Çöp mü servet mi?

Yeniden merhaba;

Ülkemiz’in doğum gününün 96. Yılında tüm yurttaşlarımızın geçmiş Cumhuriyet Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyor ve “Cumhuriyet” kavramının özümsenmesini ve idrak edilmesini temenni ediyorum. Ulu Önderimiz Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk; yokluktan var ederken ülkemizi, diğer yandan da ülkemizi çağdaş ve sağlam temeller üzerine inşa etmiştir.

Her açıdan örnek olan, ileri görüşlü, zamanının ötesinde bir vizyona sahip böyle bir lider çevre ve ağaç konusunda da örnek davranışlara sahiptir. Örneğin Ankara'yı Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti yapan ve bir bozkır kasabasında modern bir şehir kuran Atatürk, bu yönüyle de günümüzdeki şehircilik, çevre ve tabiat güzelliği kavramlarına 1920’li yılların şartları içinde ışık tutan bir dehadır. Bu kavramların bilinmediği ve konuşulmadığı o yıllarda, şehircilik uzmanlarını getirterek Cumhuriyet’in başkenti Ankara’yı düzene sokan, ağaç diktiren, bulvarlar açtıran, Atatürk Orman Çiftliği’ni kuran, sefaret bahçelerinde yeşilliğe imkan veren Atatürk, diğer yönleriyle olduğu gibi çevreye olan duyarlılığı yönüyle de her zaman örnek alınması gereken bir önderdir.

Çevreye olan sevgisini de “sağlıklı yaşam, sağlıklı çevre ile olur” sözünden anlayabiliriz. Dolayısıyla vatan, bayrak, Cumhuriyet sevgisi de doğayı ve çevreyi korumakla başlar; “vatan için ölürüm, vatanımı seviyorum” demekle değil. Peki, bu noktada biz ne kadar koruyoruz doğayı ve ne kadar seviyoruz vatanı? Biz, vatanımızı yeterince sevmiyoruz. Temizliği, sadece evlerimizi temizlemek olduğunu sanıyoruz; öte yandan şehirlerimiz, plajlarımız, evlerimizin önü, sokaklar çöp içinde ne yazık ki... Toplum olarak, bu konuda yeterince bilinçli değiliz ve temiz de değiliz.

Çevreyi korumanın bir sonraki adımı ise çöplerin ayrıştırılmasıdır ve aslında çöp değil, bir servet olduğunun toplum olarak kabul edilmesi çok önemlidir. Biz; yeterince temiz değilken, ormanlarımıza ve ağaçlarımıza yeterince sahip çıkmıyorken, ağaçlarımızı ve ormanlarımızı koruyan yurttaşlarımız “vatan haini” olarak etiketleniyorken, çöp ayrıştırma konusunda da maalesef başarısısız; hatta toplumumuzdaki birçok insan çöp ayrıştırmanın ne demek olduğundan bile habersiz. Biz; kağıt, metal, plastik ve biyolojik artıkları gibi geri dönüştürülebilen maddeleri tek bir çöpte toplarken, Avrupa’nın bu konuda neler yaptığına hep birlikte bakalım!

Almanya’da Geri Dönüşüm

Daha önceki yazılarımdan da bildiğiniz üzere Almanya’ya gelmeden önce Polonya’da yaşıyorduk. Polonya’da da çöplerimizi ayrıştırmak; kaynakta, yani daha evlerimizde başlıyordu. Almanya’ya geldiğimizde gördük ki; burada çöp ayrıştırma konusu, daha da üst düzeyde. Çünkü; Almanya, çöp ayrıştırma ve geri dönüşüm konusunda dünyadaki öncü ülkelerden biridir ve bu anlamda da dünya şampiyonudur. Birçok topluma göre çöp ayrıştırma büyük ve zahmetli bir işlemken, Alman halkında bu adet haline gelmiştir.  

Almanya, çöplerinin %65’ini ayrıştırmakta ve değerlendirmektedirler. Bütün atıklar, renklerine göre sınıflandırılmaktadır. Geri dönüşümü mümkün olmayan çöpler ise ya yakıt olarak kullanılmakta, ya da farklı tasarımlarla birlikte yeni bir ürün haline dönüştürülmektedir.

Çöplerin Rengi Olur mu?

