Reklamı Kapat

MELEZLEŞME

2000’li yılların başından itibaren küreselleşme olgusu sosyolojik ve siyasal olarak tüm dünyada kullanılan önemli bir argüman olarak hayatımıza girmiş bulunmaktadır. Küreselleşmenin zaman içerisinde toplumları üç farklı yönde etkilediği, buna binaen de üç farklı kültürel sonuç doğurduğu sosyologlar tarafından tespit edilmiştir.

Bunlardan birincisi homojenleşmedir. Bu durumu en iyi “marka” kavramı ile açıklayabiliriz. Mesela bugün Coca-Cola, Apple, Starbucks, H&M, ZARA gibi küresel markalar dünyanın her yerindedir. Markalar sayesinde toplumlarda kültürel bir aynılık oluşmakta,  Entegre olmanın en önemli basamağını markalaşma oluşturmaktadır.

Homojen kültüre karşı bir tez olarak küreselleşmenin diğer bir kültürel sonucu kutuplaşma veya hizipleşmedir. Bu bağlamda kültürel homojenleşmenin sınırları, kutuplaşmanın bir kanıtı olarak ortaya konulmakta; kozmopolit hale gelmekten ziyade ulusalcılıkla, kültürler arası işbirliği kadar etnik temizlik ve nefrete dayalı politik kimlikler ile uluslararası hoşgörü ve nezaketten daha çok uygarlık çatışmalarıyla oluşturulan küresel güvensizlik dönemi olarak çağımız, bu tezin yansıması olarak vurgulanmaktadır.

 Bilginin küreselleşmesiyle oluşan teknolojik değişmeler, bir taraftan deneyimlerin paylaşımı ve kültürler arası diyalog için diğer taraftan ırkçı bir nefret ve etnik ulusalcılığın müdafaası için kullanılabilmektedir. Bu tezin temelinde ise Edward Said ve Samuel Huntington’nın medeniyetler çatışması hakkındaki görüşlerinin etkisi büyüktür.

Küreselleşmenin üçüncü ve son kültürel sonuçlarından biri de hibritleşme yani melezleşmedir. Kültürlerarası etkileşim ve çeşitli kaynaklardan doğan kültürel unsurlar arasındaki ortaklığı merkeze alan bu sonucun meydana gelmesinde ise göçlerin etkisi büyüktür. Zira göç yaşanan bir yerde kültürel etkileşim doğal bir sonuç olarak karşımıza çıkar. Göç ile farklı kültürler arasında yapılan evliliklerle başlayan hücresel kültürel etkileşim zamanla genele yayılır.

Bu hafta sizlere bu konudan bahsetmemim sebebi ise küreselleşmeden kaynaklı bahsi geçen kültürel sonuçların hepsinin içimizde barındığına dikkat çekmektir.

Etrafımıza baktığımızda homojen, kutuplaşmacı ve melez tanımına uyan birçok kültürel yapı bulunmaktadır ki bu durum, ülkemizin, özellikle 1980 sonrası dışarıya açılım politikası neticesinde yoğun “küreselleşme” bombardımanına tabii tutulmasının bir sonucu olarak kabul edilebilir.

O nedenle geleceğe dair analizler yapılırken, bilhassa toplumun talep ve tercihlerini anlamaya, tahmin etmeye yönelik araştırma ve çalışmalarda bu hususun dikkate alınması elzemdir.

Bu kadar farklı sonucu bir arada barındıran bir ülkenin geleceğine dair nasıl bir vizyon belirlenebilir?

İşte bu soruya isabetli cevap verebilenler ülke geleceği için umut vaat edeceklerdir.

Aksi halde kendimizi tekrarlamaktan öteye geçmemizi beklemek bir hayalden ibaret olacaktır…

Saygılarımla…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nihal Özgirgin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket CHP'de il başkanı kim olmalı?