Reklamı Kapat

VEFA

Vefasız kişinin gönlü gamla, matemle dolsun;   vefası olmayan kişi âlemden yok olsun. (Hz. Mevlana)

Günümüzde toplumumuzu birleştiren ve bütünleştiren bazı önemli değerlerimizi ihmal etmekteyiz. Bunlardan en önemlilerinden bir tanesi de “Vefa” dır. Atalarımızın  “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı var” sözü vefaya ne kadar önem verdiklerini göstermektedir. Çocukluğumda büyüklerimden en çok duyduğum sözlerden birisi de “Söz borç gibidir, verildi mi yerine getirilir” ifadesiydi. Ahde vefa çok önemliydi. Bunun için çoğu zaman yazılı anlaşma yoluna bile gidilmezdi. Günümüzde ise böylesine önemli bir değerimizi ihmal etmekteyiz. Yazılı sözleşmelere bile uymaya biliyoruz.

İstiklâl Marşı Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, Üsküdar vapur iskelesinde buluşmak için sözleştiği bir arkadaşının evi vapur iskelesine yakın olduğu halde gelmeyişine çok kırıldığını ve kendisinin ise kış-fırtına demeden Beylerbeyi’nden yaya yürüyerek sözleştiği saatte geldiğini çoğumuz biliriz.

Vefasızlık sosyal çözülmenin, vefa ise sosyal bütünleşmenin bir ifadesidir. Toplumumuzun çözülmesi değil bütünleşmesi gerekir.

Vefa öncelikle bizi yaratan Rabbımıza gösterilmelidir. Ruhları yarattığında “ben sizin Rabbınız değil miyim?” diye sorduğunda “Evet” cevabını vermişlerdi. (A’raf:72) İnsan yaradanına karşı verdiği bu sözü O’nun rızası dâhilinde hareket ederek vefasıyla göstermiş olur.

İnsanlara karşı vefa ise verilen sözlerde durmak, yapılan anlaşmalara uymak, arkadaşlık ve komşuluk ilişkilerine önem vermek, yüklendiği işi en iyi şekilde yapmak, ürettiği ürünleri hilesiz kaliteli şekilde üretmek gibi hususlardır. İyilik yapana karşı işi bittiğinde sırtını dönmeyip gereğinde ona iyilikler yapmaktır.

Bizlere ürün ve hizmetlerini sunan bitki ve hayvanları korumak, geliştirmek onlara karşı vefa borcumuzdur.

Havaya, suya, toprağa karşı vefa borcumuz onları koruyup-kollamak ve temiz tutmaktır.

Atalarımızın şehit kanlarıyla yoğurarak bize teslim ettiği vatanımız korumak, bayrağımızı dalgalandırmak, çalışıp üretmek ve en ileri seviyelere getirmek hem atalarımıza ve hem de vatanımıza karşı vefa borcumuzdur.

İlim adamlarımıza ve hocalarımıza karşı vefa onların çalışmalarını daha çok çalışarak daha ileriye götürmektir.

Anne-babalarımıza vefa onlara karşı gerekli ilgi, sevgi, saygıyı yeterince göstermektir.

Hısım-akrabaya vefa onlarla ilgiyi kesmemektir.

Gelecek nesillere vefa onlara daha iyi bir hayat standardı, daha geliştirilmiş bir vatan, daha ilerlemiş bir bilimsel çalışmalar bırakmaktır.

Burada bir öğrencimin vefalılığını da hatırlatmak isterim:

Bir yurtdışı dönüşümde Cağaloğlu yokuşundan aşağıya Eminönü vapuruna yetişmek için hızlı adımlarla yürürken birden karşıma birisi dikildi. Hocam “ben sizi gökte ararken yerde buldum. Bir suçum nedeniyle beni okuldan atacaklardı. Siz ‘Öğrenci eğitimden uzaklaştırılamaz, aksine okula çekilir, eğitilir’ şeklindeki sözlerinizle beni koruyup okuldan attırmadınız. Ben şimdi avukatım; eğer okuldan atılsaydım sokak çocuğu olacaktım. Bürom yakın, gelin kahvemizi için ve daha geniş sohbet edelim” dedi. Ben ise Üsküdar’da bir yere yetişeceğimi belirterek kendisinden ayrıldım. Kendisi kocaman olmuştu. Öğrencilik günlerini ve bu olayı pek hatırlayamadım. Ama vefası benim gönlümü fethetti.

Unutmayalım ki vefa gösteren, vefa görür.

İyilik yapan, iyilik görür.

Hepimizin vefaya ihtiyacı var.

İstanbul’daki Vefa Semtine ismini veren vefalı insan Şeyh Ebûl-Vefa’dır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fahri Kayadibi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Koronavirüs ile mücadelede sokağa çıkma yasağı uygulanmalı mı?