Orta yaş fırsat eşiğini kaçırmak üzereyiz

Çocukluk ve yaşlılık dönemlerimiz masrafların çok, gelirlerin en az olduğu dönemlerdir. Sağlıklı bir insanın hayatının en verimli dönemi, genellikle çalışma çağı denilen 15-64 yaş dönemidir.

Bazı ailelerde çalışan sayısı fazla, çocuk sayısı ile sağlık masrafları artmış yaşlı bireyler azdır.

Bazılarında ise çalışan az, masraf gerektiren çocuk ve yaşlı bireylerin sayısı fazladır.

Çocukların büyüyüp işgücüne katıldığı, anne babanın henüz çalışabilir durumda olduğu aileler, hele bir de bakmakla yükümlü olduğu yaşlı büyükler de yok veya azsa ekonomik açıdan en rahat dönemlerini yaşarlar.

Örnek verdiğim buüç aile tipindenüçüncünün durumu ailenin hayatlarındasadece belli bir dönem yaşayabilecekleri bir altın fırsat dönemini gösteriyor. Aile bireylerinin yaşlanması, gençlerin evlenip çocuk sahibi olmaları gibi değişimlerle bu fırsat dönemi sona erer.

Ülkeler de bazen 15-64 yaş arası çalışma çağındaki nüfusun en yüksek orana ulaştığı, daha küçük yaş grubu ile en yaşlı grubun en az oranda olduğu bir dönem yaşarlar. Buna “Orta Yaş Fırsatı” adı veriliyor.

Çocuklariçin yatırımların veyaşlılariçin bakım giderlerinin en az olduğu fakat üretim ve kazancınen yüksek noktaya çıkma şansının olduğubir dönem ilahi bir lütuftur.Böyle bir altın fırsat da ülkelerin hayatında birkaç asırda bir çıkmaktadır.

20. yy’daBatıAvrupa’nın ve Japonya’nın yaşadığı bu altın fırsat dönemi artık bitmiş, Batı Avrupa devletleri ve Japonya yaşlı ülkeler haline gelmiştir.

Türkiye’de 2018’de 15-64 yaş arası nüfus en yüksek orana ulaştı. Bu yıldan itibaren bu oran yavaş yavaş düşmeye ve yaşlı nüfusun artmaya devam edeceği görülüyor.

Avrupa ve Japonya’nın 20. yy’da yaşadığı demografik değişimi yaşıyoruz. Bu ülkelerdeki gibi gittikçe yaşlanan bir nüfusumuz olacak. Bu geri döndürülemez demografik bir gerçeklik.

Biz de Avrupa ve Japonya’nın yaptığı gibi çalışma çağındaki nüfus oranının en yüksek olduğu dönemi iyi değerlendirip, geleceğe yatırım yapacağımız bu dönemiiyideğerlendiriyor olmalıydık.

Yapabildik mi? Maalesef hayır.

*********************************

MÜTHİŞ FIRSAT VE KAYBOLAN YILLAR

Türkiye’de nüfus artışı durma noktasına geldi. Bu durumda bundan sonra yeni altyapı yatırımlarına, eğitim kurumlarına, hastanelere vd yatırımlara ihtiyaç azalacak.

1985 yılında nüfusumuzunyüzde 37,50’si 0-14 yaş gurubundaidi.Bu oran 2018 yılında yüzde 23,39’a geriledi.

1985 yılında çalışma çağındaki nüfus (15-64 yaş) oranımız yüzde 58,1 idi.2017’de yüzde67,91 ve 2018’de yüzde 67,84oldu.

2010 yılında65 yaş ve üstü nüfus oranıyüzde7,23 idi. 2018 yılında bu oranyüzde 8,76’ya çıktı.

Demek ki doğum oranlarının düşmesi ile çalışma çağının altındaki nüfusumuz hızla azalıyor.

Gelirden ziyade giderlerin arttığı yaşlılık dönemindeki nüfusumuz bugün düşük seviyede. Fakat bu kesimdeki nüfus oranı hızla artıyor. Daha yaşlı bir nüfus ortalamamız oluyor.

En güzel gelişme ise,nüfus artışı durağanlaşmasına rağmen, çalışma çağındaki (15-64 yaş)nüfusumuz en üst seviyeye ulaşmış durumda. Fakat bu durum kalıcı değil.Zaman içinde bu oranın azalacağı ve yaşlı nüfusun çoğalacağı görülüyor.

17 yıllık AKP iktidarları bu altın Orta Yaş Fırsatı dönemine geldi. Ancak üzülerek ifade ediyorum, bu fırsat heba edildi ve edilmeye devam ediyor. Bu durum bence Erdoğan ve arkadaşlarınıntarihe geçecek en büyük başarısızlığı olacak.

*********************************

NE YAPTIK, NE YAPMAMIZ LAZIM?

Son çeyrek asırda okullaşma oranımız arttı, güzel binalar, akıllı tahtalar, hemen her mahalleye “yüksek okullar” yaptık.

Ama kendi dilinde okuduğunu anlamayan, ana diliyle meramınıanlatamayan bir nesil yetiştirdik.

Dinini, dilini, tarihini bilmeyen; bilime yabancı; okumayan, düşünmeyen insanlar üreten kurumlar yarattık.

“Dindar ve kindar gençlik yetiştirme” aracı olarak görülen okullara, kurslara, gruplara yatırım yaptık.

Niteliksiz bir eğitim ürünü olan mesleksiz, hayata atılmaya yeter bilgi edinememiş gençlerimizin üçte birine iş bulamadık. Geri kalanı da gelişmiş ülkelerdeki muadilleri ile kıyaslandığında son derece niteliksiz sayabileceğimiz bir işgücü yarattık. Bunların içinde en iyi olanları da yurtdışına beyin göçü vererek kaybediyoruz.

Bu dönemde üretim yerine inşaat ve lüks tüketime ağırlık verdik. El parasıyla hovardalık yaptık, borç aldık. Kamu Özel İşbirliği (Yap İşlet Devret) modeliyle de gelecek nesillerin ödeyeceği devasa borçlar bıraktık.

Önümüzde 20-30 sene daha var. Demografik açıdan yaşadığımız Orta Yaş Fırsatını kullanabileceğimiz dönem en fazla bu kadar. Tedricen, her sene biraz daha azalarak bu fırsatı kullanma potansiyelimiz,en fazla2050’ye kadar devam edecek. Sonra yaşlı bir ülke olacağız.

Bu dönemde yıllık büyüme oranlarımızın yüzde 6-7 ve üzerinde olmasını sağlamak zorundayız.

20-30 sene sonra yaşlı ve fakir bir ülke mi, yaşlı ama refah içinde bir ülke mi olacağız?

Nitelikli ürün ve hizmet üretecek, dünya ile yarışacak, bir yandan borç öderken, bir yandan daTürkiye’yi gelişmiş ülkeler seviyesine çıkaracak bir insan gücü yaratma potansiyelimiz var.

Herşey bu potansiyeli nasıl değerlendireceğimize bağlı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ruhittin Sönmez - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Kocaeli'de en başarılı bulduğunuz milletvekili kim?