Reklamı Kapat

Anayasa’da Dini Referans

Geçtiğimiz hafta yaşanan Faizsiz Finans Kuruluşlarının denetimlerine yönelik Resmi Gazete’de yayınlanan metin oldukça gürültü kopardı. Muhalefetin gündeme getirerek oldukça sert bir şekilde eleştirdiği bu durum karşısında konu ne yazık ki gene “laik – anti laik” “cumhuriyetçi – dindar” “sol – sağ” gibi suni eksenlere çekildi. Oysa buradaki mesele birkaç farklı noktadan ele alınması gereken, siyasetle ve ideolojilerle en ufak bir ilintisi olmayan bir durumdu.

Dünyada yaklaşık 2 Trilyon Amerikan Doları ölçeğinde bir para, faizsiz kazanç yatırımlarına yönelmiş durumda. Ülkemizde de çok ciddi bir kesim, faizsiz kazanç arayışları içerisinde. İnsanların dini inançları doğrultusunda ekonomik birikimlerini nasıl değerlendirmek istediklerini sorgulamak hiçbir demokratik sistemde söz konusu bile olmamalıdır.

Bugün ülkemizde faizden uzak durmak isteyen ve bu sebeple katılım bankalarına yönelen kişilerin; esasen kar payı adı altında aldıkları gelirin bal gibi buz gibi faiz olduğunu bildikleri bir gerçek. Bundan dolayı çok ciddi bir kesim, para enstrümanları yerine döviz, arsa, konut gibi spekülatif yatırım araçlarına yönelmek durumunda kalıyorlar. Bu da ekonominin genel büyüme ve gelişme akışını ciddi anlamda bozan ve üretim olmadan nema kazandıran alanları genişletiyor.

BU BİR DİN MESELESİ DEĞİLDİR

Faize tepkili olmak ve uzak kalmak sadece İslamiyet’te değil, tüm semavi kabul edilen dinlerin çizdiği net bir çizgi. Öte yandan paranın bir takas aracı olmaktan çıkarak, doğrudan kendisinin bir mal haline gelmiş olması sebebiyle bugün faizsiz ekonomik yatırım araçları arayan insanlar ne yazık ki para piyasalarında kendilerine göre bir yatırım enstrümanı bulamıyorlar.Bir sosyalist için kavramsal olarak faiz neyse, bir dindar için de faiz temelde aynı şeydir.

Faiz, bir ekonominin gelişmesini engelleyen en önemli sorundur. Paranın yatırıma, pazarlamaya, araştırma ve geliştirmeye yönelmesi yerine; varlığı üzerinden nema kazandıran bir konuma gelmiş olması özellikle bizim gibi gelişmekte olan ekonomilerin en büyük sorunudur. Bugün ABD ve AB EuroZone’da paranızı faize koyarsanız alabileceğiniz gelir en fazla yıllık %1-2’dir. Japonya’da ve İsviçre gibi ülkelerdeyse bu oran eksidir. Yani bankaya 100 Lira koyarsanız, sene sonunda 99 Lira alırsınız.

Faiz sistemi; paranın bir mal haline dönüşmesi sebebiyle, ekonomik dengeleri ciddi anlamda bozan ve bir ülkenin kalkınmasına ciddi zararlar veren bir uygulamadır. Elbette bu gerekçelerlefaiz odaklı para piyasalarını kötülemek, lanetlemek de anlamsızdır. Günümüz dünyasında, günümüz düzeninde bunlar birer realitedir ve bunlarla doğrudan savaşmak da akıl karı değildir. Üstelik faizin helal – haram olarak nitelendirilmesi noktasında da merhum din alimi ve filozof Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk hocamızın ortaya attığı ve birçok aklı başında din insanının da desteklediği görüşe göre; enflasyon seviyesiyle denk bir faiz oranı haram değildir. Paranızın nominal değerini korumak için mevduat yatırımı kullanmanın dinen hiçbir sakıncası yoktur.

Görüldüğü üzere faiz meselesi bizim ülkemizde bir dini mesele olarak ortaya konuluyor olmakla beraber aslında bununla zerre kadar alakası olmayan bir sosyo-ekonomik ve finansal hadisedir. Üstelik bu bütün dünyada böyledir. Ama ne yazık ki ülkemizin tüm siyasi tarafları her meseleyi bir kimlik kavgası haline getirmekte gayet uzmanlar. Çünkü politik kimlikleri dışında bilgi birikimleri, sanata ve bilime ilgileri gayet düşük olan memleketimiz siyasetçileri ancak bu siyasi kimlikleri ile var olabilen vasat insanların ekseriyetini oluşturduğu bir kitledir. Kavgalar ve kimlik siyasetleri olmadığı zaman dünyada varlıklarının pek bir esprisi olmayacağı için hemen her meseleyi kendi bağlamından çıkartarak bu saçma kavgaların merkezine koyarlar.

ÇÖZÜM ÇOK BASİT

Resmi Gazete’de yer almış olan dini atıflar, faizsiz gelir modellerinin çerçevesini çizmek adına birer normatif değer olarak Kuran ayetlerinin yer alması özelinde incelendiği zaman burada laikliğe aykırı bir nokta benim kanaatimce yoktur. Kabul edin ya da etmeyin, bunu uygulamaya sokun ya da sokmayın Kuran zaten bir hukuki metindir. Siz eğer ülkenizde faizsiz yatırım modellerini kanuni bir çerçeve içerisinde denetlenebilir bir statüye sokarak hayata geçirecekseniz, normları belirleme noktasında bu ayetleri birer ölçü olarak hukuki metinlere koyabilirsiniz. Keza İncil ve Tevrat’tan da aynı çerçevedeki atıflar bence bu metinde yer almalıydı.

