Reklamı Kapat

Fal...

“Fala inanma, falsız da kalma”  

Fal kapatılırken veya fal bakmaya başlanırken “Ne varsa halimde, o çıksın falımda “

Fal bakmaya bakan falcı , “söyleyen gafil ama söyleten gafil değil”  

Ve  en nihayet  “ kala kala, kaldık fala“  gibi daha nice tekerlemeler var kim bilir?

Geçmişten günümüze ulaşan fal, günümüz insanı için umut ya da moral kaynağı olmaya devam ederken,  bir yandan da profesyonelleşti ve bir kısım insanlar için önemli bir gelir kaynağı oldu.

Bilindiği üzere, falcılık öyle yeni bir kavram değil. İnsanlığın  çeşitli inançlara sahip olmaya başladığı  dönemlerden bu yana, özellikle geri kalmış kültürlerde, insanların geleceğinin ne olacağından önceden   haberdar olmak ya da geleceğini ona göre düzenlemek için başvurduğu yöntemlerden birisi olmaya devam ediyor. Çağın gelişimine uygun olarak da geçmişten gelen ilkel yöntemlere,  bilimsellik gibi fonksiyonlar da  eklenip gidiyor; Falcılar, kahinler, astroloji uzmanları gibi…

Kahvenizi keyifle höpürdetirken,  o an o mecliste “iyi fal bakıyo, her dediği çıkıyo” diye adı çıkmış birisi varsa;  içtiğiniz kahve fincanının  ağızını tabağıyla  öpüştürüp, kendinize doğru havada birkaç tur attırıp  çalkaladıktan sonra, çabuk soğusun diye de fincanın kıçına bir bozuk para koydunuz mu işlem tamamdır.

Fincanın açılışını merakla beklerken bir de sanki pek inanmıyormuş gibi umursamaz bir tavırla, falcının  ağızından çıkanları  su içer  gibi dinlersiniz. Falcı fincanda oluşan şekilleri yorumlamak için fincanı öteye  beriye çevirirken de siz de falcının az önce söylediklerini kafanızda  çevirir durursunuz…

Fal için çok malzeme var; İskambil kağıtlarını yorumlayan, tastaki suya bakan, kitap açan, dua  okuyan, cinlerle  konuşan,  fasulyeleri, taşları, fal oku çubukları savuran…

Gönül işlerini merak eden, sevgilisine kavuşmayı  düşleyen, kaybolan malını arayan, suçun failini  bulmak isteyen,  yapacağı işin  geleceğini öğrenip ona  göre yatırım yapmayı tasarlayan, geriye kalan ömrüm   acaba   varlık içinde, rahat  geçecek mi   diye  umut arayan;  daha  neler neler…

Biz  bu işi  mizah diliyle  anlatırken, sizlerin  de  okurken güldüğünüzü  görüyor  gibiyim ama  Hangimiz  kahve içince,  yada  elimize   iki deste  iskambil kağıdı geçtiğinde    kendimize  göre  fal bakmıyoruz ?     İstediğimiz  şekilde  çıktığında umutlanıp keyiflenmiyoruz? çıkmadığı  zaman  bir daha  hatta  bir daha   bakmıyoruz  ki…

Fal bakmak sanıldığı kadar zor bir iş değildir, hatta  kolaydır  bile…  Nasıl mı ?

Herkesin devlet kapısından bir beklediği vardır. Hemen herkesi bir yolculuk düşünüyor ya da yoldan birisinin gelmesini ya da bir yerden  haber bekliyordur… Yolu açık, yolu kapalı olan vardır. Herkesin bir çekemeyeni, bir düşmanı ya da dostu vardır.  Dosttan iyilik düşmandan kötülük gelebilir. Kısmet bekleyen  kısmeti kapalı olan  vardır,  Kalabalık bir toplantıya  katılmak vardır, arada  temiz  temiz  laflar veya      sevimsiz  sözler  de  vardır;  ama  “üç gün mü desem üç ay mı desem”,   diye  de hepsinin bir zamanı vardır…

Mesela kahve falı bakmak istiyorsunuz. Deve  çıktı kısmet, balık  çıktı kazanç, Ata  binmiş gidiyor  ya  da at başı var Muradı olacak .  Yılan çıktı, hay  kör olası  bu da  nereden çıktı düşman.  Her hayvana  bir şey  yakıştırılır.  Uzun boylu adamla  biraz  kilolu  kıs  boylu birisi ağız  ağıza  konuşur, iki kadın bir araya  gelir dedikodu yapar  görüntüleri  olabileceği  gibi,  Fincanın  dibine  telve  oturmuşsa   şekerim için  sıkılmış, bir de  kabarcık oluşmuşsa  ayyy  şekerim  yüreğin kabarmış, unutmamak lazım    tel örgü, kümes  olmuşsa  mal mülk geliyor,  ay gibi  bir şekil  varsa  haneye  ay  doğmuş…

Çocuk yaşlarımda bir film izlemiştim. Rio Karnavalın da    karnavalın ihtişamı yanında    karnaval esnasında    banka   soygununu  yapmayı planlayan  bir çete,  Karnaval içerisinde; adeta   kalabalık bir dans  gurubunu andıran ekibiyle   sorulan sorulara, ekibiyle  birlikte  takada  tukada   danslar ederek  fal bakıp  cevap veren  falcıdan ; soygunun  başarılı olup olamayacağına  bakmasını istiyorlar.

Falcı    kalabalık  ekibiyle  iki gün iki gece  aralıksız  dans edip   zıplayıp tepinirken  falcının vereceği cevabı iki  gün iki gece hiç uyumadan merakla  beklediler.  Ve   nihayet  büyük falcı  sonucu açıkladı “  Olacağı gibi olacak.”

İşlerine geldiği gibi yorumladılar. Tamam bu iş oldu dediler, soygunu yaptılar, kıskıvrak yakalandılar…

Ben de akşam içtiğim kahvenin fincanın tabağıyla öpüştürdüm, havada bi kaç tur attırıp kapattım; Soğuyunca açıp ülkemizin falına baktım…

Kötü adamlar ağız  ağıza  vermişler,    her ne  kadar  dost, komşu, müttefik  gibi görünüyorlarsa  da bunlar  sisi düşman çıktı. 

Eeee şimdi ne olacak? Büyüklerimiz diyor ki merak etmeyin; “olacağı  gibi olacak.” var ya  bizim istediğimiz  gibi olacak…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Raif Kandemir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?