İşte Donanma Kenti Gölcük’ün Yelken Kulübü’nün başkanı Nalan Gül hanımın anlattıkları…

VARSA YOKSA FUTBOL…

Maalesef ülkemizde sadece ve sadece futbol konuşuluyor. Futbol bir sektör oldu ama diğer branşların tamamını toplasanız, futbolun onda biri kadar ilgiye layık görülüyor. Doğal olarak biz yelkencileri de etkiliyor bu durum. Eh, pahalı bir spor elbette. Bu da bizim en büyük handikabımız ama bu sporu genişletiyor ve yaşatıyoruz. Hedeflerimiz de var. Gençler gelecek gördükleri için futbola yöneliyor ve yelken sporu gibi sporlar arka plana atılabiliyor. Biz kulüp olarak çocuklarımıza yelken bağlayabiliyoruz gücümüz yettiğince. Ama onların ferdi olarak tekne alma şansı yok. Bir tekne 60 bin lira civarında. 41 lisanslı sporcumuz var ve hesabı siz yapın. Hepsine tekne alsak kulüp batar. Federasyon destekliyor tabii ama bir yere kadar. Birçok kulüp var aynı durumda. Sonuçta olay velilerimizin ve bizlerin fedakarlığına kalıyor. Sadece tekne mi, ayakkabısı, çorabı, kıyafetleri ortalama 100’er liradan başlıyor. Ortalama gelirli bir aile bu yükü nasıl kaldırabilir ki?..

ANTRENÖR ÜCRETLERİ KARŞILANMALI…

Şu an için en büyük sıkıntımız, antrenörlerimize maaş veremememizdir. Bizim antrenörlerimiz gönüllü çalışıyor. Sağ olsunlar, haklarını ödeyemeyiz. Bir destan yazıyorlar. Halk eğitim Merkezleri futbol antrenörlerinin ücretlerini devlet olarak ödüyor. Bina bizim branşlarımızın daha çok ihtiyacı var. Bu konuda Federasyonumuz çalışma yapıyor. Halk Eğitim Merkezi bu maaşları üstlenirse, çok çok önemli bir mesafe kat etmiş olacağız. Donanma kentiyiz ve ona yakışan bir su sporları kulübü olmak istiyoruz.

BAŞKAN SEZER’DEN UMUTLUYUZ

Gölcük Belediyemizin yeni baykanı Yıldırım Sezer bey bizimle greçektenh yakından ilgileniyor. Sizlere bir derslik bile yaptılar, ama lokalimiz yok ve kira baskısı üzerimizde. Balıkçılar kooperatifi bizden kira alıyor. Ortada balık ticareti falan da yok. Bu nasıl bir şeydir? Bu konuda girişimlerimiz var ve netice alacağız. Yasadan kaynaklanan bir boşluk var. Kısa sürede başkanımızın bize lokal konusunda yardımcı olacağına inancımız tamdır. Buradan kendisine bir kez daha teşekkür ediyoruz.

NALAN GÜL KİMDİR?..

1960 İstanbul doğumlu. Tahsilini Bilecik’te yaptı. Bilecik ve Zonguldak Ereğli’de devlet memuru olarak bankalarda görev aldı. Eşi Ümit Mustafa Gül vefat etti. Merve isimli bir kızı var.

Zafer Cebeci: Dibine deniz suyu değdi mi denizlerden bir daha kopamazsın!..

Ve söz burada eski Başkan Zafer Cebeci’nin. Cebeci başkanlık sürecini anlatırken. Kulüp hakkındaki düşüncelirini de dile getirdi ve yöneticiliğin ne kadar zor bir görev olduğunu irdeledi. İşte Cebeci’nin sözleri…

Gölcük Yelken Kulübü'ne 2016 yılının başında dahil oldum. Eski yönetim görevini tamamlayıp, yenisi oluşturulurken, üyelerin arasında benim de adım geçiyordu. İstekli olmadığım için kaçınmaya çalışırken, ne olduğunu bile anlayamadan, arkadaşlarımın etkisiyle kendimi bir anda işin içinde buldum ve o gün bu gündür hiç ara vermeden yelken sporu için koşturuyorum. Bu spor benim için adeta bir iş gibi oldu. Gemiciler arasında bir deyiş vardır: Dibine deniz suyu değdi mi denizlerden bir daha kopamazsın! Durumum biraz buna benzedi. Her geçen gün, ister istemez, biraz daha içine dalıyorum. Daldığım için pişman değilim. Yepyeni şeyler öğreniyorum. Öğrenmenin yaşı yoktur biliyorsunuz, zaten bir yanım yazar olduğu için bana zihinsel zenginlik kattığını söylemem doğru olur. Bu nedenle bir yandan kulübümüz için uğraşıp didiniyor, bir yandan her anı dikkatle gözlemlemeye çalışıyorum. Zihnimin arkası bununla meşgul, beni hiç rahat bırakmıyor diyebilirim. 

