Reklamı Kapat

“Ele Talkını Kendine Salkımı Layık Görenler Kulübü”

28 Şubat’ta gördüğümüz bir tablo vardı:

Dini hayatına referans olarak aldığını iddia eden bazıkalemşörler, başörtüsü üzerine başkalarının evlatları üzerinden ne yapılıp yapılmayacağı konusunda ahkam keserken, bir de baktık ki kendi evlatlarını yurt dışında okumaya göndererek “aynı zamanda” büyük fedakarlıklara (!) da imza atmışlardı…

Ya da İmam-Hatip okullarının kapatılmaması için insanları çocuklarını bu okullara göndermeye teşvik hatta tazyik ederken, (varsa) bu okullarda okuyan kendi çocuklarının kayıtlarını ivedilikle alıp başka okullara nakletmişlerdi…

Tıpkı zamanında kendi çocukları yabancı kolejlerde okur ve imkanlar açısından hayata diğerlerinden iki adım önde başlarken, başkalarının çocuklarına imam-hatip liselerini tavsiye eden bazı dindar fikir önderleri gibi…

Şimdi benzer bir durum ilahiyat fakülteleri üzerinden yaşanıyor.

Kendi medreselerinden/okullarından başka okul tanımayan, kendi anlayışları dışındaki hemen herkesi deist, ateist, kafir gibi nitelemelerle itham eden bir takım hocalar (!), ilahiyatların anlata anlata bitiremedikleri kötülükleri (!) üzerinden insanları kendi medreselerine ve/veya okullarına yönlendirmeye çalışıyorlar.

Bunların bir kısmının kendi mensuplarının çocuklarını, beğenmedikleri ilahiyatların diplomalarını almak üzere buralara gönderdikleri gerçeği bir tarafa…

Sadece diplomaalmak için ilahiyata göndermekve derslerden istifade etmelerine izin vermemek, bir nevi “takıyye” mantığıyla eğitim aldırmak gibi bir anlayışla hareket etmeleri bir diğer tarafa…

Hem gönderenlerin hem de böyle amaçlarla gelenlerin, derslere devam etmeden, yani dersin gereğini yerine getirmedenilahiyat diploması almak gibi taleplerive dolayısıyla haksız kazanç elde etmeyi ahlaka sığdırabilmeleri de öbür tarafa…

Asıl dikkati çeken nokta, bu hocaların (!) ciddi bir kısmının çocuklarının, bırakın Türkiye’de, yurtdışında okudukları gerçeğidir…

Kaçının çocuğu, üzerine okul tanımadıkları medreselerden yetişiyor diye bir bakıldığında tablo çok şaşırtıcı doğrusu…

Zira anlaşılan o ki bu hocalardan maddi imkanları yerinde olduğu anlaşılan ciddi bir kısmı, çocuklarını ne kendi medreselerine ne de Türkiye’deki herhangi bir üniversiteye “layık (!)” görüyorlar…

İsteyen çocuğunu istediği yerde okutabilir elbette.

Bu hususta bir sıkıntı yok.

Ancak kendi çocuğu için “gelecek” görmediği okulları başkasının evladının istikbali üzerinden yüceltmeye çalışmak veya bir diğerini bu açıdan alçaltmaya gayret etmekciddi sıkıntıdır.

Çünkü başkasının evladının istikbali üzerinden “dava” gütmek kimsenin hakkı olamaz!

Meselenizde samimi iseniz, önce taşın altına kendi elinizi sokmalısınız…

Başkalarına biçtiğiniz vazifeyi önce kendiniz yerine getirmelisiniz...

Ki en azından “samimiyetinize” saygı duyalım.

Aksi halde itham ettiğiniz, zan altında bıraktığınız, kötülediğiniz ve hatta istikballerini yönlendirdiğiniz herkesin vebali üzerinizedir…

Gerçi“başkalarına iyiliği emrederken kendiniunutanlardan”sanız(Bakara, 44) lafımız boşa demektir ama biz yine de “iyiliği emredip kötülükten men etmek” adına uyarı vazifemizi yapalım…

“Umulur ki akledersiniz” (Hadid, 17)…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Banu Gürer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket CHP'de il başkanı kim olmalı?