Gülmek sana yakışıyor!

Hani bir şarkı var “Gülmek sana yakışıyor…”

Elbette ki gülmek insana çok yakışır çünkü insana en çok yakışan duyguların dışa vurumudur. 

Tabi gülecek haliniz kaldıysa.

Birisinin gülünecek hali öbürü için gülecek hal olur.

Onun içinde gülmenin çeşidini bin bir çeşit dükkanlarında satıyorlar, ama çoğu kez fiyatı yüksektir. Gülmek, güler yüzlü olmak ne kadar güzelse, karşısındaki yüzü güldürebilmek bir o kadar daha güzeldir. Ama her kişinin harcı değildir ne yazık ki.

Hatta o kadar ki bence dünyanın en zor ama en değerli işlerinden birisidir hatta en birincisidir desem yeridir. En azından bana göre öyledir.

 Laf ebeliği ile de olur,  lafı yerine oturtmakla da. Yaptığın bir hareketle de olur, tanık olduğun bir hareketi anlatmakla, gelişen olaylarla da, espri maksatlı yalanlarla, doğru olmadığı anlaşılan palavralarla, beceriksiz atmasyonlarla, tanıdık tanımadık insanların düştüğü zor durumlarda, hatta ağlanacak hallerde;  her nasıl olursa olsun bana hep çekici gelmiştir. Yeter ki karşımdaki yüzü gülerken göreyim. Çünkü benim kafama göre kendimi güldürüp neşelendirebilmek için en kestirme yol karşımdaki insanları güldürüp neşelendirmeye çalışmaktır. Hem bu şekilde anlarsınız ki insanlara iyi davranmanın, gönüllerini hoşnut etmenin,  yüzlerini güldürmenin maliyeti yok gibidir. Onun için derim ki iyi kalpli olmak her işin kaynağıdır. Mükemmel olmak ondan sonra gelir ve iyi kalpli olursan nasılsa gelir.

 Yalandan gülenler ise ayrı bir alem. Samimi olmayan, içten gelmeyen, gülmelerde hemen sırıtır. O kadar ki gülmenin güzelliğinin içine eder. Ey etrafımdakiler ben yalandan gülüyorum demesine gerek yoktur çünkü mal meydanda... Ama ne yapalım kim bilir belki de yalandan bile olsa gülmeye ihtiyacı vardır. Bak  gördünüz mü gülmek şimdi de  bir  ihtiyaç olarak karşımıza  çıkıverdi. Ya da içindeki kahırları bu yapmacık kahkahaların arkasına gizlemek işine geliyordur. O da bir insan manzarasıdır elbet…

 Benim favorim ise insanları gerçekten güldürebilen, onların güler yüzünü görmekten mutlu olabilen ve  bununla keyiflenip  gülebilenlerdir. Ben kendi adıma böyle olmak isterim, herkes için de bunu dilerim. Bu paylaşılan  gülüşme  herkese  mutluluk verir  ama…

 Yüzüne gülmekle arkasından gülmek aynı yalanın ürünüdür, aynı topun kumaşıdır. Kibarca bu kadar söyleyebildim. Hatta yüzüne gülmek arkadan gülmeye göre bir derece daha şereflidir.

 İnsanların iyiliğini çekemeyen, içine sindiremeyen, hasetlik dolu, fesatlığa gömülmüş ya da kendi isteklerinin dışında gelişip ortaya çıkan sonuçlara gülenlerinkine kıçıyla gülmek derler, bende derim ki  kıçları patlasın.

 Karşıdan gülmek,  insanlığa uzak düşen kibrin, kendini beğenmişliğin, alaycı kişiliğin ve açıkçası  dangalaklığın ta kendisidir. Her türlü işin içine girmekten sakınan, elini taşın altına koymaktan korkan  korkaklara  özgü  bir gülüştür. Gelişmelere dışarıdan bakmak, ortaya çıkan  müspet   sonuçlara atlamak,   olumsuz  sonuçlarda ise karşıya geçip gülmek mertlik kitabının  neresinde yazar?

 Gerçekten gülünmesi gereken olaylar karşısında sırf ciddiyet pozisyonunu korumak için kasılanlar dangalaklara  da  selam  olsun. Çünkü bu tipler samimiyetsizliğin önde gidenlerindendir. Yalandan gülenler  bayrağı taşırsa bunlarda flamayı taşırlar. Ama bu kof adamların boş kasılmalarını ciddiyet kabul edenlere isim bulmakta zorlanıyorum onu da bir zahmet siz buluverin ama ararken aynaya bakmayın sakın.