YELKENLE NE İLGİN VAR?..

Yönetime girdikten sonra, bazı arkadaşlar ve tanıdıklar nedense çok sormuşlardır, yelken sporunun seninle ne ilgisi var, nasıl oldu da bulaştın, sana bu görevi niçin verdiler? Hele başkan seçildikten sonra bu sorular iyice artmıştır. Çok kez canım sıkılmasına karşın, kimseyi bozmadan, üzmeden, bunun nedenselliğini anlatmaya çalışmışımdır: Beni bu göreve zorlayan arkadaşlarım, bir süre gemicilik yapmış olmamı, tersanede çalışmış olmamı, bu spora yakınlık olarak değerlendirmişlerdir. Yelkenciliği bilmiyordum ama tekneciliğe aşinalığım vardı; bunu önemsemişlerdi. Ayrıca, ilk gençlik yıllarımdan bu yana sürekli spor yapmış biriydim. Spora uzak değildim yani. İlk başlarda verebileceğim yanıt bunlarla sınırlıydı ve doğruluk içeriyordu. Ancak, zaman ilerledikçe asıl verilmesi gereken yanıtın bunlar olmadığını fark ettim.

İHMALLER BİZİ BU NOKTAYA GETİRMİŞTİR…

Benim dahil olduğum yeni yönetim oluşturulduğunda, çok geçmeden şunu ayırt etmiştim ki yıllar süren ihmallerden dolayı kulüp iş becerecek bütün insanlarını elinden kaçırmış, işlevini tamamen yitirmekten dolayı kapanmak üzere bir kenara itilmişti. Görevi devralan arkadaşlar bir anlamda bu işi, kulübün kapatılması işini üstlenmişlerdi yani. Biz, yelkenciliği bilmeyenler,  bunun için göreve davet edilmiştik sanki. Böyle diyebiliriz sanırım; kimseyi suçlamadan, bu cümlelerin doğruya daha yakın durduğunu düşünüyorum. Durumumuz içeriden böyle algılanıyordu; dışarıda ise uzaydan düşmüşüz gibi dudak bükülüp merakla bakılıyordu. Nedense daha önceden görev almış birçok yönetici mümkün olduğunca bizden ve kulüpten uzak duruyordu (hatta büyük çoğunluğu kulüple ilişiğinin kesilmesini istedi sonraları). İş bilenlerin, ya da öyle saydığımız kişilerin niçin uzak durduklarını elbette uzun bir zaman merak ettim. Bu soruya ancak Bülent Moral hocamla tanıştıktan sonra yanıt verebildim. Sorun, işin zorluğuydu. Yeri gelmişken, hocayla tanışmamın yaşamımdaki yeni dönüm noktalarından biri olduğunu söyleyebilirim; bunu itiraf etmem doğru olur. O, tanıştığımız günden bu yana benim de öğretmenim olmuştur bir anlamda. Yelken sporunu ve dernekçiliği ondan öğrendim.

