Reklamı Kapat

ALLAH’LA İLETİŞİMİN ARACILARI

Genel olarak, İslam’ın indiği coğrafyada cahiliye döneminde insanların çok sayıda putlara taptığını, İslamiyet’ten sonra çok tanrılı inanıştan tek ve yüce bir tanrı inancına geçildiği kanaati yaygındır.

Oysaki Prof. Dr. Mehmet Azimli’nin “Cahiliyye’yi Farklı Okumak” adlı eserinde belirttiğine göre;

Müşrikler de Allah kelimesini “yeri göğü yaratan” anlamında kullanıyordu. İslam öncesi bazı Arap şiirlerinde “Allahu ekber / Allah en büyüktür” denilmiştir. Ya Allah, Allahümme, Rahman gibi tabirleri kullanıyorlardı. Bir “Yüce Tanrı” inancına sahiptiler.

Cahiliyye döneminde Mekke’deki nüfusun büyük çoğunluğunun Allah inancı vardı. Onların Allah inancındaki sorun, Allah ile iletişim sorunu idi. Allah ile aralarına aracı varlık dedikleri putları koyuyor, bunların Allah’a yaklaştırıcı varlık olduğunu söylüyorlardı.

Yani Allah’ı gökte ve en büyük ilah kabul etmelerine karşın, makam ve mevki olarak O’nun altında gördükleri başka ilahları da vardı. Allah çok yüce, aşkın ve erişilmez olduğu için bu aracı ilahlar vasıtasıyla ona yaklaşacaklarını söylüyorlardı. Allah ile birlikte başka ilahlar da kabullendikleri için “ortak koşan” anlamında MÜŞRİK kelimesi ile nitelendirildiler.

Müslümanlar ile müşrikler arasındaki çatışmanın sebebi Bakara 170’de şöyle açıklanıyor: “Ne zaman onlara (Müşriklere): 'Allah'ın indirdiklerine uyun' denilse, onlar: 'Hayır, biz atalarımız neye uyduysa biz ona (geleneğe) uyarız' derler. (Peki) Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler?”

**************************************

ARACILAR VE ARABOZUCULAR

Zamanımızda da Müslümanlar arasında indirilen ile ataların uyguladıkları din ekseninde tartışmanın yürüyor olması tarihin garip bir cilvesi olsa gerektir.

Allah’ın mesajını doğru anlama ve uygulama gayretleriyle ortaya çıkan yorum farkları, mezhep, tarikat gibi ekoller zaman içinde Müslümanlar arasında ayrılık, nifak ve savaşların sebebi haline gelebildi.

Atalarımızın inandığı yorum farkları yüzünden, bizden farklı yorumları (atalarından öğrendikleri gibi) kabul eden Müslümanları “İslam dışı” sayıp onları küçümsemek, hakaret etmek ve hatta onları düşman saymak gibi hatalara düştük.

Bunun yanında falanca şeyhin, falanca hocaefendinin şefaati ile kitleleri Cennetle müjdeleyenler.. “Yarın Ahiret'te kabirden çıkan bir adamı azap melekleri yakalasa, azaba götürürlerken yaka paça, o adam dese ki 'ben Nakşibendi tarikatının Halidi kolundanım' dese bırakırlar" diyen “yanmaz kefen” tüccarı cübbeli hocalar ve bunlara inananlar türedi.

Ayetü'l-Kürsi’de yer alan “Onun izni olmadan katında kim şefaat edebilir?” cümlesi ve Allah’ın elçisinin “Ey kızım Fatıma! Rabbine karşı kulluk vazifeni yap, ben bile senin namına hiçbir şey yapamam…” sözü ile bildirilen hakikate (en azından edebe) aykırı olduğu açık değil mi?

Oysaki İslam inancı “biz size şahdamarından daha yakınız” anlayışını getirmişti. Müslümanlar “yalnız Allah’tan yardım dilerdi.”

Günde beş vakit kılınan namazların her rekâtında Fatiha Suresi okunur. Müslümanlığı kimseye bırakmayan bazıları, okudukları bu sure ile “(Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz” dedikleri halde, Allah ile aralarına aracılar koyanlar Cahiliyye dönemi müşriklerine benzemiyor mu?

İnsanlarımıza bu ayetin bile Türkçe anlamının öğretilmemiş olması bir başarısızlık mı, yoksa Arapçaya kutsallık atfederek dinin özünün saklanması mıdır?

Sağlığını, çocuk sahibi olmasını, maddi ve manevi varlıklarını şeyhinden, hocaefendisinin kerametinden bilen, parmağı kesilse “Allah’ım” yerine “Seyda’m” diye bağıran insanların Cahiliyye dönemi müşriklerinden ne farkı var?

**************************************

DİN ÜZERİNDEN KAZANÇ SİSTEMİ

Prof. Dr. Mehmet Azimli İslam’ın getirdiği tek ve yüce tanrı inancına Mekkeli müşriklerin karşı çıkmasının ana sebebinin ekonomik olduğunu açıklıyor.

