Hz. Muhammed ve Atatürk’ün ortak yönleri

Sevgili okurlarım, bugün 10 Kasım.

Devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 81’inci yıldönümü…

Ulu önderi anma günü…

Atatürk’le ilgili pek çok yazı yazılıyor.

Araştırma ve değerlendirme yazıları…

İzlemeye çalışıyorum.

Son okuduğum yazılardan biri, İlahiyatçı Cemil Kılıç’a ait.

Kılıç’ın geçen yıl yayınlanan “İSLAM BU-MUHAMMEDİ İSLAM” adlı kitabının 355’inci sayfasında, “Hz. Muhammed ve Atatürk’ün şaşırtıcı benzerliği” başlığıyla yer alıyor.

Bu arada belirteyim, kitaplarını okuyacağınız yazarlar portföyüne Cemil Kılıç’ı da mutlaka alın.

Cemil Kılıç, “Atatürkçü, Cumhuriyetçi İlahiyatçılar” adıyla kurulan oluşumun öncüsü.

Bu oluşum, değişik vesilelerle “halkı aydınlatan” bildiriler yayınlıyor.

Kılıç’ın, yıl içinde “İSLAM’A KURULAN PUSU-KUR’AN İLE ALDATMAK” isimli kitabı da “Kırmızıkedi” yayınları arasında okurlarıyla buluştu.

Rahmetli Yaşar Nuri Öztürk’ün yolunda yürüyor.

Şimdi “o yazıyı” birlikte okuyalım!

Muhammed ve Atatürk’ün şaşırtıcı benzerliği

Cemil KILIÇ

“Saltanatçı ve hilafetçi güruhun Muaviye'den feyz alarak inşa ettiği egemen dinsel paradigmanın dışına çıkıp İslam'ın doğuşuna ve milli mücadeleye valın bir bakışla bakmayı ba­şarabilenler, Hazreti Muhammed ve büyük Atatürk arasındaki şaşırtıcı ve inanılmaz benzerlikleri mutlaka göreceklerdir.

Gelin şimdi cesaretle, o benzerliklere bakalım:

En başta sunu ifade edelim ki, Hazreti Muhammed Hakk'ın elçisiydi, Atatürk halkın önderi!

İkisinin de adlarından biri Mustafa idi.

Mustafa'nın kelime anlamı tam da onları anlatıyordu; "se­çilmiş!"

Evet, gerçek şu ki ikisi de seçilmişti. Birini Hak seçmişti di­ğerini halk ve tarih!

Ama bu seçilmişliğe karşın ikisine de dinsiz dediler.

Birine dinsiz diyenler, Ebu Cehil, Ebu Leheb ve yandaşları idi.

Diğerine dinsiz diyenler ise düşmanla işbirliği içindeki Da­mat Ferit ve padişah Vahdettin'in kuklası olan sözde din ule­ması ile avaneleri...

Evet, aslında her ikisi de dinsizdi. Zira her ikisi de yerleşik dinî anlayışı reddetti.

Biri Kabe'deki putları reddetti, diğeri Muaviye'nin beyinler­de putlaştırılmış sözde İslam'ını...

Biri Ebu Leheb'in düzenine başkaldırdı, diğeri emperyaliz­me kölelik eden padişaha...

Ama her ikisi için de ölüm fermanları verildi.

Birinin gece yarısı evi kuşatılıp baskın yapıldı, diğerinin pe­şine suikastçılar yollanıp yolları kesildi. Lâkin ikisi de Hakkın ve halkın yardımıyla kurtuldu ölüm timlerinin elinden!

Biri müşriklerin ve şirkin işgali altında olan vatanı Mekke'yi kurtardı, diğeri düşmanın çizmeleri altında inleyen Anadolu'yu...

Biri yurdunu şirkin işgalinden kurtarmak için Yesrib'e hicret etti, diğeri halkı örgütlemek amacıyla Samsun'a çıktı...

Biri müminlerini Medine'de topladı, diğeri vatanseverleri Ankara'da...

Biri kınanan yer anlamına gelen Yesrib'i, Medine-Münevvere haline getirdi, diğeri küçücük bir kasaba olan Ankara'yı devlete başkent yaptı.

Biri şirke karşı, "Allah'tan başka ilah yoktur!" diye haykırır­ken diğeri düşman esaretine karşı, "Özgürlük benim karakte­rimdir!" diye bağırdı.

Biri şirke karşı Bedir'de, Uhud'da, Hendek'te savaştı, diğeri emperyalizme karşı Sakarya'da, Dumlupınar'da, Kocatepe'de çarpıştı...

Biri esir düşen düşman savaşçıları Müslümanlara okuma yazma öğretmeleri karşılığında serbest bıraktı, diğeri elinde te­beşir kara tahtanın başına geçip şehir şehir dolaşarak halkına okuma yazma öğretti.    ‘

Biri, "Bilim / ilim Çin'de dahi olsa gidip alın." dedi, diğeri, "Hayatta en gerçek yol gösterici ilimdir, fendir." dedi.

Biri yaklaşık 13 yıl sonra fethettiği öz yurdu Mekke'ye Zafer Bölümü / Nasr Suresini okuyarak muzaffer bir kumandan olarak girdi, diğeri Yunan işgalinden azat ettiği İzmir'e al bayraklar eşliğinde zafer kazanmış bir başkomutan olarak girerken şeh­rin dağlarında çiçekler açtırdı.

