Kocaeli’nin halka yansımayan zenginliği

Havamız yerinde.

Gazeteler, bizim “sanayi kenti” olduğumuzu yazıyor.

Televizyonlarda adımız hep “sanayinin başkenti” olarak geçiyor.

Türkiye, bizi böyle biliyor.

Dünya, bizi böyle tanıyor.

Rakamlara bakıyorsun, rakamlar da bu “algı”yı doğruluyor.

Son rakamlar…

Türkiye’nin 2019 ihracatı, 180 milyar 468 milyon dolar.

Bu ihracatın yaklaşık yüzde 12’si şehrimizden yapılmış.

Bu yüzde 12’nin parasal karşılığı ne biliyor musunuz?

15 milyar 240 milyon dolar.

Büyük para, çok büyük para!

Eee, bu kadar ihracatın kentimizden yapılması normal.

Petrol burada…

Otomobil ve lastik sektörü burada…

Kimya ve çelik endüstrisi burada…

Binlerce şirketimiz, yüzlerce fabrikamız var.

2018 ihracatımız 14 milyar 124 milyon dolardı…

Geçen yıl ihracatımız yüzde 8 oranında arttı, 15 milyar 240 milyon dolar oldu.

Bir not daha düşeyim, Kocaeli’nin 2019 ihracatı, 66 ilin toplam ihracat rakamına bedel!

Kocaeli’nin şu zenginliğine bakar mısınız?

Bu kadar ihracatın yapıldığı kent çok zengin olmalı, değil mi?

Şimdi gelelim esas konumuza…

Kocaeli’nin bu zenginliği, halka yansıyor mu?

Bu kentte yaşayanlar, bu zenginlikten ne kadar pay alabiliyor?

İşte Kocaeli’nin sorunu burada başlıyor

Önce o soruyu yine kendi kendimize soralım…

Herkes Kocaeli’ni “sanayi kenti” biliyor, ama Kocaeli gerçekten “sanayi kenti” mi?

“Sanayi kenti” mi, yoksa devasa bir “işçi kenti” mi?

Hangisi?

Bazıları, Kocaeli’nin kimliğinin tartışmaya açılmasından pek hoşlanmıyor, ama biz her fırsatta bunu tartışmak zorundayız.

Doğruyu buluncaya kadar…

Doğru kimliğimizi belirleyinceye kadar…

Haydi başlayalım:

Kocaeli, “sanayi kenti” mi?

Kocaeli, “ticaret kenti” mi?

Kocaeli, “turizm kenti” mi?

Kocaeli, “limanlar kenti” mi?

Nasıl bir kimliği var?

Kendisine yakıştırılan kimliğinin özelliklerini taşıyor mu?

Bu konuları tartışmalıyız.

Demagoji yapmadan…

Bazı kalıplaşmış ifadelerin arkasına sığınmadan…

“Bu böyledir” deyip, kestirip atmadan…

Söylediğim gibi, Kocaeli, hep “sanayi kenti” olarak anılır.

Kitaplar öyle yazar…

Nutuklarda böyle söylenir…

“Sanayi kenti Kocaeli’nde…” diye başlar cümleler.

Fabrika ve işçi sayısı verilir…

Yaratılan katma değerden söz edilir…

İhracat rakamının bilmem kaç ülkenin toplam ihracatından daha fazla olduğu rapor edilir…

“En büyük 100 şirketin şu kadarı bizde” denir…

Vergi tahakkuk ve tahsilatında, şampiyonluğu diğer kentlere bırakmayız, bayrağı hep biz taşırız.

Bizde de, bizim dışımızda da “sanayi kenti” algısı iyice yerleşmiştir.

Peki, Kocaeli “sanayi kenti” mi?

Söylemekle, bir şey olunmuyor.

“Yanlış ve hatalı algı” yaratmakla da…

Evet, Kocaeli’nin dağı taşı ovası her tarafı fabrika.

Evet, Kocaeli’nde on binlerce işçi var.

Evet, Kocaeli’nden milyarlarca dolarlık ihracat yapılıyor.

Evet, verdiğimiz verdi diğer kentlerle mukayese edilemeyecek kadar fazla.

Ama Kocaeli, ne yazık ki “sanayi kenti” değil.

Dünyadaki sanayi kentlerini inceleyin…

Sanayi tesislerinin sahipleriyle ve yöneticileriyle o kent bütünleşmiştir.

Fabrikanın sahibi de yöneticileri de o kentte oturur.

Kentin duyguları vardır, kentin duygularına ortak olur.

Yeri gelir, sevinir…

Yeri gelir, üzülür…

Yeri gelir, gururlanır…

Kentin değerlerini sahiplenir…

Özetle, “kentle birlikte” yaşar.