BÜLENT HOCAM BAKIŞ AÇIMI DEĞİŞTİRDİ…

Gölcük Yelken Kulübü'nün antrenörü Bülent Moral'la 2016 yılının Mayıs veya Haziran ayında, yönetim olarak arayışta olduğumuz veya (daha uygundur) çaresiz kaldığımız bir zaman, kendisini kulübümüze görüşmek üzere davet ederek tanıştık. O tarihte kulüp başkanımız Gürsel Büyük idi. Henüz bir faaliyetimiz yoktu, ama eski öğrencilere Gürsel Bey ve yönetim kurulunda olan Arsun Karakurt önderlik ederek spor yapmalarını sağlıyor, umutlarını yitirip dağılmalarını önlemeye çalışıyorlardı. Bunu iyi ki yapmışlar, bugünden bakarak o günkü bu küçük görünen çabaların ne denli hayat verici olduğunu anlayabiliyorum. Kendilerine çok çok teşekkür ederim. Bu arkadaşlarımız kulübümüzün ilk gönüllüleridir; en azından benim tanık olduğum kadarıyla: Gönüllü de olsa, olanakların bol olduğu bir zamanda yapılanlara göre, tam kapanma aşamasında ve olanaksızlıklar içinde çaresizce yapılanlar daha bir unutulmazdır ve de önemlidir benim için. O dönem bunları yaşıyorduk. Destek ve yardım için başvurduğumuz bütün kapılar öğüt verilerek suratımıza bir bir kapanıyordu. İşte böylesi günlerde Bülent hoca yanımızda belirdi. Biz aramıştık, yapıp edeceklerimiz hakkında kendisine danışmak istemiştik. Bizi dinleyince kısa zamanda konuya hakim oldu ve kulübün bulunduğu durumun, göründüğü kadarıyla, hiç iç açıcı olmadığını belirtti. Özellikle hiçbirimizin dernekçilikten anlamadığını fark etmişti; oysa bunun kulübün yaşaması için en temel zorunluluk olduğunu söyledi ve hemen gönüllü olarak kulübü incelemeye aldı. Kısa zamanda gördü ki durumumuz vahim, bir adım ileri gitme şansımız yok, başka bir kente gitmeye niyetlenmişken vazgeçti ve bir süre bizleri dernekçilik eğitiminden geçirdi. O sırada yapılması gereken bütün bürokratik işleri düzene soktu, dikkatimizin tekrar sportif faaliyetlere yönelmesini sağladı. Bütün bu işler için üç ayını bizimle harcadı diyebilirim. Kısa bir süre sonra da bizimle gönüllü çalışmaya hazır olduğunu belirtip, birçok kulübün tekliflerini geri çevirdi.

ANTRENÖRLÜK ÜCRETE TABİDİR…

Antrenörlük, bilindiği gibi bir meslektir ve ücrete tabiidir. Bülent hocamız bizden ücret almadan o gün bugündür canla başla çalışıyor. Hayatımda hiç kimsenin bu kadar çalışabildiğine ve bu derece çalışkan olduğuna başka bir yerde hiç tanık olmadım. İnanılmaz bir istek ve eforu var. Bu, yanında bulunan herkesi ister istemez aynı yönde etkiliyor. Hemen, o yıl, kulübümüzü yarışmalara katılabilecek aşamaya getirdi. Tekneleri tamir edip, elinden geldiğince eksiklerini giderdi. Aksayan her şeyi yoluna sokmamıza yardımcı oldu. Kısa zamanda da kulübe birçok öğrenci başvurdu.

Yarışlara ilk olarak 2017 yılında adamakıllı katılmaya başladık. O sıralarda başkan bendim; kan değişimine gitmiştik. Gürsel Büyük çekilmiş, yerine ben seçilmiştim. Benden sonra Nalan hanım en uzun süreli başkan oldu.

TESİS SORUNUMUZ BÜYÜKTÜR…

Bütün bu süreçte yaşadığımız en büyük sıkıntı ve bence en temel olanı, tesis sorunudur. Teknelerin konuşlandığı, denize girip çıktığı bir deniz kıyısı, yelken kulüpleri için işin olmazsa olmazlarındandır. Gölcük Yelken Kulübü 2016 yılının sonlarından bu yana bu sıkıntıyı yaşıyor. Bunu Gölcük ilçemizin mülki ve idari amirlerine ve tüm ileri gelenlerine defalarca ilettik. Çünkü hali hazırda konuşlanmış olduğumuz deniz kıyısı Balıkçı Barınağı'nın içindedir ve kullanım hakkı, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Kocaeli İl Müdürlüğü tarafından yapılan bir ihaleyle Gölcük Su Ürünleri Kooperatifi'ne devredilmiştir. Hukuken, Gölcük Yelken Kulübü'nün kapladığı alan balıkçıların sorumluluğuna bırakılmıştır. Gölcük Belediye Başkanlığı'na, Gölcük Kaymakamlığı'na, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na, Vilayetteki Milli Emlak'e, Liman Başkanlığı'na, Kocaeli Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'ne tek tek başvurduk ve derdimizi anlattık. Ancak kentimizden araya soktuğumuz tüm ileri gelenlere rağmen girişimlerimiz başarısızlıkla sonuçlanmış olup, yer sorunumuz kesin çözüme bir türlü kavuşturulamamıştır. Bulunduğunuz yerde idare edin deniyor sıklıkla, ancak bulunduğumuz yerin kulübümüze ait olmadığını bir türlü kimseye anlatamadık. Bu yüzden balıkçılar tarafından çıkıp gitmemiz için defalarca taciz edildik, arkadaşlarımıza birçok kez kötü davranıldı. Hatta onlar da bizleri aynı makamlara tekrar tekrar şikayet ettiler. 