Biri, kendisini yaklaşık 13 yıl önce kentten kovan Mekkelileri; "... Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O merhametli­lerin en merhametlisidir." şeklindeki ayeti okuyarak affederken diğeri üzerine basması için yere serilen Yunan bayrağını yerden kaldırıp; "Bayraklar ulusların şerefidir," diyerek halkların kar­deşlik idealini yükseltti.

Biri, müşrik önderlerin egemenliğine karşı köleleri ve bütün ezilenleri yanına alarak “Mülk / egemenlik Allah'ındır!" deyip, hâkimiyeti Allah'a iman etmiş temiz gönüllü müminlere verdi, diğeri yüzlerce yıldır ulusun kanını emen sultanların iktidarını yıkıp "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!" diye haykırarak milli egemenliği inşa etti.

Biri, kız çocuğa sahip olmanın utanç sebebi sayıldığı bir top­lumda kızı Fatıma'yı omzuna alıp kıvanç ve sevinçle Medine sokaklarında dolaştı, diğeri kadın erkek eşitliği yolunda büyük devrimler gerçekleştirip kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıdı.

Biri, Medine Sözleşmesi ile Müslüman olsun, olmasın tüm Arap, Hıristiyan ve Yahudi kabilelerini bir araya getirip Medinelilik kimliğini oluşturarak çağdaş yurttaşlığın ilk adımını attı, diğeri Cumhuriyet devrimiyle hangi etnik kökenden ve hangi dinden olursa olsun tüm Türkiyelileri bir araya getirip modern bir ulus inşa etti.

Biri, komşu devlet ve topluluklara İslam'a / barışa davet mektupları gönderdi, diğeri "yurtta sulh, cihanda sulh" diye­rek, Balkan Paktı, Sadabat Paktı gibi anlaşmaları gerçekleştirip bölge ve dünya barışına hizmet etti.

Biri, Allah'ın kendisine vahyettiği, bir öğüt ve ahlak kitabı olan Kur'an'ı, müminlerine doğruluk kılavuzu olarak bıraktı, diğeri ulusuna, iç ve dış düşmana karşı ulusal bağımsızlık mü­cadelesini nasıl kazandığını anlattığı Nutuk adlı tarihi eserini emanet etti.

Biri Hakk'm buyruğuyla Kur'an'ı tebliğ etti, diğeri onu Türkçe'ye çevirtip, yorumlatıp halkına sundu.

Biri tefeciliği ve azgınlaşmış faizciliği yasaklayıp bir grup egemenin elinde birikmiş olan servetin halka yayılmasını sağla­maya çalıştı, diğeri ekonomik kapitülasyonları kaldırıp, İktisadî millileştirmelerle halkın varsıllıklarının yabancı emperyalistler­ce sömürülmesinin önüne geçti.

Biri, âlemlere rahmet olarak gönderilmiş bir peygamberdi, diğeri icap ettiğinde ben halkım için canımı bile vereceğim di­yen büyük bir ulusal kahramandı.

Her ikisi de ömrünün son günlerini ağır hastalık içerisinde tamamladı.

Her ikisi de ihanete uğradı. Biri sözde müminleri tarafından, diğeri milletinin içindeki nankörler tarafından...

Ne hazin ki, her ikisi de baba sevgisinden mahrum kalmış yetimdi.

Ama her ikisi de halkına ve insanlığa, deyim yerindeyse em­salsiz bir babalık yaptı.

Biri için Kur'an'da "O müminlere çok düşkün ve onlara kar­şı şefkatli ve merhametlidir!" denilirken diğeri için halkı tara­fından eski Türkçe'de baba anlamına gelen "ata" unvanı verildi ve kendisine, Türk'ün babası anlamında "Atatürk" denildi.

Her ikisinin de cenaze namazına yalnızca 17 kişi katıldı.

Aslında aralarında daha çok benzerlikler var. Görmesini bi­lene selam olsun. Ama ben bu kadarını yazarak iktifa ediyo­rum.

Peki, ben şimdi bunları yazarken bir peygamber olan Hazreti Muhammed'le bir siyasi önder olan Mustafa Kemal Atatürk'ü eşitlemiş mi oldum?

Bu sorunun yanıtını vermesi için sözü, büyük kahraman Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e bırakıyorum: "Hazreti Muhammed, Allah'ın birinci ve en büyük kuludur.  Onun izinden bu­gün milyonlarca insan yürüyor. Benim, senin adın silinir. Fakat o sonsuza kadar ölümsüzdür."

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

02

Melek - Başlı başına Hz.Peygamber ile Atatürk’ü karşılaştırmak yanlış bir tutum.Herhalde yazar kitabı fazla satsın istemiş.

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 10 Kasım 14:11
01

Volkan Yeşildağ - Sizin söyledikleriniz ile üstad, Atatürkçü aydın insan büyük yazar Aziz Nesin'in söylediklerini karşılaştırdığım zaman teredütler içinde kaldı. Aziz Nesin der ki " Atatürk dindarlar açısından sevilecek işler yapmadı. Hiç bir gerçek Müslüman Atatürkü sevmez. Bir insan hem Müslümanım, hem de Atatürkçüyüm diyorsa ya Ahmaktır !, ya da Sahtekar". Üstad Aziz Nesin neden böyle bir söz söyledi. Her tarfta , sosyal medya , internet bu sözden geçilmiyor. B,z okurlarınızı aydınlatacak bu konuda bir yazı yazarsanız hem ayıdınlanmış oluruz, hem de seviniriz.

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 10 Kasım 00:37

Anket Kocaeli'de en başarılı bulduğunuz milletvekili kim?