Ancak işin garabet yaratan tarafı, aynı metni hazırlayan kişilerin “denetçilerin özelliklerini” betimlerken Allah korkusu gibi hiçbir objektif kritere uymayan ve ölçülemeyen; Cuma Hutbesi tadında, kuvvetle muhtemel de gaza gelerek yazdıkları şeylerdir. Faizsiz kazanç şirketini denetleyecek kişinin “Allah korkusu olması” benim için bir kriter ya da gereklilik değildir. Hatta Müslüman olması bile gereklilik değildir.

Bir denetçinin zaten işinin temel gereklilikleri içerisinde “etik kuralları gözetmek” ve “uygulamakla yükümlü olduğu mevzuata harfiyen uymak” gibi doğal sorumlulukları vardır. Bir ateist ya da Hıristiyan bu kurallara medeni bir insan gibi sorumluluk duygusuyla uyduktan sonra elbette faizsiz kazanç kuruluşlarını denetleyebilirler. Kanun yaparken hamasete kaçmak, müstemleke memleketlerinde toplumun değerlerini yozlaştırmak için yapılan uygulamalara benziyor ve koskoca Türkiye Cumhuriyeti’ne yakışmıyor.

Öte yandan, bugün finansal teknolojilerin geldiği nokta ve kısa sürede ulaşacaklar teknik kapasiteleri yakından takip eden birisi için bu tartışmaların ne kadar anlamsız geldiğini de özetlemek gerek. Kar payı dağıtımını daha ticari anlaşma yapılırken algoritmalara bağlayan, para hareketlerini şeffaf bir şekilde öngörebilen ve üstelik faizsiz bir finansman modelini vadeli alacak haklarına bağlayan yeni nesil teknolojiler artık ortaya çıkıyor, patentlerini alıyor ve hayata geçme süreçlerine hızla ilerliyorlar. İşin en güzel yanı bu gelişmelerin en nitelikli ve fark yaratacak olanlarının çalışmaları da ülkemizde sürüyor, yüzde yüz yerli ve milli bilim insanlarının katkılarıyla şekillenmeye başlıyor. Konuyu bir din tartışmasından, rejim meselesinden, laiklik algısından, toplumsal kimliklere göre ayrıştırma yaklaşımından uzaklaştıracak çözümler bu topraklarda ortaya çıkarken; siyasetin halen daha kısır kavgalara odaklanması gerçekten çok ama çok üzücü.

Ülkemizin ekonomik olarak hayal edilen noktaya ulaşması için gerekli olan insanları ayrıştırmak, kimliklerine göre siyasal kamplar gibi ekonomik kamplara bölmek değil; tam aksine birleştirici ve bütünleştirici bir refah hedefine doğru yöneltmek adına mantık ve bilim odaklı sistemlerde buluşturmaktır. Paranın ilk ortaya çıktığı günkü, “takas aracı” noktasına yeniden gelmesini sağlayacak finansal teknolojik atılımları gündemimize alıp önceledikçe, faiz – helal – haram – laiklik gibi suni tartışmaların dışına çabucak çıkabiliriz. Bugün dünyadaki 2 Trilyon Amerikan Doları değerinde olan ve faizsiz gelir modeli arayan parayı ülkelerine çekmek için İngiltere başta tüm dev ekonomiler bir sürü hukuki düzenleme yapıyor. Bizim kendi ülkemizde milyonlarca insan da bu hassasiyete sahipken konuyu kimlik kavgasına çekmemiz gerçekten akıl karı değil.

Hukuki metinlere soyut kavramlar sokmak ne kadar saçmaysa, faizsiz yatırım araçlarına yönelmeyi gericilik olarak tanımlamak da aynı derece saçma bir yaklaşım. Açın bankaların ve düzenleyici kurumların döviz mevduat hesaplarının yoğunluk haritalarına bir bakın. Muhafazakar kimliğin ön planda olduğu şehirlerin nasıl listede ilk sıraları aldığını net bir şekilde görebilirsiniz. Ülkemizin yarattığı ekonomik değerin yabancı parada durması, ülkemiz ekonomisine yönelik ciddi bir darbedir. Bunu çözmek için her türlü bilimsel adım atılmalı, her türlü hamasi yaklaşım gündemimizden derhal çıkartılmalıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arda Süar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

02

Chpli - Çok doğru tespitler. Laikliği gözümüz gibi korumalıyız, en iyi koruma yöntemi de ne olduğunu anlamak ve mantık çerçevesinde savunmak

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 26 Aralık 23:40
01

Ertugrul Kalın - Allah insanların işine karışamaz, dini kurallar insanlar yönetilemez, halkı için en iyi kuralları Allah değil insanlar koyar, Allah bu işlere burnunu sokmasın, o hava cıva, soğuk sıcak işlerine baksın, onun söylediklerini bu çağda hükmü olmaz diyorsunuz.

Yanıtla . 1Beğen . 2Beğenme 25 Aralık 23:11

Anket CHP'de il başkanı kim olmalı?