Konu, Balıkçı Barınakları, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'na devredilince ülke genelinde bir sorun haline dönüşmüştü. Bu yüzden üst düzeyde ele alındığını biliyoruz. Türkiye Yelken Federasyonu Başkanı Özlem AKDURAK bu konuyla epey ilgilendi. Bakanlık düzeyinde bir çalışma yapıldığını geçen yıl biz kulüplere iletti. Ancak sorun hala çözülmüş değil. 2017 yılı ve 2018 yılında sorunlarımıza yakından tanık olmak için kulübümüze ziyarette dahi bulundu. Bu sırada denk geldiği Gölcük Su Ürünleri Kooperatif Başkanı'yla konuşup, sorunun üst düzeyde çözülüp halledilmesine dek sabretmeye ikna etmeye çalıştı. Üzülerek yine söylüyorum, sorun hala, üstelik büyüyerek devam ediyor. Örnek mi? Gazetecileriniz bir gün gelip kayıkhanemizin konuşlandığı yerde bir kaç fotoğraf çeksinler. Önümüzde tekneleri denize indirebileceğimiz bir metrelik geçiş aralığı bile yok. Çünkü ihaleyle devredildikten sonra kooperatif yetkilileri bize ait olan iki iskeleye ve kıyımıza yaptırdığı ucube-sıkış tıkış yeni iskelelere balıkçı teknelerini tamamen doldurmuş durumda. Denize iniş çıkışları artık sadece ortak kullanım alanından gerçekleştirebiliyoruz, o da zırt pırt ortak alanda tekne tamirine veya olur olmaz saatlerde tekne indirmeye gelen balıkçılarla kapışarak. Doğrusunu söylemek gerekirse işin tadı artık kaçtı. Bu yüzden yelken sporu Gölcük'te yapılamaz bir duruma doğru hızla yaklaşıyor. Başvurduğumuz bütün yetkililer hala kulaklarını tıkamaktan yanalar. Ancak bazı sporlar var ki, hepsinin başının tacı! Bu sporlara harcanan milyonlarca lirayı ve yapılan yeni tesisleri bazı toplantılarda ve kulüplere yönelik görüşmelerde gururla söylemekten hiç geri durmuyorlar. Bizler yine de kimseyi kırmıyoruz, bu spor dallarına niçin bu kadar harcama yaptınız diye sormuyoruz; hatta sormayız bile. Çünkü doğru yatırımlardır ve yatırımların yerini bulduğuna inanıyoruz; spor güzel ve zorunlu bir uğraş. Ancak yelken sporu niçin bu kadar önemsenmez anlayamıyorum. İki yıl önce, Kocaeli Gençlik ve Spor İl Müdürü'ne bir toplantıda söylemiştim, çok şaşırmıştı: Biz sizlerden para ve tesis istemiyoruz, bize yalnızca denize inip çıkabileceğimiz bir kıyı gösterin yeter! Bana verdiği yanıt, durumunuzun bu derece kötü olduğunu bilmiyordum, olmuştu.

Durum bu derece kötü. Sadece bizim için mi, Kocaeli'deki bazı yelken kulüpleri için durum çok kötü. Anlatamıyoruz; kimse anlamak istemiyor. Kıyı sorunu en önemli sorun şu anda. İkinci olarak sponsor...

