Reklamı Kapat

Doğu Blokundan Arda Kalan

Geçen hafta sizlere bir haftalık Avusturya seyahatimde edindiğim genel politik izlenimleri ve sosyal konulara dair öğrendiğim bilgileri aktarmıştım. S...

Geçen hafta sizlere bir haftalık Avusturya seyahatimde edindiğim genel politik izlenimleri ve sosyal konulara dair öğrendiğim bilgileri aktarmıştım. Sonrasında bir haftalık bir Eski Doğu Bloku ülkelerinden olan Slovakya ve Çekya’daydım. Geçmişte Çekoslavakya’nın içinde iki farklı bölge olan bu ülkeler Sovyetler Birliği yıkıldıktan sonra kendi ifadeleriyle “lanet olası komünizm”den kurtuldular ve birbirlerinden de ayrıldılar. 1993’ten bu yana Çek Cumhuriyeti ve Slovakya olarak bilinen bu ülkeden büyük ve daha köklü olanı da geçen sene adını değiştirdi ve artık Çekya olarak resmen anılıyor.

Slovakya’nın başkenti Bratislava oldukça küçük, sakin ve Avrupa’nın geneli gibi kimsenin birbiriyle pek işi olmayan bir yapıda. Tüm Avrupa genelinde olduğu gibi buranın da en işlek caddesinde Türkler tarafından işletilen dönerciler ve kebapçılar var. Hatta bavul ticaretiyle ülkeye konfeksiyon getirip dükkanlarında satan Türklere bile denk gelebiliyorsunuz. Açıkçası her yerde olduğu gibi, burada da bir Türk varlığı, ticaret temelli olarak sürüyor. Eskiden fetih için sürekli batıya giden biz; şimdi de ekonomik gelir için durmadan batıya gitmeye devam ediyoruz. Ülkedeki Türk öğrenci sayısı da azımsanacak bir rakamda değil. Yolda yürürken yanınızdan Türkçe konuşarak geçen iki üç gence günde birkaç kere rastlamanız çok olası.

Slovakya ve Çekya’nın birbirlerinden “kurtulmuş” olmalarına rağmen oldukça benzer sosyal dokuları var. İkisi de komünist bir rejimden daha otuz küsur sene önce çıktıkları için ülkede dini kurumlar, dini kimliklerin kamusal alanda gösterişliliği oldukça yüksek. ABD ya da herhangi bir Batı Avrupa ülkesinde göremeyeceğiniz derecede bir dini görünürlük var ve bu anlamda Müslüman Doğu toplumlarına benziyorlar. Sokakta başörtüsü ve kıyafetiyle yürüyen rahibelerin yüzündeki ifade, adeta komünizm yıllarında bastırılmış kimliğinin öfkesini gözlerinden ateşler saçarak tamamlanıyor. Şu an için değil belki ama önümüzdeki otuz kırk yıllık globalleşmenin daha da hız kazanacağı süreçte bu ülkelerde çok ciddi bir muhafazakarlık – liberallik çekişmesi yaşanması olası görülüyor. İngiltere ve Batı Avrupa’nın 19. Yüzyılda hallettiği meseleler sanırım Doğu Bloğunu önümüzdeki yarım asırda bekliyor.

COĞRAFYA KADERDİR

Slovakya ülke tarihinin ilk kadın başkanını bu sene seçti. Liberal adaylardan ZuzanaCaputova’nın seçimi kazanmasıyla birlikte Doğu Avrupa’da Polonya ve Macaristan’da yükselen ırkçılık hattında bir gedik açıldığı ve Liberal Avrupa değerlerinden yana bir tutumun AB içi dengelerde iyi bir gelişme olduğu genel kanı olarak öngörülüyor. Ülkede Macar bir azınlık var ve bu azınlığın hakları için siyaset yapan partiler ve gruplar var. Öte yandan Pan-Slavist politikalar da popülerleşiyor. Kısacası bu küçük, kendi halindeki ülkenin siyaset kazanı sürekli olarak kaynıyor bulunduğu coğrafya sebebiyle.

Ülkede işsizlik %6 dolayında ve gelişmiş ülkeler içinde en hızlı büyüyen ülke konumunda. Bunu ülkenin hemen her yerinde yükselen vinçlerden anlayabilirsiniz. Bizim düştüğümüz inşaatla büyüme tuzağına düşerler mi diye düşünmeden edemiyor insan ama AB içerisinde bir ülke olmaları sebebiyle talep fazlası konutların ve iş yerlerinin daha zengin AB ülkelerindeki vatandaşlar tarafından ucuz birer yatırım olabilecek olması sanıyorum bu kriz ihtimalini azaltıyordur. Ülkede ismini verip reklam kapsamına sokmamak için yazmadığım ama hepimizin adını sanını bildiği dev otomotiv ve teknoloji şirketleri büyük yatırımlar yapmış ve fabrikalar kurmuş. Zaten ülke varlığını tamamen uluslararası kurumlara entegre etmiş durumda. AB, Schengen, EUROZONE, NATO, OECD başta olmak üzere dahil olabileceği tüm ekonomik, askeri ve siyasi kurumlara üyeler. Bunu biraz da bir ülke yönetme kültüründen yoksun olmalarına bağlıyorum.