Mekkeli müşrikler putlara tapmalarına rağmen, Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail tarafından yapıldığını belirttikleri Kâbe’yi kutsal sayıyorlardı. Mekke’nin ticari bir merkez olması için farklı putlara tapan kavimlerin putlarını Kâbe içine yerleştirmişlerdi.

“Putlar üzerinden bir kazanç sistemi kurmuş olan Mekkeliler, tek ve yüce tanrı inancına, kesinlikle izin vermeyeceklerini söylediler. “Tanrıları tek bir tanrı mı yaptı? Doğrusu bu tuhaf bir şeydir.. Yürüyün tanrılarınıza bağlılıkta direnin” dediler.

Müşrikler Hazreti Peygamberi “Atalar dinine ihanet eden, Mekkelilerin menfaat çarkına çomak sokan bozguncu” olarak nitelendiriyorlardı. Kendilerini ise “Allah’ın yakınları ve Beytullah’ın hizmetçileri” olarak görüyor ve övüyorlardı.

Din üzerinden yapılan tartışmaların ekonomik sebepleri yanında siyasi gerekçeli olanlarını da göz ardı edemeyiz. İslam’ın kabulü sırasında da, Hz. Peygamberden sonraki iktidar mücadelelerinde de dini eksenli gözüken tartışmaların çoğu siyasidir.

Bu bakımdan tarihte, bize “Allah dostu” olarak tanıtılan, birçok tarikat, cemaat liderinin dış güçler tarafından kolayca kullanılan birer araç olabildiklerini görüyoruz. İngiltere’nin kullandığı tarikatlar ve onların devam eden kolları birçok isyanda çok etkili oldular.

Ve günümüzde ABD ajanı olarak çalışan bir adamın “devletin kılcal damarlarına kadar nüfuz etmesinde” bu “atalar dini” anlayışının feci sonuçlarını yaşadık.

Müslümanlar olarak, dinin özü yerine şekline ve ritüellerine yöneldik. Arap kültürünün devamı olan bazı uygulamaları dinin bir gereği sanıyoruz. Hem Hz. Peygamberin ve hem de Ebu Cehil gibi müşriklerin ortak kültürü olan sakal ve cübbe gibi uygulamalar bizi çok etkiliyor. Hıristiyan rahibelerinin kara çarşafını İslam kıyafeti sananlarımız var.

Bu yüzden “Allah ile aldatma” konusunda uzman olan sarık, cübbe, fes giymiş şarlatanların kandırabildiği kitleler, gerçek İslam’ı anlatanları kâfir ilan ediyor.

İslam’ı değil “atalar dinini” savunanların etkin olduğu yeni bir cahiliye dönemini yaşıyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ruhittin Sönmez - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

03

Kadir Göktaş - Yazık Söz konusu din olunca baya bi aşmışsınız hattinizi. Sahipsiz sandınız herhalde islami size kalmadi bu isler Allahtan korkmanızı tavsiye ediyorum.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 01 Ocak 10:20
02

Cavit Ganioğlu - Allah dostu olarak tanınan şehyleirn putlaştırldığından bahsetmişsin de Allah dostu olmayanların heykellerinin dikilip Mekkedeki cahiliye dönemi Arapları gibi bu günde davranıldığından hiç bahsetmemişsin biri şeytanın soldan yanaşması diğeri sağdan yanaşması fakat sonuç itibariyle aynı. İlahlık konusunu da yaratıcılık falan gibi lanse etmişsin, İlahın yaratıcılıkla alakası yok, ilah kanun koyucu demek ve herkes ilah olabilir ,Fakat müslümanlar İlah kanun koyucu olarak sadece Allaha ve onun kurandaki kanunlarına inanır. Nedir bu kanunlar içki kumar zina faiz ırkçılık putçuluk gibi fiilerin haram olması. Biri kalkar da bunun aksine kanunlar koyar ve toplumları o kanunlarla yönetirse o kişi de ilah olur ama batıl ilah olur. Bir insan ilah olarak Allah ile beraber bu diğer kişiye ortaklaşa inanırsa biz buna şirket ten gelen ortaklık kurma anlamında ŞİRK diyoruz ki günümüz toplumunda kendini Müslüman sanan çok sayıda müşrik var. Bir insan Allahın kanunlarına uymaz batıl bir kanun koyucu insan ilahların kanunlarına uymaz ama Allahın haram ettiği işler yaparsa kuran bunu Furkan 43 te "nefsini ilah edinmek" olarak adlandırıyor.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 01 Ocak 00:08
01

Cenk Cemil - Sayın Ruhittin Sönmez Bey,

"Allahla İletişimin Aracıları" başlıklı yazınızı şaşkınlıkla okudum ! Yazınızda Mekke Müşrikleri ile İslâm'ın Tasavvuf dalındaki tarikatları aynı kefeye koymanız geçekten çok üzücü oldu ! Elbetteki tarikat adı altında sahte guruplar, şeyhler ve cemaatler görülmüştür ve görülmektedir. Ancak, bunlarla geçek tasavvuf öğretisini ve tarikatlarını bir tutmak veya görmek yanlışların ve hataların en büyüklerinden biri olsa gerektir ! Yani, günümüz tabiriyle siz yazınızda tamamen bir "toptancılık" yapmışsınız ve Yunus Emre, Mevlâna, Hacı Bektaş Veli, Ahmed Yesevi, Şah-ı Nakşıbend, Emri Sultan, Üftade, Azizi Mahmud Hudayi ve daha bir çok abide şahsiyetlerin yetiştiği emsalsiz tasavvuf - tarikat yolunu müşriklerin yolu olarak ilân ettiniz çıktınız ! Bendeniz acizane sizi uyarıyorum ! Eğer siz, bu inancınızda devam üzere olursanız akıbetinizden korkulur pek korkulur diyorum ve yazınızı bir başka yazınızla tashih yoluna gitmenizi tavsiye ediyorum.

