Reklamı Kapat

Bir Kısım Muhalefet ve Bir Kısım Şakşakçı

Geçen Cuma Gebze’de Türkiye’nin yerli otomobili olarak tanıtılan, Türkiye Otomotiv Girişim Grubu’nun lansmanını gerçekleştirdiği iki araç uzun bir beklemenin sonunda hayatımıza teşrif etti. Bu yazıda sizlere aracın özellikleri ya da teknik kapasitesini anlatacak değilim. O konuda ülkemizde bir sürü çok bilgili otomotiv yazarı var. Benim değineceğim, meselenin toplumsal yansımasındaki bazı yaklaşımlar. Ama şunun altını çizmenin önemli olduğunu düşünüyorum; aracın elektrikli olması çok yerinde bir tercih.

Lafı eğip bükmeye gerek yok. Türkiye ciddi anlamda kutuplaştırıcı bir siyasetin etkisi altında çok uzun zamandır. Neredeyse 25 senedir siyasi kimlikler ve sosyal meseleler üzerinden sürekli olarak geriliyor, sürekli olarak kamplara ayrıştırılıyor ve herkes gücü yetene bilek zoruyla boyun eğdirmeye çalışıyor. Daha da geçmişe gidersek, bu kutuplaşma ikliminin her zaman ülkemizde var olduğunu; kimi zaman çiselediğini kimi zaman sağanak halde olduğunu da görmek için ciltlerce kitaplar okumaya, hayatını toplum bilimine vakfetmeye gerek de yoktur.

Yerli otomobil hikayesinde de geçmişten gelen bu alışkanlık, bu ilkel davranışlar gene ortaya döküldü. İki gram beyni olup olmadığı tartışmalı bir sürü sıradan ya da kamuoyuna mal olmuş tip gene ortaya bir sürü lakırdı saçtılar.

Bir Kısım Muhalefet

Aracın lansmanı yapılırken sosyal mecralarda insanlar ülkemizin gündeminde uzun süredir yer alan yerli araç konusunda görüşler belirtmeye başladılar. İktidarın otoriter siyaseti üzerinden yola çıkarak, bu aracı övmenin, bu aracın ortaya çıkmasından dolayı mutlu olmanın vatan hainliği olduğundan tutun da gizli iktidar destekçiliği demek olduğuna kadar saldırgan ve hazımsız laflar ortalığa döküldü. Konuyu Ali İsmail Korkmaz’ın öldürülmesine bağlayanlar bile oldu.

Bir iktidara karşı olabilirsiniz, onu sevmiyor hatta nefret ediyor bile olabilirsiniz. Bu iktidarın düşmesi için çalışıyor, çabalıyor ve ülkenin geleceği için en önemli mesele olarak görüyor olabilirsiniz, kanunlar ve siyaset zemininde yer aldıkça bunların hepsi en doğal hakkınızdır. Bunların hepsi siyasetin ve insan olmanın doğasında yer alan şeyler. Ancak insan olmanın doğasında yer alan başka şeyler de var. Bunların başında kapsamlı şekilde çalışan beyin adı verilen organa sahip olmak vardır.

İktidar elbette kendi döneminde ve kendi planlamasıyla ortaya çıkan bu ürün üzerinden siyaset yapacak. Elbette bunu allayıp pullayacak, birçok kangren olmuş sorunu konuşturmamak için; dikkatleri başka yöne çekmek için bu süreci yönetecek. Bu siyaset biliminin ve iktidar olmanın doğasında yer alan bir meseledir. Aile içi iktidardan her türlü sosyal grupta bir iktidar erkini elinde bulundurmaya kadar geniş bir perspektifte ele alırsanız; iktidar denen kavramın doğası budur.

Bir Kısım Şakşakçı

Her konuyu iktidara düşmanlıkla ele alan memleketimizin kımıl zararlılarının ruh ikizleri olan bir kısım şakşakçı da var elbette. Bunları uzun uzun anlatmaya gerek yok. Yerli otomobili İstanbul’un fethiyle eş tutarak yorumlar yapanlar; “şimdi dünya görecek gününü” diyerek hamasetin dibine vuranlara zaten uzun yıllardır alışkınız. Bunlara karşı artık şerbetlendik. Bağışıklık kazandık. Zerre kadar ciddiye almıyor olmakla beraber elbette insan olarak sinirimiz de bozulmuyor değil.

Üretilen aracın hiçbir teknik kapasitesi hakkında fikri olmadan onu savunan, otomotiv sektörünün dünyadaki trendlerine dair zerre kadar bilgisi olmadığı halde bu konuda yüksek perdeden ahkamlar kesen; “aman bugün de yarandık çok şükür” anlayışıyla yorum yumurtlayanların; nefret ettikleri her şeye bir kulp takan muhaliflerden zerre kadar farkı yok. Bunlar da ait oldukları gruba en az diğerleri kadar zarar veren, en az diğerleri kadar beyinlerini kullanmaktan yoksun bir kitle.