Türkiye'nin en önemli sanayilerinin bulunduğu bu dünya tatlısı kent Gölcük'te, inanır mısınız, sporumuza destek verecek bir sponsor dahi bulamıyoruz. Çalmadığımız kapı, dolaşmadığımız esnaf, tüccar, yatırımcı kalmadı. Zamanında söyleseler inanmazdım, ama kendim bu işi kovalamak zorunda kalınca hayret ettim. Diğer spor dallarına iyi kötü sponsor bulunduğunu duyuyorum, ama "yelken" deyince başvurduğumuz kişiler ve kurumlar suskun kalmayı tercih ediyor. Gölcük'ün hafızasında yelken sporu hiç yok! Zengin sporu diye yerleşmiş olan eski kanıyı, dört yıldır canla başla çalışarak değiştirmeye uğraşıyoruz. Bu konuda bizlere en yakın durması gereken kurumlar belediyeler oysa. Onların bu amaçlar için kullandıkları destek fonları var üstelik. Ama olmuyor. Bu sporun halka inmesi için arkada onların olması şart. Birçok kentte sorunlar belediyelerin yarattıkları olanaklarla çözülmüş durumda. Karamürsel'de, Darıca'da, Derince'de, Kaytazdere'de durum hep böyle. 

Kuşkusuz yalnızca spor değil, Değirmendere'yi dışında tutmak koşuluyla, Gölcük'te sanata bakış da zayıf. 

Benzeri bir mücadeleyi bu alanda da veriyorum. Geçen yıl Gölcüklü şair ve yazarlar bir araya gelip platform kurduk, her ay bir araya gelerek şiir dinletileri yapmaya çalıştık. Ancak bu yıl ortak çalışmalarımız aksadı. Kişisel çalışmalarım ise devam ediyor. Bunlardan biraz söz etmem gerekirse, elimde bulunan bir roman taslağını daha düzelttim ve basıma hazır hale getirdim diyebilirim. Sıra da öykülerim var. Ara ara onları elden geçirip düzeltiyorum. Ayrıca bir başka roman için hazırlıklar yapıyorum. 

Genel olarak ele alındığında, Gölcük'te sportif faaliyetlerde küçümsenmeyecek ilerlemeler olduğunu gözlemlemek mümkün. Geçmişle kıyaslandığında olanaklar açısından çok iyi bir durumda. Bizim gençliğimizde yalnızca askeri garnizonun içinde kapalı spor salonu vardı. Futbol sahası keza öyle. Yüzme havuzu bir düş! Buz pateni sadece televizyonlardan izlenirdi. Bunların hepsi, benim oturduğum Kavaklı mahallesinde şu anda fazlasıyla var. Şöyle: Tenis kortları, voleybol sahaları, basketbol... Açık, kapalı halı sahaları, minyatür futbol sahaları, kurallara uygun iki adet futbol sahası, yüzme havuzu, buz pateni, koşu-yürüyüş parkurları ve başka olanaklar. Destek de, gördüğüm kadarıyla var. Eksik olan su sporları yalnızca. Buna yetkili kurumlar mutlaka el atmalı diye düşünüyorum. Su sporları bir araya toplanıp, Gölcük'e kazandırılabilir. Bizim kıyımızın doğusunda kano yapmaya uygun kumsal da var. Orada tesislerimiz olmuş olsaydı kulübümüz kano ve rüzgar sörfünü de branşları içine katabilirdi. Sözünü ettiğim olanaksızlıklar yüzünden bunları henüz düşünemiyoruz bile. Yine de yılmadık ve usanmadık! 

HEMŞERİLERİMİZ DENİZİ SEVİYOR…

Yazın sahilimize akın eden binlerce hemşerimiz kafeteryalarda ve yeşil alanlarda oturup karşı kıyıları ve denizi seyretmeyi çok seviyor. Ancak, ayağını sıvayıp önündeki denize sokmak istemiyor nedense. Bizlerse tüm çabalarımızla onları denizle tekrar buluşturmaya, içlerinde yaşadıkları bu garip deniz küskünlüğüne son verdirmek istiyoruz. Gölcük bir deniz kenti, ancak deniz kültürü hiç yok denebilir. Deniz kültürüne sahip olanlar aşağılara, Ege ve Akdeniz'e iniyor çoğunlukla. Yaz mevsimlerinde Gölcük, yalnızlığa terk edilmiş bir çocuğun hüzünlü görünümüne bürünüyor ister istemez. Oysa ben bu çocuğu çok seviyorum ve yalnızlığa terk etmeyi hiç bir zaman düşünmüyorum. Bu konuda kulübümüzün bütün yöneticileriyle aynı duygu ve düşünceler içinde olduğumuzu biliyorum. Bu yüzden çok iyi anlaşıyoruz. Gölcük Yelken Kulübü'ne amele olarak hizmet etmek bile benim için onur verici. 