Yanıtla . 4Beğen . 1Beğenme 31 Aralık 15:02
04

Hüdai Kara - @Cenk Cemil 01 nolu yoruma cevabı: şeyhlerin ilahlaştırılılp Rableştrildiği konusunda yanlışlık yok. Zaten Ruhuttin bey okuduğnu aktarmış. Kurtlar sisli havayı şeytan bulanık bilgiyi sever. Şeytan kuran üstünden de yapacağını yapar fakat tasvuf diye sonrada icad edilen, Allahın Resulu vasıtasıyla indiridiği dinde noksanlar sezip !!! durumdan vazife çıkartarak Allahın indirdiği dinden resulunun getirdiğinden daha iyisini icad etme gayretindeki anlayış sapıtmıştır. Bunlaar tutunan bataklığa saplanır. Kuran bilmediğin şeyin peşine gitme kalp göz kulak bundan sorumludur. Ger., Kuran ve sünnet, noksan bulanlar gidebilir ama sonları hüsrandır. Hıristiyan azizler gibi tarikatçı ruhban isimleri saymışsın. sen hayatında 1 kere de olsa adını saydığın Celalettin Ruminin Mesnevisini okdunmu ?. Okumanı tavsiye derim ama çoluk çocuğunun yanında okuma yüzun kızarır okuyamazsın.1 gram doğruyu anlatacağım diye 1 ton porno anlatır. Bol bol homoseksüellik hikayeleri, hayvanlarla sapık ilişki hikayeleri, çocuklara sulanan pedofil sultanlar. Birde platonik erkek aşkı Şemse duyduğu sapık sevgi. Sen şimdi Kuran Sünnet durutken insanlara İslam diye bu tarikat sapıklıklarını mı gösteriyorsun?. Tavsiyem kuran ve sünnetten zerre ayrılma, bu sapık islam dışı yolları insanlara tavsiye edip vebal altona girme.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 01 Ocak 22:06

ELEMAN ARANIYOR

Köseköy'de Knauf Fabrikası’nda çalışacak ağır vasıta şoförü aranıyor.

0536 386 21 97

ELEMAN ARANIYOR

PVC - ALÜMİNYUM atölyesinde çalışacak, ehliyetli ve araç kullanma deneyimi olan Tecrübeli eleman aranıyor. Müracaatlar telefonla arayarak, şahsen y...

02623355003

USTA ARANIYOR

TESLA İNŞAAT'ta çalıştırılmak üzere Mesleki yeterlilik belgesine sahip, İnşaat Projesi okuyabilen KALIPÇI ustalar aranmaktadır. Maaş + Sigorta + Y...

0537 456 47 05

Hurda gazete satılır

Hurda gazete satılır

0532 643 01 81

KÖZDEN CAFE UNLU MAMÜLLERİ

İZMİT’TE İKAMET EDEN BAY - BAYAN, TECRÜBELİ GARSONLAR ARANMAKTADIR. Başvurular şahsen yapılacaktır.

0541 255 41 41

YÜRÜYEN VE UÇAN TÜM HAŞERELERLE MÜCADELE

Kocaeli bölgesinde, * Ev * İş yeri * Çeşitli alanlarda ilaçlama yapılır. Covid-19 buharlı dezenfektan yapılmaktadır.

05071250076 KARTEPE TARIM VE İLAÇLAMA

ÜRETİM İŞÇİSİ ARANIYOR

Kocaeli/Kartepe’de Plastik Hammadde ve Geri Kazanım faaliyetlerinde bulunan Garantiplast Fabrikamızda görevlendirmek üzere "Üretim işçisi" arayışımız...

GARANTİPLAST

KİRALIK OFİS

İzmit Belediye İşhanı 7. kat, eşyalı Deniz manzaralı, 28 m2 kiralık ofis

0 532 344 19 97

SATILIK DUBLEKS DAİRE

- Lüks + lüks - Lebiderya manzaralı - 298 m2 dublex daire - 4 Oda, 2 Salon, 2 Teras - 2 Banyo, 2 Mutfak, kombili - Asansörlü ve otoparklı - T...

0545 200 04 04

SAHİBİNDEN KİRALIK ve SATILIK DÜKKAN

Başiskele Sanayi Sitesi’nde Dış cepheleriyle toplam 500 m2, İç cepheleri 195m2 kullanım alanı olan 2’li dükkan

0537 308 16 63

Anket Muharrem İnce parti kursun mu?