Mevlana’yı anıyoruz ama anlıyor muyuz?

Bizim milletimizin tarihinde Mevlana’nın çok büyük bir yeri vardır. Mevlânâ, büyük bir değerimizdir. Şöhreti sınırlarımız dışına da taşmıştır. Eserlerini Kur’an ve sünnetin ruhuna uygun bir şekilde yazmıştır. Her yıl 7-17 Aralık tarihleri arasını Mevlânâ haftası olarak kutlarız. Kutlama törenleri her yerde yapılır ama yoğun kutlama törenleri yaşadığı yer olan Konya’da yapılmaktadır. Bu kutlamalar genellikle hakkında yapılan konuşmalar, ilahiler ve sema dönmeleri şeklinde yapılmaktadır. Mevlânâ’nın fikrî derinliklerine, eserlerindeki tüm insanları ilgilendiren mesajlara pek kulak verilmemektedir. Kutlama törenleri bitince de bir daha Mevlânâ’nın eserlerini okumaya, dünya insanlığını kucaklayan mesajlarını anlamaya pek özen göstermemekteyiz. Oysaki Mevlânâ’nın fikir, düşünce ve mesajlarına günümüz dünyasının çok ihtiyacı var.  Bunun için diyorum ki Mevlânâ’yı anıp geçiştirmemiz yanında onun eserlerini okuyup, anlayıp mesajlarını hayatımıza geçirmemiz gerekir.

Günümüz dünyası huzursuzdur. Didişmeler, çekişmeler, şiddet, menfaat kavgaları sürüp gitmektedir. Sevgi ve saygıyı kaybetmişiz. Dostluklar, arkadaşlıklar, vefalar hep geçici menfaatler üzerine kurulmuştur. Menfaat bitti mi bu güzelliklerin hepsine tepik vuruluyor. Menfaatler bitti mi insanî bağlar yok olup gidiyor. Oysa Mevlânâ, bu konularda bakın bize ne dersler veriyor:

Hepimiz bir kişiyiz

“Haydi şu benlikten geç, herkesle karış, herkesle kaynaş, kendinde kaldıkça bir habbesin, bir zerresin ancak; fakat herkesle birleştin, kaynaştın mı ummansın, mâdensin.

Değil mi ki sen, bensin, ben de senim; niceye bir şu senlik, benlik?

Biz, hepimiz aynı mayadanız; aklımız da bir, başımız da;  fakat şu beli bükülmüş göğün altında iki görüp kalmışız.

Dünyada nice diller var; ama hepsi de mânâ itibariyle bir; kapları kırıp döktün mü su, bir olur gider.” (Divân-ı Kebîr-Seçmeler)

Hacı Bektaşi Velî de bu gerçeği “Bir olalım, iri olalım, diri olalım” şeklinde vurgular.

Önemli olan bir kapta ayrı bir su kalacağına birleşerek umman olmaktır. Bunu yapamıyoruz. Birleşemiyoruz. Hep ayrı tellerden çalıyoruz.

Bakınız İslâm Dünyasının haline.  Birlik yerine ayrılıklardan dem vuruluyor. Ne fikir birliği, ne sermaye birliği ve ne de güç birliği var. Kendi aralarında çekişip, didişip dururlar. Çeşitli güçlerin Müslümanlar için yazdıkları tehlikeli senaryoları oynayıp dururlar.

Dünya insanlığı çok mu farklı sanki? Onlar da menfaat ve benlik kavgalarını yapıp dururlar. İnsanın kendi cinsine verdiği zararı hiçbir güç veremez. Sanki yaşadığımız şu dünyada insan insanın düşmanıdır.

İşte Mevlânâ bu acıklı durumda olan insanlara barışı, dostluğu, kardeşliği, sevgiyi, saygıyı, vefayı, birbirine zarar yerine fayda vermeyi, kalpleri kırmamayı, Allah’a yönelmeyi eserlerinde haykırıp durur. Ama okuyup anlayan ve anladıklarını hayata geçiren kim? Ancak birbirimize nasıl zarar vereceğimizi düşünüyoruz. Mevlânâ’yı da göstermelik anmalarla geçiştirip duruyoruz.

Mevlânâ, bütün insanları “Ne olursan ol gene gel” haykırışıyla günahsız olmaya, iyiliğe, insan olmaya ve tek Allah inancına çağırmaktadır. Ama duyuyor muyuz?  Birbirimizle uğraşıp çekişip-didişmekten bu çağrıyı duyabiliyor muyuz?

Gelin Mevlânâ’nın asırlara ışık tutan muhteşem eserlerini okuyup anlayalım ve de hayatımıza geçirelim! Onu dünyaya yeterince tanıtmaya çalışalım! Böylece dünyada dostluk, sevgi, saygı, vefa, birlik, kardeşlik ve barış rüzgârlarını estirelim!

O zaman Mevlânâ’yı hem anmış ve hem de anlamış olarak ona karşı görevimizi yerine getirmiş oluruz.

Yazımızı gene Mevlânâ’nın muhteşem bir sözüyle noktalayalım:

“Gel de birbirimizin kadrini bilelim;

Çünkü ansızın ayrılacağız birbirimi

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fahri Kayadibi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Kocaeli'de en başarılı bulduğunuz milletvekili kim?