Evet; Almanya’da çöpler, sınıflarına göre farklı renkli çöp bidonlarında toplanmaktadır. Evet, Almanya’da her çöpün renk kodu bulunmakta ve çöplerinizi de evinizde ayrıştırırken birkaç sınıfa ayırarak ayrıştırmanız gerekmektedir. Her binanın / evin önünde veya bahçesinde bu renkli kapaklara sahip çöp bidonları bulunmaktadır. Bu bidonların renkleri yeşil, siyah, kahverengi, sarı olmak üzere 4 çeşittir. Peki renklerine göre bu ayrıştırma nasıl olmaktadır? İlk önce bizim bulunduğumuz binanın bahçesindeki çöp bidonlarını örnek olarak aşağıdaki gibi paylaşıyorum.

Yukarıdaki fotoğrafta da görüldüğü gibi tüm bidonların kapakları farklıdır ve kafanıza göre her çöpü istediğiniz bidona atamazsınız. Biyolojik atık dediğimiz her türlü yemek ve çiçek türleri, çiçek toprağı, çimen gibi organik atıklar kahverengi kapaklı kutuya atılırken; ambalaj, deterjan kutuları, metal konserve kutuları, kozmetik ürün kutuları, alüminyum folyo ve kutuları sarı kapaklı kutuya atılır. Kağıt, dergi, gazete, katalog, takvim, karton ve türevleri ise mavi veya çoğunlukla artık yeşil kapaklı kutulara atılmaktadır. Bunun dışındaki geri kazanımı mümkün olmayan artık maddeler – süpürge torbası, bebek bezi, hijyenik pedler, kullanılmış diş fırçaları, pamuk, vs - ise siyah kapaklı kutulara atılmaktadır.

Peki; bunlar nasıl akılda tutulacak? Hangi maddelerinin geri dönüştürülüp dönüştürülmeyeceğini nasıl bileceğiz? Bunun için Almanya hükümeti broşür hazırlamış; hatta Almanya’da farklı milletten insanlar da yaşadığı için insanlar, kendi dilinde bu bilgilere de rahatlıkla ulaşabilmektedirler. Veya yaşadığınız yerdeki belediyeye gidip “çöp ayrıştırma konusunda bilgi edinmek istiyorum, hangi çöpleri hangi kutuya atmam gerektiğini bana anlatabilir misiniz” dediğinizde de bu konuda belediyede çalışan insanlar gerekli tüm bilgileri size aktarmakla mükelleftirler. Çöp ayrıştırma konusunda Türkçe diline çevrilmiş ve hangi çöpün hangi kutuya atılmasını içeren bu listeyi sizlerle de paylaşıyorum. Çöplerin renkleri ve ayrıştırılması şu şekildedir:

Depozitosu olmayan camlar ise renklerine göre (yeşil cam, kahverengi cam, beyaz cam) ayrışmakta ve farklı geri dönüşüm kutularına atılmaktadır. Yağ şişeleri, şarap şişeleri, sirke ve sos şişeleri, reçel ve konserve kavanozları gibi camları, yukarıda bahsettiğim kutulara atamazsınız. Bu camları, hemen hemen her sokağın başında şişelerin rengine yer alan cam şişe kutularına atılması gerekmektedir. Bu kutular ise aşağıdaki gibidir.

Depozitolu Şişeleri Geri Vermek

Yukarıda da depozitosu olmayan şişelerin cam kutulara atıldığını belirtmiştim. Depozitosu olan plastik ve cam şişelerin üzerindeki ambalajda geri dönüşüm işareti bulunmaktadır. Depozitolu şişelerin alırken ödediğiniz depozito ücretini geri almanız mümkündür. Çoğu süpermarkette cam şişe başına 8 cent, plastik içinse 25 cent olmak üzere geri ödeme miktarını hesaplayan otomatik şişe iade makineleri bulunmaktadır. Bu makinelerde depozitolu cam ve plastik şişelerinizin depozitolarını geri alabiliyorsunuz. Makine, para karşılığını belirten bir fiş vermektedir. Bu fişi ister market alışverişinizde kullanıp miktarı alışverişinizden düşebilirsiniz; isterseniz de miktarı para olarak geri alabilirsiniz.

