Guinness Rekorlar Kitabı’na tersten girmek

İki hafta önce, 11 Kasım günü dikilmesi kararlaştırılan,  11 milyon fidan konusunu yazmıştım. Özellikle kullanılacak ağaç türlerinin isabetli seçimini konusunda kaygım vardı. Çünkü Orman Genel Müdürlüğü 2018’de, sanki herhangi bir ağaç türü, her türlü yetişme ortamında yaşama ve normal gelişimini yapma yetisine sahipmiş gibi Türkiye’nin her köşesine, 23 milyon aileye karaçam tohumu gönderip oralarda dikilmesini  salık vermişti. Ve bunun bir başka  örneği dünyanın hiçbir yerinde yoktu.

Ama Kasım ayının 11’inde Türkiye’nin her yerinde, 11 milyon ağaç fidanının, üstelik saat olarak da aynı zaman diliminde dikilmesi gibi çok ilginç ve kabul edilmesi mümkün olmayan bir başka yanlış yapıldı. Koskoca bir ülkenin her yanında belli bir gün, ağaç fidanı dikmek için uygun olacak! Bu imkansızdır. Çünkü toprak özelliklerinin yanı sıra iklimi etkileyen onca faktör  varken böyle bir uygulamanın  ufak bir ilçenin kapsadığı alan için  bile,  bazı durumlarda geçerli olması mümkün değildir.

Diğer taraftan, kullanılacak fidanların tüplü veya çıplak köklü olması da dikim zamanını etkileyen bir başka faktördür.

Şüphelenmekte haklı çıktım. Korktuğum başıma geldi.

Örnek mi istiyorsunuz? Gebze’de ayrılan alanlara Fıstık çamı (Pinus pinea) ve Sedir  (Cedrus libani) fidanları dikildi.

Bu ağaçların dikimine karar verenlere soruyorum: Bu iki türü neden seçtiniz? O yörede doğal olarak bulunan meşe, kayın, gürgen gibi geniş yapraklı ağaçların nesini beğenmediniz. Bu ülkede orman tahribatı süregelecek ve yapılan ağaçlandırmalar ile Türkiye ormanlarının tamamı iğne yapraklı mı olacak? Bu mu hedefleniyor?

O yörede doğal olarak yetişmiş fıstık çamı var mı? Yok... O yörede doğal olarak sedir (Cedrus libani)  var mı? Yok…  Bu durumda bu ikisi orada “yabancı tür” konumunda. Gebze için, Amerika’daki  Sekoya ağacı için ne kadar yabancı ise Fıstık çamı da, Sedir de o kadar yabancı. Üstelik İzmit çevresinde Küresel Isınmaya bağlı olarak Sedir ağaçları son derece fazla etkilenmiştir ve tamamına yakını kuruma tehlikesi ile karşı karşıyadır.

Herhangi bir yörede bir yerli türün varlığı bile, o türden bir fidanının o yörenin her tarafında yaşamanı sürdürmesini ve normal gelişimini garanti etmezken bu iki yabancı türün o yere uygunluğu nasıl belirlenmiştir. Gerçekten çok merak ediyorum.

“Küresel ısınma” başta olmak üzere bütün olumsuz faktörlerin her zaman, uyum sağlayamayan  yabancı türler üzerinde daha etkin olacağı dikkate alınmış mıdır? 

Şu hiç unutulmamalıdır: Bir fidanın tutması ayrı, hayatiyetini sürdürmesi ayrı şeydir.

Bu gidişle belli bir günün belli saat diliminde 11 milyon ağaç fidanı dikerek, yani sadece dikme işlemi uygulayarak Guinness Rekorlar Kitabına girmek mümkündür. Ama birkaç yıl içinde dikilen  fidanların orman oluşturacak gelişimi yapma oranının akıl almaz derecede düşüklüğü nedeniyle de rekor kırıp bu kitapta yer alınırsa!..

İşte beni asıl korkutan bu…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Güler - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Kocaeli'de en başarılı bulduğunuz milletvekili kim?