 Gülmeyi, güldürmeyi zevzeklik kabul eden mongol kafalara  ne diyeyim. Ayı diyeceğim, ayılar  bozulacak. Hakkımda  suç duyurusunda  bulunacaklar, Ergeneokon  savcıları da  bunu ihbar kabul edip  hakkımda  ayılara, ayıların  şahsiyetine  yönelik  şiddet eylemi kabul ederek dava açacaklar. Zor bir  durum. En azından bu günler için…

 Gelişen olaylara gülmek bazen de başını belaya sokar insanın. Yolda gidiyorsun. Adamın ayağı kaymış, tökezlemiş her ne hal ise, düşmüş. Canı yanmış. Üstü başı batmış. Sen kalkmış gülüyorsun. Kalkıp  ne  gülüyosun ulan ayı mı oynuyo dese,  daha  da  güleceksin.  Hadi bakalım. Ne yapacaksın?

 Yalandan gülmenin Süper /ekstra bir şeklide yaltaklanmak için gülmektir. Nasıl mı olur. Kör müsünüz   her  gün  önünüzde  kaç tane  oluyor  farkında  değimlisiniz.  Hazretin biri sırf espri olsun diye alakasız bir keramet buyurur.  Aman Allah’ım o yalakaları,  dalkavukları göreceksin bir  gülerler  bir  gülerler ki, o  dingilde  kendinde  keramet  olduğuna sanır. Onların böyle  gülmesi işe  yarar  sende  onlara  gülersin. Bu  çeşidi nerede bulacağız  diye  sormaya  gerek yok.  en çok siyasette ikbal,  ticarette  tatlı kar bekleyenlere bak sürüyle  bulursun.

 Espriye Fransız, espri yeteneği,  sıfır da  bir değer olduğuna  göre   sıfırın altında   ama  her nasılsa  esprinin  lazım  olduğunu anlamış, çoğu sonradan  görme  ayrı bir  güruh  daha vardır ki  o da   başka bir alem. Kapı  gıcırdasa, gülerler, biri   yellense  göbeğini kaşıyıp  gülerken yere  düşerler ki  espriden ne kadar anladıkları  anlaşılsın. İşte  ben de  bu hıyarlara   çok  gülerim.  Hani  pinpon maçını seyredenlerin kafasının  pinpon topunun  peşinden gidip  gelişi  gibi. Ne yapalım zevk meselesi…

 Espri yeteneği yüksek, becerisi alımlı  insanların sırtından prim yapmayı sevenlerde bir  başka  sürü çeşidini oluşturuyor. Olur olmaz  yerde hadi bize  bir  fıkra anlat da  gülelim diye lafa   başlayan  nazik keresteler. Ayı, espri  senin  neyine  lazım. Git aynaya  bak. Zerre kadar  espri anlayışın varsa gülmekten çamaşır kirletirsin zaten.

 İşine gelmeyen espriye olumsuz tepki veren, ortamın keyfini kaçıran, başkasına dokununca sırıtan,  kendine değince  kıçı yananlar içinde literatürde  bir tarif bulamadım. Onu da size bırakıyorum. Cömertliğim üzerimde bugün epeyi merak bıraktım size.

 Espriyi aramak; yerinde yapabilmek, Olgunlukla karşılayabilmek insanlık asaletini ortaya koyar. Espri olgunluğu olmayan adamı koyuver gitsin. Hani eşeğe bir espri yap demişler de zaaart diye koy vermiş.  Sesine mi dayanırsın, kokusuna mı…  

 Şimdi bunu anlattık ya oradan birisi çıkar der ki Allah’ını seversen yeter güldürme artık. Gülmekten alnımın derisi kırışıyor, göz kapaklarım buruşuyor Filan. Hadi len! Hem muhabbete katkı vermezler hem de  böyle  hafiften  züppelik ederler. Bunlarda bir  cins  işte.

 Espri müşterisinin bir tipi daha vardır ki o da ayrı bir alem. Dostlarını, yahut iş irtibat istasyonlarını, ya da  caka  satacağı adamları toplar, bir yandan onları eğlendirirken bir yandan da bak bende   ne  adamlar var havasına  girmek için espri yeteneği  yüksek  insanları da  çağırmayı adet edinmiştir. Onları neredeyse  bir  soytarı gibi takdim etmeye kalkan bu insanlık  fukarası, görgüsüzgiller  familyasından  türemiş olanların da   literaürde  bir ismi hatta yeri bile yok.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Raif Kandemir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Kocaeli'de en başarılı bulduğunuz milletvekili kim?