İnsan biraz olsun utanır

Millet…

Geçim sıkıntısı çekerken…

Ayın başını nasıl getiririm derdindeyken…

Elektrik-su-gaz faturalarını zar zor öderken…

Kart borcunu ödeyemediğinden icraya düşerken…

Vekillerin yeni haklar talep etmeleri, “utanılacak” bir olay!

“Vekil” derken, yenisi eskisi, fark etmiyor.

“Vekillere yeni haklar” söz konusu olduğunda, o partiymiş bu partiymiş birbirlerinden farkı yok, bütün parmaklar “firesiz” havaya kalkıyor.

Gelişmiş ülkelerde milletvekilliği, “almak isteyenlerin” değil, “vermek isteyenlerin” üstlendiği bir görevdir.

Bizde tam tersi…

İstisnalar hariç, “verecek” bir şeyi olmayanların, “sürekli almak” için yapmak istedikleri bir görev.

Yüklü maaş alacak…

Yüklü emekli maaşı alacak…

Kendisine ve yakınlarına, doğrudan veya dolaylı rant sağlayacak…

Hani derler ya, tam “ekmek elden su gölden” işi!

Zaten vekilliği bir kapan, bir daha bırakmak istemiyor.

Ohh kekâ!

Günü de yarını da garanti!

*15 bin lira civarında emekli maaşı…

*Kendisine ve ailesine diplomatik pasaport…

*Tüm sağlık hizmetleri ücretsiz…

*Kamuya ait tatil kampları ve sosyal tesislerden yararlanma…

Bütün bunlar yetmezmiş gibi, yeni “ayrıcalıklar” istediler.

Dediler ki:

*Bizim bakmakla “yükümlü olmadığımız” anne ve babalarımız ile 25 yaşından büyük bekâr kız çocuklarımız da “ücretsiz sağlık hizmetinden” yararlansın.

*Bir yerden bir yere otomobilimizle giderken trafikte sıkıntı çekmeyelim, bize “çakar lamba” takma izni verilsin. Geçiş üstünlüğü sağlansın…

Tabii bunu isterken “yalnız biz görünmeyelim ayıp olur” diye, işin içine yüksek yargı mensuplarını da kattılar.

Sonuçta, isteklerinin biri kabul, diğeri ret edildi.

Vekillere, eski vekillere, onların bakmakla yükümlü oldukları eş ve çocukları yetmezmiş gibi, bundan böyle anne ve babaları ile 25 yaşından büyük bekâr kız çocuklarına da bu millet bakacak.

“Çakar lamba” konusunu da, sanırım ayıp olmasın diye “şimdilik” kabul etmediler.

Haberleri olsun, vekillerin kendilerine “aşırı ayrıcalık” sağlama gayretini, millet sessiz ama “öfkeyle” izliyor.

Sizi bilmem, ben bu gayreti ayıplıyorum.

Millet sürünürken, vekillerin ve yakınlarının “bir elleri balda bir elleri yağda” yaşamaya devam etmeleri, yakışmaz.

İnsan biraz olsun utanır!

4 milyon turist ağırlayabilen kent

“Bu kent, Kocaeli…” demek isterdim, ama değil.

İlk aklınıza geliveren İstanbul, Antalya, İzmir, Muğla gibi adı turizmle bütünleşmiş kentlerimiz de değil.

Sıraladığım bu kentlerimiz 10-15 milyon arasında turist ağırlıyor.

Yılda 4 milyon turist ağırlayabilen kentimiz, Eskişehir!

Gururla söyleyebiliriz, Eskişehir artık “turizm kenti” oldu.

Yılda 4 milyon turist ne demek?

Her gün yurdun dört bir tarafından Eskişehir’e turlar düzenleniyor.

Günübirlik veya bir iki gün konaklamalı turlar…

Eskişehir, artık bir “kültür şehri”…

Eskişehir, bir “kanallar şehri”…

Tiyatro ve konser salonlarıyla, müzeleriyle, tema parkıyla, hayvanat bahçesiyle, deneysel bilim merkeziyle önemli bir cazibe merkezi…

Yılmaz Büyükerşen’in yaratıp ülkemize armağan ettiği bir kent!