Tarih boyunca Avusturya Macaristan, Çekoslavakya ve Sovyetler Birliği hakimiyeti altında kalmış olan, geçmişte başkenti başka bir ülkenin başkentliğini yapmış olan bu ülkenin kendi kendisine bir politik ajanda üretip, bunu tutarlı şekilde uygulayacak ne birikimi ne kadroları ne de imkanı var. Coğrafya kaderdir sözü, bu küçük ülkenin Doğu Avrupa ya da Kuzey Batı Balkanlar ya da Güneydoğu Çekoslavakya; artık ne şekilde tanımlarsanız tanımlayın, konumu ve imkanları kaderini dönülmez bir yola sokmuş.

LİBERAL BEDENDE KOMÜNİST KAN: ÇEKYA

Çekya’nın durumu ise daha farklı. Bugün ülkenin başındaki MilosZeman bir sosyal demokrat ve Sovyetler Birliği dağılmadan önce Çekoslavakya Komünist Partisinin üyelerinden. Ülke 1999’da NATO üyesi oldu ve 2004’teki AB’nin tarihi genişleme hamlesinde birliğe katılanlardan oldu. Mevcut başkan ülkenin bağımsızlığından bu yana siyasetin en önemli aktörü konumunda. Bir nevi o memleketin Demirel’i gibi. Ülkede politik konjonktür eski Sovyet ülkelerine kıyasla biraz daha sola yakın. Bunda milliyetçi bir çizginin de ülkede var olmasının sebebi var. Tamamen küreselci ve liberal bir yaklaşım yok. Örneğin ülke EUROZONE üyesi değil ve hala kendi para birimini kullanıyor.

Bu ölçekte bir nüfusu ve ekonomisi olan bir ülke için ortak para birimi kullanmak daha kolayken, daha zor olan küçük ülkelerin kendilerini bu sisteme atmalarına karşın Çekya bu konuda bir direnç sahibi. Üstelik AB’den bu konuda sürekli olarak gelen baskılara karşı tutundukları tavrı “kimse bizi buna zorlayamaz” diyerek milli bir direniş haline bile getirmişler. Anketlere göre ülkenin %75’i kendi para birimlerini kullanmak istiyor. Bu durumu ekonomik tutumlarda da bir kaçış noktası olarak konumlanarak özellikle Amerikan firmalarının tercih ettikleri bir merkez olmakta da kullanıyorlar. Yani her zaman, her yerde olduğu gibi hamasi bir milliyetçilik ve ekonomik çıkarlar bir araya geldiği anda akan sular duruyor.

Çekya ekonomisi AB trendlerine paralel bir eğilimde büyüyor, küçülüyor, yavaşlılar, soğuyor ya da ısınıyor. Ancak diğer AB ülkelerinin aksine kendi içerisinde bir istikrarlı eğilimi var. Bunda kendi para birimini kullanıyor olmasının katkısı yadsınamaz. Sovyetler Birliğinin geçmişteki en zengin uydu devletlerinden birisi olan Çekya’da bugün sosyal yardımlar, ekonomik eşitliğin sağlanması konusunda politikalar hala popüler ve ilgi çekmeye devam ediyor. “Sahip olduğumuz refahı paylaşmalıyız” söylemi seçmenler nezdinde ilgi görüyor ve bu konuda halkta bir bilinç var. Çılgın bir zenginleşme eğilimi yerine, sakince yaşama dürtüsü yaygın.

Öte yandan son yıllarda yapılan yasal düzenlemeler ve ülke insanının genel hali ve tavrı neticesinde dünyanın yeni yükselen eğlence merkezlerinden birisi olarak Prag sürekli bir adım daha öne çıkıyor. Muazzam tarihi, inanılmaz mimari, sanat ve tarih kokan sokaklarına çılgın eğlence ortamları; kanunların dünyanın her yerinden daha esnek bir şekilde her türlü eğlence anlayışını serbest bıraktığı bu şehrin turizm gelirleri de 2015’ten bu yana her yıl %10 dolayında artarak devam ediyor.

Doğu Blokunun eski komünist ülkelerinden en büyüğünün iki parçası bir şekilde yeni dünya düzeninde yollarını bulmuş durumdalar. Tutumları ve yolları farklı olsa da liberal Batı değerleri içerisinde her yiğit kendine göre bir şekilde yoğurt yiyerek yoluna devam ediyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arda Süar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Kocaeli Valiliği'nin aldığı koronavirüs tedbirlerini yeterli buluyor musunuz?