Reklamı Kapat

Tiyatro bitti dağılabilirsiniz!

Gün geçmiyor ki ülkemiz gerek bölgesel gerekse küresel çekişmelerden nasibini almasın. Sanki hiç sorunumuz yokmuş gibi, kucağımızda bulduğumuz Amerika-İran geriliminin bize neler getireceğini düşünmek zorunda kaldık.

ABD kamuoyu Başkan Trump'ın azil sürecine kilitlenmişken, çok yerinde(!) bir zamanlamayla hedef şaştı ve 40 yıllık düşmanları olan İran bu süreçte hızır gibi imdada yetişti!

Başta Irak ve Suriye gibi ülkeler olmak üzere Ortadoğu’nun Şia eksenine girmesi için büyük bir çaba harcayan, üstelik bu konuda başarılı da olan Kasım Süleymani isimli generalini öldürerek dünyayı adeta diken üstünde bıraktılar.

Dünya İran'ın buna nasıl karşılık vereceğine, dahası 3. Dünya savaşının çıkıp çıkmayacağına kilitlenmişken, biz Türkler haklı olarak “bize getireceklerini” düşünmeye başladık.

Zaten Suriye savaşı nedeniyle 4 milyon civarı mülteci varken, bir de İran'dan geleceklerle birlikte bu sayının 10 milyonlara çıkması en büyük korku…

Malum olduğu üzere bu bölgede tarih boyunca her zaman sığınılacak en güvenli kale Türkiye oldu. Bunca insanı bizden başkası da kabul etmezdi zaten.

Neyse ki şimdilik korkulan olmadı. İran ABD'nin Ortadoğu’da elini kesmesinin karşılığı olarak üç beş füzeyle Irak'taki Amerikan üssüne saldırdı. Her ne kadar İran tarafı 80 civarı asker öldü dese de, tek bir Amerikan askerinin bile burnunun kanamadığı bir gerçek.

Aksi olsa Trump gibi bir karakter bunun karşılığını mutlaka ama mutlaka ödetirdi.

Herkes gibi biz de soruyoruz, “peki ne oldu?”

Bunu anlamak için anlı şanlı profesör veya güvenlik uzmanı olmaya gerek yok.

İran kadim devlet kültürünün bir gereği olarak “devlet aklı”nı kullandı. Baş edemeyeceği bir sorunu kendi iç kamuoyunun -tabiri caizse- “gazını alarak” çözdü, Amerikan üssüne saldırdı. “Şu kadar asker öldürdük” diyerek bir nebze halkını sakinleştirdi. Saldırıların devamını getiremeyeceğini bildiği için, her zamanki gibi üst perdeden tehditlerini sallamaya da devam etti…

Başkan Trump da saldırıların bir etki yaratmadığının farkında ve daha alt tonda karşılık vererek tehditlerini sürdürmeye devam etti.

Sonuç olarak; İran ve ABD tarafları kendi vatandaşlarının gazını aldı. Bütün dünya gibi tabi ki bizler de ciddi bir savaş olmayacağının rahatlığıyla derin bir nefes aldık. Ölen öldüğüyle kaldı, kalan sağlar selamet!

Dünya bir başka İran ve ABD tiyatrosunun sahneleneceği güne kadar nefes alma imkanı buldu.

Tüm bu yaşananlar bize “coğrafya kaderdir” diyen İbn-i Haldun’un haklılığını bir kez daha kanıtlıyor esasında.

Nasıl zor bir coğrafyada yaşadığımızı acı bedellerle yaşayıp görüyoruz. Her zamankinden daha güçlü, ama her anlamda güçlü olamaya mecburuz.

Gerek ekonomik, gerek askeri teknoloji başta olmak üzere, insan hakları, demokrasi, özgür düşünme ve ifade hürriyeti gibi evrensel değerleri kendi geçmişimizle yoğurup zirveye çıkmanın adımlarını hazırlamalıyız.

Yoksa bu coğrafya diğer geri kalmış toplumlar gibi bizi de yok edeceği güne kadar bekliyor olacaktır. Geleceğimizi bu vebalden kurtarmak için, her zaman bir ve beraber olmayı ihmal etmeyelim.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Altınkaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Cumhurbaşkanı'nın açıkladığı normalleşme sürecini nasıl karşılıyorsunuz