Son olarak, aklıma sporcu gençlerimiz ve çocuklarımız geliyor. Biraz onlardan söz etmek gerekir sanırım:

Her biri birer cevher. Çok zeki, çok akıllılar. Kuşkusuz, sporcuya en önemli katkısı "öz güven" olan yelken sporunu çabucak anlamaları ve kısa zamanda öne fırlamaları olanaklı değil, ilerlemeleri zaman alıyor. Ayrıca, iyi bir eğitim alabilmeleri için kulübün aksamaması gerekiyor. Oysa aksaklıklar için her koşul var. Konuşlandığımız kıyıyı iyi kötü koruyup elimizde tuttuk diyelim, bu kez de ekonomik sorunlar baş gösteriyor. Gelirimiz hiç yok denecek kadar az. Sürekli sponsorumuz yok, Gölcük'te yaptığımız bazı yarışlar için belediye katkı sunuyor. Çoğunluk, antrenörümüz Bülent Bey'in ve yönetimde bulunan arkadaşlarımızın büyük fedakarlıklarıyla işi sürdürebiliyoruz. Bu yüzden, yazdığım ikinci roman yayınlandığı takdirde, telifinden elde edeceğim geliri kulübüme bağışlamayı düşünüyorum. 

ROMANA KONU OLACAK ŞEYLER YAŞADIK…

Yaşadıklarımız resmen bir romana konu olabilecek kadar acıklı, sevinçli, hüzünlü ve bir rüya kadar romantik. Zaten böyle bir romanın kurgusunu bir süredir çalışıyorum, başarabilirsem, üçüncü romanım olacak. Geçen yıl üzücü bir kaza sonucu kaybettiğimiz çocuğumuz Barbaros Zülfigaroğlu, bu konuda önemli bir itki oldu benim için. Onun anısını yaşatmak hepimizin boynunun borcu. Biliyorsunuz, 5-6 Ekim'de Gölcük'te yapılan yarışlar onun adını taşıyordu. Tören anında duygusal anlar yaşadık. Bundan böyle BARBAROS yarışlarının kalıcı olacağını sanıyorum. Bu konuda federasyon bazında bir girişimimiz oldu. Gölcük Yelken Kulübü, Barbaros'un anısına yakışacak şekilde gelişecektir, bundan eminim.

ZAFER CEBECİ KİMDİR?..

1961 Gölcük doğumlu. Gölcük Barbaros Hayrettin Lisesi mezunu. 4 yıl kulüpte görev aldı, 2 yıl başkanlık yaptı. Eşi Mine hanım ile evli ve Ayşe ile Ceyda isimli iki kızı ve torunları var. Tersane emeklisi.

MERHUM YELKENCİ OĞLU BARBAROS’UN ANILARIYLA YAŞAYAN KOMMODOR AKADEMİSYEN BABA RASİM ZÜLFİGAROĞLU:

Sözün en zor olduğu bölüm... Oğlu Barbaros’u kısa bir süre önce okuldaki talihsiz bir kaza sonucu kaybeden ve yelkenci oğlunun anısıyla hayata tutunan Rasim hoca, görüşlerini aynen şöyle açıkladı…

Denize ilgim üniversite yıllarında başladı. Fethiye’de, dalış okullarında çalışırken önümüzde sürekli gezinen boy boy yelkenli tekneler görürdüm. Suyun üstünde huzurla gidişlerini hep imrenerek izlemişimdir. Ancak üniversiteyi bitirip iş hayatına atıldığımda, denizden uzaklaşmaya mecbur kaldım.  Gaziantep’den Gölcük’e geldiğimde ilk yaptığım, ailemize yetecek boyda küçük bir tekne almak oldu. Eşim ve çocuklarımla birlikte denize açılmak bana büyük bir keyif veriyordu. Onları huzur içinde görmek büyük bir mutluluktu. Bu sayede, yaşları hızla ilerleyen çocuklarımın karakterlerinin de olumlu yönde geliştiğini gözlemliyordum.