Kentin sorunları, onun sorunudur.

Kayıtsız kalamaz, sırtını dönemez…

Kentin sosyal yaşamının daima içindedir.

Cenazesinde, düğününde, sanat sergisinde, konserinde…

Restoranında onu görürsünüz, AVM’lerinde onu, eğlencesinde onu…

Kentle bütünleşmiştir.

Bizim sanayicilerin yüzünü gören var mı?

Bizim fabrikaların sahip ve yöneticilerinin durumunu gözünüzün önüne bir getirin.

Herkes kendi çevresini bir gözlesin!

Fabrikaların sahipleri ve üst düzey yöneticileri…

Tamamına yakını Kocaelili değil, bu nedenleKocaeli’nden çok İstanbul’da oturmayı tercih ediyor.

Sabah işegelip akşam evine dönüyor. Alışverişini İstanbul’dan yapıyor, İstanbul’daki restoranlarda yiyip içiyor.

Eşi ve çocukları da doğal olarak bütün ihtiyaçlarını İstanbul’dan gideriyor.

Kentin sevinciyle, üzüntüsüyle bir ilgileri yok.

Kentle duygusal bağları yok. Fabrikaya gelen konuklarını İstanbul’da konaklatırlar.

İş yemeklerini İstanbul’da düzenlerler. Personeline iftar yemeklerini bile İstanbul otellerinde verirler.

Fabrika sahipleri arasında Kocaelili olanlar da var.

Burada doğup büyümüşler, burada eğitimlerini almışlar, iş kurmuşlar geliştirmişler…

Ama gözleyin, Kocaelili sanayicilerin de büyük çoğunluğu İstanbul’da oturuyor.

“Çocuklarının okulu” bahanesiyle İstanbul’a gitmişler, dönmüyorlar.

Böyle “sanayi kenti” olur mu?

Fabrika binası bizde…

İşçiler bizden…

Kirlettiği havası, kirlettiği suyu, kirlettiği toprağı bizim…

Sanayici, kendisi İstanbul’da yaşıyor.

Kocaeli’nin sosyal, ekonomik, çevresel, kültürel ve sportif sorunlarıyla bir ilgisi yok.

Böyle bir tablo karşısında Kocaeli’ne “sanayi kenti” denir mi?

Bu özellikler, evrensel “sanayi kenti” kıstaslarına uyar mı?

Ben hep söylerim, bir kez daha dile getiriyorum:

Kocaeli, “sanayi kenti” değil, devasa bir “işçi kampı”dır!

Fabrikalar var…

İşçiler var…

Hava bizden, su bizden, toprak bizden…

Fabrika sahipleri ve yöneticileri, bizde kazanıp İstanbul’da harcıyorlar.

Bizim duygularımızı paylaşmıyorlar.

Bizimle sevinip, bizimle üzülmüyorlar.

Sorunlarımıza ortak olmuyorlar.

“Ortak tasa” taşımıyorlar.

Bu nedenle onlarca yıldır sorunlarımız azalmıyor, aksine artıyor.

2019 ihracat rakamları açıklanınca, dayanamadım “bir durum tespiti” daha yapayım dedim.

Türkiye ihracatının yüzde 12’si Kocaeli’nden yapılsa ne olur, yapılmasa ne olur?

Rakamların zenginliği, bu kentin halkına yansımıyor.

Antibiyotik kullanma şampiyonu

Türkiye, antibiyotik kullanımında dünya şampiyonu!

İkinci sırada Cezayir, üçüncü sırada Tunus, dördüncü sırada Romanya var.

Ülkemizde her 10 reçetenin üçünde “antibiyotik” var.

Sağlığımızın ne halde olduğunu siz düşünün!

2 görüş

*”Nerede kolaycılık varsa, orada soysuzlaşma vardır. Nerede zordan kaçış varsa, orada cehalet vardır. Kolaycılık ve cehalet, ikiz kardeştir. Kolaycılık ve cehaletin, doğrulara karşı bir direnişi vardır.” Yalçın KÜÇÜK

*”Umarım insanlar bir gün tek bir ırk olduğunu ve onun da insan ırkı olduğunu hatırlarlar. Hepimizin de bu ırkın üyeleri olduğunu kavrarlar.” Margaret ATWOOD

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

02

Can - Kocaeli ne sanayi ne işçi kenti. Kocaeli ucuz amele kenti.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 08 Ocak 11:32
01

Ersoy Kandemir - Ziyapaşa çetesi varken nasıl yansıyacak?Bir Allah’ın kulu sormuyorya bu çeteyi,enteresan dimi?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 08 Ocak 01:20

Anket Kocaeli'de en başarılı bulduğunuz milletvekili kim?