Eşya Gibi Büyük Hacimli Atıklar ve Eski Kıyafetler

Almanya’da “Sperrmüll (büyük artık eşya)” olarak adlandırılan ve eski mobilya, TV, beyaz eşya veya artık yapı malzemesi gibi eşyalara denilmektedir. Bu eşyalar, çöp kutularına atılmamaktadır. Çoğu belediyede, bu tür atıklar geri dönüşüm merkezlerine atılır. Bazı şehirlerde de bunlar belirli günlerde kapı önüne konu toplanıyor. Birçok Alman vatandaşı, kapının önüne koyduğu bu eşyalara başkaları tarafından alınabileceğine işaret eden “Zu verschenken (Hediyelik)” yazılı etiketler asıyor ve ihtiyacı olanlar bunları alabiliyor. Kullanılmış giysiler ve ayakkabılar ise çöp kutusuna gitmek zorunda değil. Birçok şehirde bunların toplandığı özel konteynırlar mevcuttur. Buralara kullanılan ve küçük gelen, fakat başkasının işine yarayabilecek kıyafet ve ayakkabılar bu konteynırlarda toplanmaktadır.

Sonuç

Bu uygulamalara bakıldığında yaşadığımız dünyanın değerini Almanya çok iyi biliyor. Haliyle “Cumhuriyet” kelimesini de özümseyebilmişler ki; vatanlarını seviyorlar ve doğayı da koruyorlar. En büyük hazinenin ve mirasının üzerinde yaşadığımız dünya olduğunun bilincindeler. Biz, neden bu konuda dünya şampiyonu değiliz? Hiç sorguluyor musunuz kendinizi? Toplum bilincine ulaşılabilmesi için bireyin önce kendisini eğitmesi gerekmektedir. Diğer Avrupa ülkelerine baktığımızda Avusturya, Belçika, İsviçre, Hollanda ve İsveç gibi ülkeler, çöplerinin en az %50’sini geri dönüştürüyor ve büyük bir kısmı yeniden kullanmaktadır. Bu ülkeler de çöp konusunda en az Almanya gibi olmaya çalışmak için gayret göstermektedir.

Çöpleri ayırmanın finansal bir etkisi de olduğundan ülke ekonomisine ciddi anlamda katkı sağlamaktadır. Almanya’nın bu alandaki başarılı olmasının en önemli sebeplerinden biri, çöp ve geri dönüşüm kutularının otobüs durakları, tren istasyonları, okullar, parklar, şehir merkezleri ve hatta stadyumlar gibi pek çok noktada halkın kolaylıkla ulaşabileceği yerlerde olmasıdır. Diğer bir sebebi, daha küçük yaşlarda çocukların bu şekilde eğitilmesi ve devletin de bu konuda yaptırımları olmasıdır. Bu şekilde yetişen ve eğitilen bireyler, bilinçli olmakta ve kendi kendilerini yönetebilmektedirler. Çünkü; Almanlar, yere çöp atan insanları uyarma konusunda asla utangaç değildirler. Hatta Almanya’da yaşayan bir gurbetçi iseniz ve çöp ayrıştırma konusunda özenli iseniz toplumda da saygınlık ve itibar görürsünüz. Bir başka sebebi de tüm kutuların üzerinde yer alan Almanca ve İngilizce açıklamaların olmasıdır. Bu açıklamalar, kutuların doğru kullanım oranının artmasını sağlamaktadır. Ülkeyi ziyaret eden turistler de tıpkı yerliler gibi çöplerini nereye atacakları konusunda yönlendirilmektedirler.

Her ne kadar Türkiye’de geri dönüşüm kutuları çok yaygın olmasa da Türkiye’de de küçüklüğümden beri ayrıştırmayı alışkanlık haline getiren bir birey olarak büyütüldüğüm için Polonya’da ve Almanya’da bu işlem bizim için bir zahmet değil ve sıfır atık konusunda hassasiyet gösteriyoruz. Almanya’ya gelmek isteyen ve burada yaşamak isteyen herkes, öncelikle çöp ayrıştırma konusunda bilinçlenmeli ve buna alışmalıdır; bunu bir külfet olarak görmemeniz gerekmektedir. Türk halkı olarak, aynı bilince ulaşabilmemiz dileğiyle...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Pınar Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Kocaeli'de en başarılı bulduğunuz milletvekili kim?