ÖZGÜVENLERİNİ GELİŞTİRMEK İSTİYORDUM…

O zamanlar, çocuklarım için, yeterliliklerini artırıp özgüvenlerini geliştirecek, ilk gençlik çağlarından kaynaklanan enerjilerini iyi yerlerde harcayıp, kötü alışkanlıklardan uzak tutabilecek bir spor ararken, kendimi bir anda Gölcük Yelken Kulübü’nde buldum. Ailecek baştan beri denize alışıktık, yakından olmasa da yelkenlileri seviyorduk. Ama spor olarak yelkencilik hiç yapmamıştık. Gençliğimde atletizm, judo, scuba gibi sporlar yapmıştım. Bu sporu ise ailecek yapabileceğimizi öğrenince çok sevindim. Küçükler optimistte, büyükler piratta olmak üzere sportif yelkene başladık. Çocuklarımın denizden aldığı keyif, bizim, kulübümüze ve bu spora çok bağlanmamıza neden oldu. İlerleyen zamanlarda eşimle beraber yelken hakemliği kursuna katıldık ve başarıyla bitirdik.

BÜLENT BEY TAM DESTEK VERDİ…

Kulübümüzün antrenörü Bülent Bey’in desteğiyle, federasyonun açtığı kurs ve sınavlara katılıp, eğitmenlik sertifikası da aldım. Antrenmanlarda farklı yaşlardaki çocukların birbirlerine yaptıkları ağabeylik, ablalık ve tüm sporcuların yarışlardaki kardeşliklerini görmek, yelkenciliği ailemizde kalıcı bir tutkuya dönüştürdü. Oldukça girişken bir çocuk olan büyük oğlum Barbaros, bu ortamı bizden çok sevmişti. Yarışlarda ve antrenmanlardaki mutluluğu, kardeşi Aslan’ın bu spora ondan daha küçük yaşta dahil olmasına neden oldu. Gölcük ve İzmit’te öğrenciler arası sanatsal başarılarına sportif başarılar da ekledi. En önemlisi, tüm kulüplerden dostluk ve arkadaşlıkları oldu. Hızlı bir şekilde her şarta uyum sağlamayı öğrendi. Her zorluğun altından kalkmayı, her soruna bir çare bulmayı bu sporu yaparken öğrendi. Şartlar ne olursa olsun, sonuna kadar savaşmayı, sonuç ne olacaksa olsun sonuna kadar çabalamayı öğrendi. Örnek davranışlarıyla bizlere çok şey öğretti. Aldığı madalyalarla ailemizin ve kulübümüzün hep gururu oldu.

2018’DE VEFAT ETTİ…

20 Kasım 2018 de, 14 yaşında vefat ettikten sonra, Türkiye Yelken Federasyonu’nun onun adına düzenlediği yarışla, bize, bireysel bir spor olan yelkenciliğin yüzlerce kişilik bir aile olarak nasıl yapılabildiğini de gösterdi.  Kulüp komodoru olarak iyi biliyorum, Barbaros gibi özgürce denizde olmak isteyen birçok çocuk; kendi çocuklarının önce mutlu, sonra kendine yetebilen, özgüvenli, ahlaklı bireyler olmasını isteyen bizim gibi çok sayıda aileler var. Bu insanlar için yuvamız gibi benimsediğimiz kulübümüzde diğer arkadaşlarımızla beraber sonuna kadar çabalayacağız. İnanıyorum ki, oğlum Barbaros da böyle olmasını çok ister, bizim yaptıklarımızla gurur duyardı. Onu sevgi, saygı ve rahmetle anıyor, anısını yaşatmak için hem ailecek, hem de kulüp olarak elimizden gelen her şeyi yapacağımızı söylemek istiyorum.

RASİM ZÜLFİGAROĞLU KİMDİR?..

1976 Kırıkhan doğumlu. Evli ve Veli Aslan isimli bir çocuk babası. Marmara Üniversitesi Basım Teknolojileri mezunu. Yüksek lisans sahibi. Kulüpte komodorluk yapıyor.

BÜLENT MORAL KİMDİR?..

1964 Bilecik doğumlu. Başkan Nalan Gül’ün kardeşi. Emekli Deniz Astsubayı. 1986 yılından beri yelkenle ilgileniyor ve komodorluk yapıyor. Yasemin hanım evli ve eşi de kulüp üyesi. Kübra, Kürşat ve Edanur isimli üç çocuk babası.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hakan Yağcıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Kocaeli'de en başarılı bulduğunuz milletvekili kim?