Amansız bir şekilde kendisini bir parçası hissettiği grubu övmek, modern insanlık tarihinin en büyük hastalığı ve geçmişten bugüne taşınmış en ilkel tutumudur. Tüm din, mezhep, ırk temelli savaşları ortaya çıkartan, siyaset temelli iç çatışmaları körükleyen anlayış budur. İktidar cenahındakilerin iktidarı, muhalefet cenahındakilerin muhalefeti amansız övücüler olarak, hiçbir rasyonel değeri baz almaksızın “bizimkiler” mantığıyla övmesi, hatalarını örtmesi ve sorgulamaması esasen en büyük kitle imha silahıdır. Kitlelerin beyinlerini öldürür.

Eleştiriler ve Övgüler

Yerli otomobilin ortaya çıkma sürecinde övülecek ve yerilecek çok nokta var. Örneğin bu girişimin devlet eliyle yapılıyor olması kanımca hiç de sağlıklı bir nokta değil. Devlet bu süreci destekleyebilir ancak işin bir parçası olması piyasa koşullarına uygun bir tutum değil. Uzun vadeli olarak ortaya çıkan değerin rekabet koşullarına karşı direncini kıracaktır. Evinden hiç çıkartılmayan bir çocuk düşünün ve yıllar sonra sokağa çıktığında bağışıklık kazanmadığı bir sürü hastalığa bir anda tutunacağını tahayyül edin. İşte buna benzer bir durum.

Yarın öbür gün başka bir yerli şirket de otomobil üretmeye niyetlense, mevcut araçla rekabet edebilmesi neredeyse bu şartlarda imkansız olacak. “Bebek sektör” uygulaması elbette gereklidir ve devlet belli sektörleri destekler, iyice ortaya çıkana kadar korur. Ama otomotiv sektörü bu konuda hem ülkemizdeki konumu hem de dünyadaki yerleşik yapısı sebebiyle pek de bebek sektör konumunda değil. Bu çalışmaya ayrılan devlet kaynakları ve mesaisi yükte hafif pahada ağır yazılım gibi alanlara aktarılsa çok daha büyük katma değerler elde edilebilirdi. Ama nihayetinde çöpe gitmiş bir çalışma da değil; ortada bir ürün var.

İşin olumlu taraflarına bakarsak, otomotiv sektöründe uzun yıllar dünya devleriyle birlikte tecrübe kazanmış, ülkemizden dünyanın dört bir yanına bu alanda ihracat yapan şirketlerin ortaya nihai bir ürün koyma konusunda bir araya getirilmiş olmaları önemli bir kazanım. Üstelik bu konsorsiyumda bulunan şirketlerin sahiplerinin politik tutumlarının da tek bir doğrultuda olmaması; iktidarın belli konularda eko-politik tercihlerde rasyonel davranabileceğine dair güzel bir gelişme.

Muhalefet partilerine mensup belediye başkanlarının da bu girişimi desteklemeleri, şehirlerine şarj istasyonları kurmak için atılım yapacaklarını duyurmaları, büyük miktarda alımlar yaparak bünyelerinde bu araçları kullanacaklarını belirtmiş olmaları da bir kısım muhaliften farklı olarak, kendilerine son seçimleri kazandıran kucaklayıcı ve mantık merkezli siyaseti devam ettireceklerini gösteren çok güzel ve çok yerinde bir durum.

Bu aracın yapımında iktidarın devlet eliyle payı büyük olabilir ve bunu ekonomik anlamda ilkesel olarak doğru bulmayabilirsiniz. İktidarı sevmediğiniz için bir otomobil üretiminin sanki uzayı fethetmiş gibi lanse edilmesine de gıcık olabilirsiniz. Bu hisler bir kenara, üretim sürecinde yer almış olan gencecik mühendislerin, profesyonellerin bu ülkenin yetiştirdiği gençler olduğu gerçeğini göz ardı etmemek gerekiyor.

Burada edindikleri tecrübe ilerleyen süreçte daha da artacak ve Türkiye yarın bir gün olur da gerçekten akılla, mantıkla, bilimle ve dünya standartlarında yaklaşımlarla yönetime; bugün itibariyle yetmiş beş senedir hasret olduğumuz bu çizgiye eriştiği gün; kazanılan bilgi ve birikimler çok daha büyük işlerin yapılmasına bir temel oluşturacaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arda Süar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket CHP'de il başkanı kim olmalı?