Bir kent nasıl yaratılır, bir kent nasıl yönetilir, bence bütün belediye başkanlarının gidip görmesi, inceleme yapması gerekir.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, sadece kültür- sanatla ön plana çıkmış değil, üretici ile tüketici arasında köprü görevini en iyi şekilde uyguluyor.

“Halk Ekmek” vardı…

“Halk Süt” ve “Halk Yumurta” da devreye girdi.

Üretici de memnun, tüketici de…

Hem fiyat, hem de kalite yönünden.

Eskişehir, vizyoner bir belediye başkanının, iktidarın desteği olmadan bir kenti ne hale getirebileceğinin en güzel örmeği.

Yıl bitiyor, bizim uçak nerede?

Ülkeyi yönetenler, “yerli araba” ve “yerli uçak” konusunu her açtıklarında, önce içim kıpır kıpır ediyor, sonra “Acaba yine mi seçim balonu” diye kuşkulanıyorum.

Bu kuşkularım da genelde boşa çıkmıyor.

Şimdi size 18 Mayıs 2015 tarihinde ulusal gazetelerde yayınlanan bir haberi aynen aktaracağım.

“Türkiye’nin ilk milli yerli uçak projesi, İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde yapılan törenle tanıtıldı. Projeyi yönetecek STM’nin Genel Müdürü Davut Yılmaz, 32 ve 70 kişilik yerli yolcu uçakları için yaklaşık 1.5 milyar dolar yatırım yapılacağını açıkladı. Tamamen yerli imkânlarla üretilecek olan 60-70 yolcu kapasiteli milli uçağın, yolcu uçağı haricinde ambulans uçak, deniz karakol uçağı, VİP uçak, askeri nakliye uçağı olarak da kullanılabileceği açıklandı.”

Toplantıya dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu da katılmış ve uçakların havalanacağı tarihi de paylaşmış:

“İlk partide üretilecek 10 uçak 29 Ekim 2019’da havada olacak.”

29 Ekim 2019 geçti mi?

Geçti…

Yerli uçaktan söz eden var mı?

“Biz 29 Ekim demiştik, ama birkaç ay sarkacak” diyen…

Yok, bizim uçaktan haber yok!

Oysa devlet yönetimi ciddiyet ister.

Proje planlanan tarihte bitmediyse, çıkarsın ortaya, proje devam ediyor mu, neden bitmedi, ne kadar para harcandı, ne zaman uçaklar havalanacak, açıklarsın.

Çıt yok!

18 Mayıs 2015 tarihinde, haberi ilk okuduğumda, “Bak bakalım 29 Ekim 2019’da milli uçaklarımız uçacak mı?” diye not düşmüşüm, aklıma geldi, baktım ortada uçak filan yok, bu yazıyı yazdım, tarihe not düştüm.

Bakalım milli uçaklarımızı ne zaman havada göreceğiz?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

04

Kartepeli - Ucuyoruz ya zamlarla tacizciler intihar edenler bundan iyisimi var haydi bir daha makarna çaycilar sayesinde sebep olanlar kul hakkı nasıl ödeyecek siniz....

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 28 Kasım 12:15
03

eski akpartili - Çalışan adapazarı treni bile yok edildi halen karşılıklı 4 sefer yapıyor. daha önce karşılıklı 12 sefer yapıyordu. Vagon sayısı 66 yıl önce her seferde 6 veya 7 idi şimdi 4ten fazlaya çıkamıyorlar.. durakların bağzılarını kısa yapmışlar...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Kasım 08:36
01

Cenk Cemil - Parlementerlerin bu ülkedeki vatandaşlardan çok farklı ve lehlerindeki ayrıcalıkları hiç kimsenin ayıplamasına gerek yok ! Neden çünkü, Anayasamızın 10 Maddesi bu konuda gereken vaazı yapmış ve kuralı koymuş !

Anayasasının “Kanun Önünde Eşitlik ” başlığını taşıyan 10’uncu maddesi şöyle demektedir:

Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar”.

E şimdi, böyle açık-seçik bir maddeye rağmen birileri toplumdan farklı imtiyazlı bir yaşantıya sahipse bu demektir ki, en önce Anayasayı onlar tanımıyor ve ihlâl ediyor !

Şu halde biz daha neyi konuşacağız ?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 27 Kasım 19:52

Anket Kocaeli'de en başarılı bulduğunuz milletvekili kim?