Kent bilincinde Kocaeli ile Gaziantep farkı

Diyeceksiniz ki, “ Kocaeli de sanayi kenti, Gaziantep de… Kent bilinçleri nasıl farklı olur?”

Olur… Bir defa Gaziantep sanayi kenti, ama Kocaeli değil.

Ben yine yıllardır savunduğum görüşteyim.

Kocaeli “sanayi kenti” değil, devasa bir “işçi kampı”…

20 Ağustos’ta aynı konu başlığıyla bir yazı yazmış, “Kocaeli sanayi kenti mi, devasa bir işçi kampı mı?” diye sormuştum.

Yazımın bir bölümü şöyleydi:

“Kocaeli, hep “sanayi kenti” olarak anılır.

Kitaplar öyle yazar…

Nutuklarda böyle söylenir…

“Sanayi kenti Kocaeli’nde…” diye başlar cümleler.

Fabrika ve işçi sayısı verilir…

Yaratılan katma değerden söz edilir…

İhracat rakamının bilmem kaç ülkenin toplam ihracatından daha fazla olduğu rapor edilir…

“En büyük 100 şirketin şu kadarı bizde” denir…

Vergi tahakkuk ve tahsilatında, şampiyonluğu diğer kentlere bırakmayız, bayrağı hep biz taşırız.

Bizde de, bizim dışımızda da “sanayi kenti” algısı iyice yerleşmiştir.

Peki, Kocaeli “sanayi kenti” mi?

Söylemekle, bir şey olunmuyor.

“Yanlış ve hatalı algı” yaratmakla da…

Evet, Kocaeli’nin dağı taşı ovası her tarafı fabrika.

Evet, Kocaeli’nde on binlerce işçi var.

Evet, Kocaeli’nden milyarlarca dolarlık ihracat yapılıyor.

Evet, verdiğimiz verdi diğer kentlerle mukayese edilemeyecek kadar fazla.

Ama Kocaeli, ne yazık ki “sanayi kenti” değil.

Dünyadaki sanayi kentlerini inceleyin…

Sanayi tesislerinin sahipleriyle ve yöneticileriyle o kent bütünleşmiştir.

Fabrikanın sahibi de yöneticileri de o kentte oturur.

Kentin duyguları vardır, kentin duygularına ortak olur.

Yeri gelir, sevinir…

Yeri gelir, üzülür…

Yeri gelir, gururlanır…

Kentin değerlerini sahiplenir…

Özetle, “kentle birlikte” yaşar.

Kentin sorunları, onun sorunudur.

Kayıtsız kalamaz, sırtını dönemez…

Kentin sosyal yaşamının daima içindedir.

Cenazesinde, düğününde, sanat sergisinde, konserinde…

Restoranında onu görürsünüz, AVM’lerinde onu, eğlencesinde onu…

Kentle bütünleşmiştir.

Böyle “sanayi kenti” olur mu?

Fabrika binası bizde…

İşçiler bizden…

Kirlettiği havası, kirlettiği suyu, kirlettiği toprağı bizim…

Sanayici, kendisi İstanbul’da yaşıyor.

Kocaeli’nin sosyal, ekonomik, çevresel, kültürel ve sportif sorunlarıyla bir ilgisi yok.

Böyle bir tablo karşısında Kocaeli’ne “sanayi kenti” denir mi?

Bu özellikler, evrensel “sanayi kenti” kıstaslarına uyar mı?

Ben hep söylerim, bir kez daha dile getiriyorum:

Kocaeli, “sanayi kenti” değil, devasa bir “işçi kampı”dır!

Fabrikalar var…

İşçiler var…

Hava bizden, su bizden, toprak bizden…

Fabrika sahipleri ve yöneticileri, bizde kazanıp İstanbul’da harcıyorlar.

Bizim duygularımızı paylaşmıyorlar.

Bizimle sevinip, bizimle üzülmüyorlar.

Sorunlarımıza ortak olmuyorlar.

“Ortak tasa” taşımıyorlar.

Bu nedenle onlarca yıldır sorunlarımız azalmıyor, aksine artıyor.

Bir “durum tespiti” yapmak istedim.

Bilmem katılır mısınız?”

Konuyu neden tekrar gündeme getirdim?

Dün Hürriyet’ten Vahap Munyar’ın yazısının bir bölümü Gaziantep ile ilgiliydi.

Gaziantep ve Gaziantepspor’la…

Okurken buram buram Gaziantep kokuyordu.

Gaziantep’teki kent bilinci…

Örneğin Gaziantep Sanayi Odası Meclis Başkanı Adil Konukoğlu diyordu ki, “Gaziantepli iş insanları son 3 yılda 3 milyar dolarlık yatırım yaptı, 150 fabrika daha faaliyete geçti. Gaziantep’in son 12 aylık ihracatı 7.5 milyar dolar. 180 ülkeye ihracat yapıyoruz…”

Dikkat ettiniz mi, ne diyor Adil Konukoğlu, “Gaziantepli iş insanları…”!

Biz “Kocaelili iş insanları” diyebiliyor muyuz?

Diyemeyiz… Diyemiyoruz…

Çünkü bizde “yatırım yapacak düzeydeki” işadamı sayısı çok az.

Olanlar da kendilerini genellikle “Kocaelili” olarak tanımlamazlar.

Kökleri nereye dayanıyorsa, o kentin ismini ön plana çıkarırlar.

Kayserili işadamı…

Karslı işadamı…

Malatyalı işadamı…

Trabzonlu işadamı…

İşte bu nedenle bizde “kent bilinci” bugüne kadar oluşmadı.

“Kocaeli” ismi, hep ikinci planda kaldı.

“Aidiyet duygusu” gelişmedi, bu konuda özel gayret gösterilmedi.

“Hemşeri dernekleri”nin çokluğundan belli değil mi?

Kocaeli’nde 1000’e yakın “hemşeri derneği” var.

İller, ilçeler, köyler…

Herkes kendi “sosyal getto”sunu yaratmış.

Yıllardır bu kentte yaşıyor, yıllardır bu kentte karnını doyuruyor, ama “Kocaeli” ismi geçince heyecan duymuyor, Kocaeli’ne “Benim şehrim” diyemiyor.

Sıkıntı burada.

Gaziantep’te birlik ve dayanışma var, bizde…

“Gaziantep” sözü geçince, hep emekli Orgeneral Necati İkizoğlu’nun o sözünü hatırlarım.

Bizde de Kolordu Komutanlığı yapan Necati Paşa, sohbetlerimizde “Türkiye’de 10 tane Gaziantep olsa, ülkemizin sırtı yere gelmez” derdi.

Tuğgeneral rütbesiyle görev yaptığı Gaziantep’i anlata anlata bitiremezdi.

Çalışkanlıklarını…

Dayanışmalarını…

Birlik ve beraberliklerini…

Girişimciliklerini…

Yardımseverliklerini…

Bizde?

Bizde yok.

En azından Gaziantep kadar yok.

Bizde kıskançlık var, hasetlik var, çekememezlik var.

Birisi biraz başarılı olsun, tepesine bineriz.

Biraz tökezlesin, bir çelme de biz takarız.

Farklı bir yapımız var.

Üzerine tez hazırlanması gereken bir yapımız…

Gelelim Kocaelispor’un durumuna

Kocaeli gibi bir kentin takımı 3.Lig’te, düşünebiliyor musunuz?

Tamam Kocaelispor yıllarca kötü yönetildi, siyasi rant için kullanıldı, toplanan paralar “amaca yönelik” kullanılmadı…

Tamam da, bütün bunların nedeni, sağlam bir “kent bilinci”nin olmamasında!

Bakın, “Ben Kocaeliliyim” diyerek Kocaelispor’u sırtlayıp götürecek, takımın yönetimini organize edecek bir işadamımız yok.

Kocaelispor, kurulduğundan buyana hep belediyelerin sırtında ayakta durmaya çalışıyor.

Vahap Munyar’ın o yazısında Gaziantepspor’la ilgili de bir “değinme” vardı.

Bir süre önce kulüp başkanlığı görevini Mehmet Büyükekşi’ye devreden Adil Konukoğlu, Gaziantepspor’la ilgili bakın ne diyor:

“1979’da ilk Süper Lig’e yükselmeyi amcam Saip Konukoğlu döneminde yaşadık. 1989’da takım Süper Lig’e abim Abdulkadir Konukoğlu başkanken çıktı. 2019’da da Süper Lig’e çıkış bana nasip oldu…”

Görüyorsunuz, Gaziantep’te “Konukoğlu” gibi bir sanayici aile var.

Sanko Holding, hemen hemen her konuda kentin lokomotifi…

Şunu anlatmak istiyorum.

Kent yönetimlerinde…

Kentlerin başarısında…

Kent bilinci, çok önemli!

Önce “kent bilinci” yaratmalıyız, bunun çaresini aramalıyız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

03

Çağdaş Çakici - SAYIN TANZER BEY, BABA ARKADAŞI VE BİR İZMİT AŞIĞI GAZETECİ OLMANIZ SEBEBİYLE YAZILARINIZI HER GÜN OKUYORUM.YAŞIM 54 DOĞMA BÜYÜME İZMİTLİYİM MALESEF BU YAZDIKLARINIZI ÜZÜLEREK OKUYORUM.BİR İZMİT BİRLİĞİ SAĞLAYAMIYORUZ.MALESEF SİZİN DEDİĞİNİZ GİBİ YÖRESEL FUARLARI GIPTAYLA TAKİP EDİYORUM.FAKAT ŞEHRİMİZDEKİ YÖNETİCİLER VEKİLLER BİLE SADECE RANT UĞRUNA KENDİ MEMLEKETLERİNİ ÖN PLANA ALIYORLAR.BU DURUMDA BİZE SADECE BAKMAK KALIYOR.BARİ SİZ ÖNDER OLSANIZDA BİZİM ONDA BİRİMİZ BİLE OLMAYAN ŞEHİR DERNEKLERİNE İNAT BİZ KOCAELİ OLSAK.BEN KENDİMCE HAZIRIM SAYGILAR.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Ekim 16:11
02

Erol Erkan - Tanzer bey yazınızı okudum ve harfi harfine katılıyorum. Sözünü ettiğiniz kent aidiyeti için yıllardır çalışan ve İzmite sahip çıkan tek adam hüseyin eroldur. hakkı ödenmez onun ama söylediğiniz gibi bu şehirde başarılı olmak çok zordur. adamı her tarafından çekiştirirler.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 22 Ekim 10:24
01

dehala - elinizi öperim. sanayi kentinde sadece 1 kez sanayi fuarı düzenleniyor. Şehir tanıtım günlerinin ön planı çıkması çok kötü. burada yaşayıp kendini buralı hissetmemesi kötü...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Ekim 10:00

Anket Kocaeli'de en başarılı bulduğunuz milletvekili kim?